Kendinizi ve çevrenizdekileri koruyun.

Çember daralıyor. Artık hemen hemen herkesin, Covid-19 geçiren bir yakın tanıdığı, komşusu, iş arkadaşı veya akrabası var. Çok dikkatli olmalıyız. Geçen gün hastanenin İnsan Kaynakları bölümünden aradılar. Covid-19 önlemleri kapsamında, yaşım gereği, yıllık iznimin bir kısmını kullanarak hastaneden uzak kalmamın doğru olacağını düşünmüşler. Gerekirse evden bağlanıp, laboratuvardan gelen soruları cevaplayacağım. Gözümün önüne, beni gülümseyerek "Günaydın hocam" diye karşılayan, Covid-19 sorununa rağmen, büyük özveriyle, sorumluluk duygusuyla, görevlerini aksatmadan yerine getiren laboratuvar ve röntgen teknisyeni arkadaşlar geldi. Onlar ve meslektaşlarım hastanede her türlü risk altında iken, benim izin kullanmak zorunda kalmam, içimde açıklayamadığım bir sıkıntı doğurdu. Bu sıkıntı hali, yıllar önce seyrettiğim "Lord Jim" filminden bir sahneyi hatırlattı . Jim, köylülerin onları haraca kesen çeteye karşı savaşını yönetirken, bir ara, paniğe kapılır, cesaretini kaybeder. Köylüler ölümüne koşarken, Jim'i, bir ağacın arkasında, ne yapacağını bilemez halde, çaresiz, endişeli, ter içinde kıvranıp dururken görürüz (https://www.filmmodu.org/lord-jim-altyazili-izle 1:34+ dakikalar). LORD JİM İyi bir denizci olmayı hedefleyen Jim, Patna adında eski bir gemide ikinci kaptan olarak çalışmaya başlar. İlk seferinde, 800 hacı adayı taşıyan gemi, fırtınalı bir gecede bir cisme çarpar, gövdesi yara alır. Jim, batma tehlikesi karşısında hacı adaylarını gemide bırakıp kaçmaya çalışan tayfalara katılır. Fakat Patna, bir Fransız gemisi tarafından kurtarılır, Jim ve tayfalardan önce limana çekilir. Böylece Jim'in gemiyi terk ettiği ortaya çıkar. Bir kaptanın gemisini terk etmesi çok onur kırıcı bir davranıştır. Jim suçunu itiraf eder, yargılanır ve kaptanlık belgesi elinden alınır. Bu olayın utancı ve anısı ile ezilen Jim, sağda solda günlük işler yaparak yaşamını sürdürürken, Patusan denen bölgedeki bir köye barut ve silah nakil işini üstlenir. Silahlar, köylüleri sömüren bir haydut çetesine karşı kullanılacaktır. Jim köylüleri örgütler, çatışmayı yönetir, sonunda savaş kazanılır. Köyü kurtaran Jim'e, köylüler, Lord anlamında "Tuan" diye hitap ederler. Jim sonunda bir kahraman olmuştur. Joseph Conrad'ın 1880 yıllarında uzak doğu limanlarında geçen romanından uyarlanan filmde, Jim rolünü Peter O'Toole oynuyor. Bu savaştan sonra da olaylar devam ediyor ama ben burada keseceğim. Joseph Conrad, Jim karakterinde görev, korku, cesaret, kahramanlık, suçluluk duygusu, onur gibi kavramları ele alıyor. Bu kavramlar, roman yazarları ve felsefeciler tarafından çok seviliyor. Covid-19'a karşı canla başla savaşan sağlık çalışanları da bu duyguları yaşıyor. SAĞLIK ÇALIŞANLARI Hastaneye gelen hastaların, işe giriş için sağlık raporu alanların, Covid-19 testi yaptırmak isteyenlerin hizmet aldıkları bir yer olan hastane laboratuvarları en riskli yerlerden biri. Bir zamanlar televizyonda "Dirty Jobs" (https://go.discovery.com/tv-shows/dirty-jobs ) diye bir dizi vardı. Başroldeki Mike Rowe, tabakhane, domuz çiftliği, lağım arıtma tesisi gibi yerlerde, işçilerle beraber çalışır, ortamın ve çalışma şartlarının nasıl olduğunu izleyicilere gösterirdi. Yayınlanmış olan 173 bölüm içinde bir tıbbi tahliller laboratuvarı yok, ama dizi devam etseydi, eminim bir bölüm de laboratuvarda çekilirdi. Bir karaciğer enzimini, tepkimenin sonuna kadar bekleyip, ancak bir saatte ölçebildiğimiz günler geride kaldı. Şimdi, bir gram kanda milyarda bir oranında bulunan kimyasal maddeler otomatik olarak dakikalar içinde ölçülebiliyor. Fakat, hala elle yapılması gereken işlemler var. Örneğin, endişeli bir annenin tepinip duran bebeğinden kan alınacak. Beş litrelik su bidonunda gelen 24 saatlik idrarın hacmi ölçülecek, bir tüpe alınıp santrifüj edilecek, test kağıdı daldırılıp kontrol edilecek, tüpün dibindeki çökelek lama yayılıp mikroskopta bakılacak. Veya, plastik bir tüp içinde gelen kaka örneği, küçük bir kaşıkla alınıp lama yayılacak, boyanıp mikroskopta bakılacak. Neyse ki elemanlarımız kaka tüpünü veya çocuk bezini açarken nefeslerini tutma alışkanlığını çabuk ediniyorlar. Bir de bütün bu işlerin, nedense hep hastanelerin bodrum katına yerleştirilen, güneş görmeyen, dar laboratuvarlarda yapıldığını düşünün. Elemanlarım sadece Laboratuvar Teknisyenleri günü olan 28 Nisanda değil, yılın her günü takdirle anılmayı hak ediyorlar. Hepsine, meslektaşlarım ve hastalar adına tekrar teşekkür ediyorum. Kendinizi koruyun, size ihtiyacımız var.