AK PARTİ HÜKÜMET KURMAK İSTEMİYOR VE KARGA!

AK Parti, hükümet kurmak amacıyla CHP ile uzun süren görüşmeler yaptı. Kurulacak zannediyorduk, o gözle takip ediyorduk. Taa ki, olumsuz açıklamalar gelene kadar! Halk, ?galiba kuruluyor?  derken Cuma günü her şeyin bittiği ilan edildi ve AKP için CHP kapısı kapandı. Sıra MHP´ ye geldiğinde bir umut daha doğdu... Tabanları %65 olan muhafazakar sağ kesimin ortak beklentisi demeye başlamıştık ki, mide ve kafa bulandırıcı iki önemli açıklama pat diye geliverdi. Sayın Cumhurbaşkanı ve Davutoğlu aynı gün içinde Bahçeli´ye ağır sözler söylediler. Bir nevi negatif sinyal verilerek bu kapı da kapanıyor izlenimine geçildi. Siyasetin kompetanları ta başından beri şöyle söylüyordu: Cumhurbaşkanı, 17/25 dosyası meselesi kurcalanacak diye ortak hükümet kurulmasını istemiyor; kurulma ihtimallerini de birer, birer yok ediyor.  MHP ile görüşmeler henüz başlamadı, 23 Ağustos son gün... Yani son kapı Bahçeli olmakta... Sayın Erdoğan bu ince sırat çizgisinde bile Bahçeli´ye, "Şahsıma, ailemle ilgili edep sınırlarını çok aşan ifadeler yapmıştır o yüzden muhatap almıyorum. Onunla ilgili bütün süreçler yasaldır. Sonuna kadar kullanacağım yasal haklarımı ?diyorsa bu işin olabilirliği, imkansıza dönüşmüş demektir. Haklı olsanız bile bu sözün ne yeri, ne zamanıydı Sayın Erdoğan! Görücüye çıkarken gideceğin aile hakkında şahsı meselenizi ileri sürüp olumsuz laflar ediyorsanız o kızı istemeye, almaya niyetinizin olmadığı anlaşılacaktır. Yapılacak olan neydi? MHP ile görüşürsünüz, konuşursunuz ve kesinkes olmayacağı kanaatine vardıktan sonra halka dönüp; EY milletim! CHP ile olmadı, maalesef MHP ile de olmadı; Partimiz her biriyle samimice konuştu, yüksek çaba gösterdi ve bundan böyle geriye tek çare olarak erken seçim kalıyor; bizi anlayın! Demeliydiniz.  Bu pozisyon size çok daha fazla haklılık kazandırırdı. Ancak bugün, milyonlar üzerinde bir anket yapılsa çoğunluk, Türkiye üzerinde 2 yük olduğunu söyler: -17/25 Aralık dosyası, -Çözüm süreci (Açılım) AK Parti´nin önünde, masasında, aklında, vicdanında bu iki konu karabasan gibi durmaktadır. Atasözlerimiz der ki: ?Şüyuu vukuundan beter?, ( bir şey hakkında çıkan söylenti olmuşundan daha beterdir.) ?Adın çıkacağına canın çıksın?, ( bir kere hakkında olumsuz yönde bir dedikodu çıkmışsa artık o leke seninle ölünceye kadar gider.) "Adın çıkmış 10´a, inmez dokuza" (Bir defa damgayı yediniz mi artık temizlenmeniz imkansızdır) "Beyliği ver, yiğitliği verme" ( Unvan, san, nam gitsin ama adamlığı, yiğitliği verme) AK Parti üst katlarında atasözlerini hatırlatacak çok sayıda olayların varlığını, yaşandığını hep birlikte defalarca gördük; nitekim, oyların %40´ a, vekil sayısının da 258´ e düşmesinin sebebi o şayialardı. Açılıma gelince... Başlı başına hicrandır. Terörle mücadeleyi bırakıp müzakere ettiniz, yeri geldi APO´ yu, PKK´ yı övdünüz, üzerindeki yasakları da kaldırdınız. PKK ve uzantılarını barış elçisi, kanatlı güvercin yaptınız. Her seçim öncesinde hep ateşkesler sağlayarak peş peşe 10 seçim kazandınız. Ama her şeye rağmen sonunda deniz bitti, kara göründü, daha ağırı zokayı yediniz. Şimdi şehitler ha bre artarak geliyor. Büyük savaş deseniz o da kapımızda... Diğer yönden ekonomi dâhil her şey kötüye gitmekte? Kimdir müsebbibi? Çıraklık, kalfalık, ustalık dönemi diyerek halkı sürekli yanıltanlardır. Bir huyları daha çıktı ortaya: "Bizi kandırmışlar!"  Kim kandırmış sizi? Pensilvanya...Kumpasçılar... PKK! Nasıl olur istihbaratınız yok muydu?  Bundan sonra kandırılmayacağınızın garantisi var mı? İşte, 17/25 Aralık dosyası? İşte Açılımın kan kokan gömleği ve tabutlarımız! Bu iki husus tüm çıplaklığıyla var oldukça, Yüce Allah, Kabil´ e gönderdiği karganın bir benzerini size göndermeyecektir.  Mucize devri Hz. Resul´den sonra kapandı çünkü... Kılavuzu karga olanın, (? )  deyip de sürç-i lisan eylemeyelim; tövbe estağfurullah!