YENİ MODEL BELEDİYECİLİK ÜRETMELİYİZ

Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak ile Eş Başkan Fırat Anlı tutuklanarak cezaevine kondular. Durum bu vaziyete gelinceye kadar devletimizin de hataları oldu. Çözüm Süreci tavizleri unutulmamalıdır. Buna bakarak ?Haa!? Demeli ve belediyelerde yeni modeller düşünmeliyiz. Bu eşbaşkan nedir; anladınız mı? Hangi ilde var böyle bir uygulama ve buna neden müsaade edilmiştir? Bir makamda iki başkan oturuyor. Böyle bir yasa var mı, zorlama mı; o da ayrı mesele! Diyarbakır´da belediye hizmetleri zaten az iken şimdi daha da berbat olmuş durumda? Dağ gibi çöp yığınları oluştu, pis kokular da giderek şehre yayılıyor. Devlet, kayyum atayıp atamamak konusunda hala tereddütlü? Önceden düşünülmeyen tedbirler şimdi sıkıntılara sebep olmaktadır. Bugünden itibaren? Değiştirin Mahalli Yönetimler yasasını ve deyin ki; ?Terör gerekçesi ile tutuklanan/cezaya çarptırılan belediye başkanları ile başkan tarafından atanan; genel sekreter, özel kalem müdürü, daire başkanları, kurulan şirketlerin genel müdürleri, onların yardımcıları, şube müdürleri dâhil üst kadronun tamamı 15 gün içinde görevden alınır yerine devlet tarafından kayyumlar atanır? Üst kadroyu çeteye sokarsın olur biter. Çünkü belediye başkanının kanunsuz uygulamalarından müteselsil olarak her bir memur sorumludur. Böyle şümullü bir mahalli idareler yasası gerekli bize, hele bu saatten sonra daha da gereklidir. Gültan Kışanak hakkındaki iddia şu: ?PKK lehine söylemde bulunmak, olağan üye sıfatıyla katıldığı Demokratik Toplum Kongresi´nde örgüt lehine konuşma yapmak ve belediye araçlarını PKK´lıların cenazelerine tahsis etmek? Bu kadın zaten medyatikti? PKK yanlısı konuşmaları, hareketleri ve heyecanı yıllardan beri biliniyor. Ancak devlet peşin peşin diyecek ki, ben bu çeşit partileri seçime sokuyorum ama bunlar belediyeyi kazandıkları takdirde elindeki tüm imkânları ama açık ama kapalı PKK lehine kullanırlar/kullanabilirler, böyle bir eylemleri tespit edildiğinde ben de şu, şu tedbirleri almalıyım! Yan taraflarda başka yasalar var elbette ama Diyarbakır halkı gecikmelerin de cezasını çekiyor.   Değerli dostlarım, PKK´ nın ağırlık koyduğu Güneydoğu, Doğu illeri, ilçeleri, beldeleri, köyleri ile batının yerleşim birimleri aynı kategoride hiçbir zaman düşünülemez. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi A tipi ise Diyarbakır, Mardin, Van, Hakkâri gibi iller daha başlangıçta B tipi olacak; buraları riskli bölgelerdir. Bu bölgelerde yapılan genel ve yerel seçim güvenliği batı ayarında olamaz. Ayırım yapılmaz demeyin, şartlar eşit değilse, güvenlik riski fazlaysa ayırım bal gibi yapılır. Burada önemli olan devletin bekası halkın huzurudur. Kaldı ki oralarda seçimler PKK´ nın silah zoruna dayalıdır. Demek istiyorum ki: Bir yerde silah baskısı, zorlaması, tehdit varsa orada seçime gerek bile yok, atamalarla mesele halledilir. Devlet seçim öncesinde, ?Güvenlik Karnesi? Diye bir uygulama çıkarsın ve teröre dayalı kaç olay olduysa o ili, ilçeyi? Ona göre seçimli/seçimsiz statüsüne alsın. Tedbir baştan gelir. Tekirdağ gibi illerde demokratik kuralları ( A´ dan Z´ ye)  problemsiz yaşar ve uygularsın ama oraları farklı. Farklı olan yerlere de muameleler farklı olmalıdır.