YEŞİLÇAM FİLMLERİ? KABADAYILIK VE YASALAR
Sayın C. Başkanı Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül ile alakalı verdiği tahliye kararına şiddetli tepki göstererek,? Saygı duymuyorum, uymuyorum? Dedi.
Neden, niçin dediğini çözmek için Yüce Allah´tan akıl mantık gücü diliyorum; herkes için diliyorum.
Ben bu sözleri elbette hukuk tekniği açısından yorumlayamam ancak en üst mahkeme kararına uymamanın, saygı göstermemenin halk belleğinde nelere sebep olacağını az çok tahlil etmeye cesaretim var.
Efendim; Sayın C. Başkanı seçildiği günden beri, ?Seçildim? aşkıyla her gün her olaya teşni olmayı gelenek haline getirdi. Bu tutumuyla sukunet mi sağlıyor, gerilim mi meydana getiriyor, yorumu size ait olsun! Şahsen ben çokça yadırgamaktayım ve bundan sonraki CB. Seçimlerinde sağ olursam kişilerdeki bu cihete fazlasıyla dikkat edeceğimi şimdiden beyan etmek isterim.
Başbakan icraatın başı olarak halkı aydınlatan kişidir. C. Başkanı, devlet ile hükümet arasında hakem rolünü oynar; daima az, öz konuşur. Keşke CB. Leri TBMM tekrar seçebilse!
AK Partili arkadaşlarla bu durumu ara sıra da olsa söz konusu ettiğimde aldığım cevaplar genellikle şöyle olmaktadır: ? Ee ne yapalım, seçilmiş Cumhurbaşkanı, halk seçti, zaten farklı olacağını da söylemişti?
Kraldan fazla kralcı olmakla bilinen AK Partili Vekil Metiner adlı kişi de geri durmayıp: ?Bu Anayasayı paramparça edeceğiz, 12 Eylül´ ün son vesayetidir, onu da yok etmezsek namert olalım? Diyebiliyor. (Ses ve görüntü videoları sosyal medyada mevcut)
Değerli okurlarım, sözü edilen vesayet bir şekilde ortadan kalktı, kaldırıldı diyelim; o takdirde yerine ne gelecek? T. Cumhuriyetini ve onun Anayasasını korumak üzere yemin eden kişiler nasıl olur da bu değerleri ortadan kaldırmak üzere kabadayı üslubunu benimserler?
Bu ülke üzerinden vesayetlerin kalkacağına her vatandaş gibi ben de kesinlikle inanmıyorum. Biri giderse yerine daha despotu gelir oturur. Sonra, neden sadece ?askeri vesayet? konu edilmekte? ?Sivil vesayet? olmaz mı? Yasa üstü olan herkes aslında vesayetin ta kendisidir. Bir gün gerçekten bu anayasa da paramparça edildi ve Mehmet Metiner gibiler gelip üzerimize derebeyi oldular, egemenlik kurdular diyelim; ne yapacağız o zaman? Ben öyle bir Türkiye´de yaşamaktansa bir onbaşı tokadını ondan bin kat evla sayarım. Siz; asker hatıralarını öfkeyle anlatan bir sohbete rastladınız mı hiç? Bilakis o dayakları gülerek ve gururla dededen toruna anlatmaya hala devam eden bir topluluğuz biz! Askerliğini yapmayan genç adamdan sayılmadığı için ona kız verilmez. Nedir bu sürekli vesayet, vesayet?
Kanun tanımamanın adı vesayet oldu! Halktan alınan oy gücünü hiçbir kimse halk aleyhine, devlet, rejim aleyhine kullanamaz! Neden bu denli kendimizden geçtik Allah aşkına! Mahkemeler her gün binlerce dosya hakkında birinin aleyhine, birinin lehine karar verirken bunun sonuçlarına, ?Şeriatın Kestiği Parmak Acımaz? Anlayışıyla yaklaşıyor bu millet!
Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemlerine paralel söz ederken haddi aşan bazı kişiler bilsinler ki kanun nizam tanımamak yönünde yapılan pervasız çıkış ve diklenmeler vatandaşların şuuraltlarında kamu düzenine isyan duygusunu açık şekilde ve hızla tetiklemektedir.
Geçmişin Yeşilçam filmlerinden ibret alalım...
Mesela bir ?Çirkin Kral? vardı. Üçkâğıtçı karakterleri döver, mahallede huzuru, asayişi, disiplini kavgalarıyla sağlardı. Gazozumuzu yudumlarken çocuk ellerimizle Güney´ i alkışlar, sokağımıza döndüğümüzde bakışlarımız, duruşlarımız, davranışlarımızla birer Yılmaz Güney olurduk. Kasımpaşalı, Karagümrüklü vb bizlere kalan o devrin kötü miraslarıdır aslında!
Evet? Yasa tanımazlık 1960´larda kalmalıydı bence, tatlı geçmişimizin filmlerinden öte geçmemeliydi.
Yılmaz Güneylerin öldüğünü sanıyorduk; meğer içimizde, beynimizde, evimizde, koltuğumuzda yaşamaya devam ediyormuş bizlerle beraber? Adana´da bir Savcıyı öldüren o Çirkin başımıza kral yapıldığında bir ideolojinin de kapanına sinsice sıkıştırıldığımızı ancak şimdilerde idrak etmeye başladık.
Diyeceğim şu ki; Yeşilçam´da kalsın onlar ve hukuk geri gelsin!
Ancak, geç mi kaldık acaba?