Döviz ve altının hızla değer kazanması, TL´ nin şaşırtan ölçülerde değer kaybetmesi karşısında Türk ekonomisinin bir çıkmaza yuvanlandığı görülmektedir.
Başta ABD olmak üzere bizi sıkıştırmaya, mecalsiz bırakmaya muvaffak olurlarsa mesele sadece ekonomik bunalımla kalmaz, yanı sıra milli çıkarlarımızdan da aşırı tavizler vermemizi isteyebilirler. Biliyorsunuz Osmanlı sadece toprak kaybederek küçülmemiş, verdiği tavizlerle bir sonraki gerilemeye kapı aralamıştı.
Piasalarda yangın bacayı sarmış olmasına rağmen maalesef; şu saate kadar ne Sn. Erdoğan´ dan, ne Berat Albayrak´ dan kurtarıcı anlamda umutları yeşerten bir formül gelmedi. Dolayısıyla herkes, ?Bu sarmaldan nasıl çıkacağız?? sorusunu birbirine yöneltir oldu.
Çözüm için söylenen tek laf var: Dövizlerinizi, altınlarınızı bozdurun!
CHP ve İYİ Parti hükümetin yanında olduklarını açıkladılar, bu destekler iç barış için önemli fırsat ve adımlar... Gün birlik günü ise herkes alacak verecek bakkal defterini kapatacaktır.
Tabi yeterli mi, Hayır.
Neler olabileceğini sıralayalım:
Tatilde olan TBMM üyeleri derhal olağanüstü toplantı için geri çağrılmalıdır.
Sn. Cumhurbaşkanı konunun ciddiyeti hakkında Mecliste konuşarak siyasi partilerden görüşler almalıdır.
Hükümet talimatıyla; illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar parti başkanlarını toplamalıdır.
Vahamet halk katmanlarına yaydırılarak...
İl milletvekilleri noksansız bir araya gelmeli, birlik mesajı için el ele kol kola görüntüler verilmelidir.
AK Parti ve MHP Genel Başkanları dövizlerinizi bozdurun diye halkımızdan ricalarda bulundular. Güçlü iştirak için döviz ve kuyumcu dükkânları önünde ilk önce mülki amirler, milletvekilleri kuyruğa girmelidir.
Devlet sadece kamuda değil her platformda gözle görülen tasarruflara gitmelidir.
İlk tasarrufa Külliye´ den başlanırsa halk çok daha fazlasını inanarak yapacaktır.
Seçim öncesi millet ittifakına ?şer cephesi´ denilmişti; bu ayrıştırma çok derin yaralar açtı. Bunun seçim cilvesi olduğu özellikle ifade edilmelidir çünkü 81 milyon iki kutuplu ve gerilimli yaşatılamaz.
Sanayi ve Ticaret Odaları, Baro, Borsa, Esnaf Odaları ve diğer STK´ lar çok hızlı bir araya gelmeli, düzenlenecek açıklamalarla basın üzerinden topluma birlik çağrısı yapılmalıdır.
Akşamdan sabaha dahi vakit uzundur, en kısa zamanda acil adımlar atılmazsa olağanüstü durumun üstesinden gelmekte zorlanacağız.
Siyasi nefret, kin ve dalaşmalar bıçak gibi kesilmeli, ortalık dinginleşip normalleşme sağlandıktan sonra yine herkes kendi siyasetine devam edebilir, demeliyiz.
Tüm bunların olabilmesi için ilk adımın iktidardan gelmesi elzemdir. Madem bütün dünya üzerimize çullanmaktadır, o halde dışa karşı içte birlik sağlandığı zaman kendiliğinden 1-0 öne geçmiş olacağız.
?Her işte bir hayır vardır? Diyelim ve ilk adımı da hükümet cihetinden bekleyelim.