AKBULUT, ? BENİ DE DİNLEDİLER?

Ya… Ne demezsiniz! Bayılıyorum şu ince mazeretlere… Günah çıkarmayı ne kadar güzel beceriyorlar. Bunları dinledikten sonra ne gerek var Papaz Efendiye, diyesi geliyor insanın. Uzatmadan konumuza dönelim: Son yıllarımızın dinleme muhabbetleriyle geçtiğini sizler de biliyorsunuz. Bu alanda ne canlar yakıldı… Ne ocaklar söndürüldü. Başbakan’ ın makam odasında bulunan böcekler (dinleme cihazı)  Cumhurbaşkanının dinlenmesi! Yani birileri bizi hep dinliyor imiş! Sonra o mücrimler ağızlarından sular akarak; Suç dosyası oluşturup mahkemelere verdiler… Bu yoldan; ordu, polis, siyasetçi, iş adamı… Herkes mahvedildi. İnsanların hayatları karartıldı. Öncesinde olmayan, fakat AK Parti iktidarında ortaya çıkan bu mezelletin nasıl peydahlandığını Akbulut anlatıyor. Bunları okuduktan sonra AK Parti’yi pek masum görmek mümkün olmayabilir. Siz iyi niyet ekiyorsunuz, kötülük çıkıyor; olmaz böyle bir felsefe! Ziyaeddin Akbulut: "-Ben 2005 yılında Adalet Komisyonunda iken bu kanunu biz çıkardık. Yasal olmayan dinlemeleri önleyelim düşüncesiyle çok büyük bir emek sarf ettik…” Ya canım Akbulut! Gayr-i yasal olacağı yerde yasal olsun diyerek, kerhane açtığınızda fuhşun önleyeceğini sandınız, öyle mi? Bu öngörü işidir, eski deyimle; feraset, basiret, yani güçlü tahmin... -Ama çok iyi niyetiydik… Sadece abazalar gidecekti… Kontrol sağlanacaktı… Zührevi hastalıkları önleyecektik vs. Geçiniz böyle acıklı hikâyeleri! Devam ediyor Akbulut: “Tekirdağ’da 500 kişinin dinlenmesi olduğunu biliyorum. Tabi bunlardan bir tanesi bendim, diğeri ise Özlem vekilimiz. Gayri resmi yollardan ben de dinlendiğimi duyduktan sonra şikayetçi oldum” İyi yapmışsınız, ancak... Ya dinlenildiğinden habersiz olanlar? Bu yolu açanları, müsebbipleri Allaha havale ediyorum deyip şikâyetçi olmayanların hakkını nerede, nasıl ödeyeceksiniz? Hükümetiniz bu yolu açmıştır… Arı deliğine çomak sokmasaydınız ne olurdu biliyor musunuz? Dinleyenlere en ağır cezaları verebilirsiniz… O kayıtlar mahkemede delil hükmünde olmazdı… Dinleme yapanları sürüm-sürüm süründürebilirsiniz. Yani Sayın Akbulut… Hangi gerekçe ile olursa olsun Pandoranın kutusuna yasal kılıf geçirdiğinizde kötülükleri önlemiş olmuyorsunuz. Önemli olan o kutuyu açmamaktır. Netameli konularda bırakın kapı açmayı, aralamayı bile düşünmeyeceksiniz. Efendim yasayı, sadece Emniyet Genel Müdürünün, sadece MİT Başkanının dinleyebileceği şekilde çıkarmıştık ama birileri tarafından suiistimal edilmiş(miş) Ayıptır! Hiç olmazsa konuşmayın! Teşbihte hata olmaz! Sn. Akbulut, siz genel ev açmaya izin vermişseniz, artık, oraya önüne gelen girmiş, o kapı herkese açık değildi, ama suiistimal etmişler, oysa biz çok iyi niyetlerde yasayı hazırlamıştık, hatta giren çıkanların listesine beni de eklemişler, demenin hiçbir geçerli yanı yok. İtikadımızla bağlantı kuracağım… Bunu da yine en iyi siz anlarsınız: İlk günah işleyen kişi, kendinden sonra işlenen benzeri günahların da ortağıdır, pay sahibidir. Günahkarların silsilesi arttıkça ilk günah işleyenin de cezaları katlanarak gider. İslam’da günah çıkartma olmadığına göre…  Açıklamalarınız, “Merdi Kıpti şecaat arz ederken firkatin söyler” misaline benziyor.  Nadim olduğunuz anlaşılıyor, Allah tövbelerinizi kabul etsin! KAYNAK: Akbulut’ a ait açıklamaları, 22 Ağustos tarihli Yeni İnan Gazetesinden aldım.