´´Ekmeğin hiç bitmesin, yeşilliğin hiç solmasın, sana gelen birdaha geri gitmesin, gitse de gönlü sende kalsın.´´

ULUCAMİ Öğle namazını kılmak için turumuza ´´Ulucami´´ ile devam ediyoruz. Ulucami Tophane´den yürüme mesafesi olarak 15 dakika uzaklıkta. Neden ulu adı verildiğini yaklaştıkça daha iyi anlıyorsunuz. Camiinin içide dışı gibi ihtişamlı. Büyüklüğüne, genişliğine, duvarlardaki hat yazılarına, caminin ortasında duran gösterişli havuza bakmaktan namaz kılmayı unutuyordum. Yapımına 1396 senesinde başlanan Ulucami Bursa´nın en görkemli camisidir ve en önemli tarihi yapılarındandır. Evliya Çelebi´nin ifadesine göre ise Bursa´nın Ayasofya´sıdır. Gelelim Caminin inşaasına nasıl karar verildiğine. Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıd Haçlı ordusunun İstanbul´u kuşatmak için hareket ettiğini ve Niğbolu önlerinde olduğunu duyunca ordusunu hazırlayıp yola çıkar. Yola çıkmadan öncede Dua eder. ´´Yarabbi´´ der ´´çok zorlu bir savaş, eğer bu savaşı kazanıp Bursa´ya geri dönersem, sana söz veriyorum elde edeceğim ganimetlerle 20 tane cami yaptıracağım´´. Savaşı kazanıp dönüyor. Ama Bursa 200 hanelik bir yer. Bu kadar Camiyi nereye yapacak; ayrıca Osmanlıda bir gelenek var, bir caminin cemaatini doldurmadan yakınına yeni bir cami yapılmıyor vebal olmasın diye. Ne olacak ???? Damadı Emir Sultana danışıyor. Biz bu işin içinden çıkamadık diyor. Emir Sultan Hazretleri diyorki; ´´Padişahım öyle bir cami yaptır ki 20 camiye bedel olsun, hem bayramlarda hem cuma günleri ümmeti Muhammet kaynaşır´´. Her gördüğümüz kubbe bir mahalle camisini temsil ediyor. Cami yapımı bittiğinde açılış hutbesini Emir Sultan hazretlerinin okuması isteniyor fakat Emir Sultan ´´burda bizden daha büyük bir Allah dostu varken hutbeyi okumak bize yakışmaz´´ diye cevap veriyor. Kim o Allah dostu? Tabiki Somuncu Baba. O güne kadar mahallede ekmek satan fırıncı; bir Allah dostuymuş herkes şaşırır. Somuncu baba sırrının meydana çıkmasından hoşlanmaz ama bir kere meydana çıktı. Ne yapacak minbere çıkıp 7 dilde Fatiha şerife okur. Birinciyi herkes anlar, ikinciyi bazıları anlar, üçüncüyü bir kaç kişi anlar, dört-beş-altı-yedinci tefsiri kimse anlamaz. Molla Fenari hz. var (osmanlının ilk şeyhülislamı) dört dil biliyor, soruyor somuncu babaya nasıl bir tefsir yaptın anlayamadık. ´´Onu herkes anlayamaz, ilmi ledün ile yaptım´´ diye cevap veriyor somuncu baba. ´´İlmi ledün´´ Cenabı Allahın dostlarına verdiği özel bir ilim. Somuncu Baba bir keramet daha gösterecek. Camide bulunan dört kapıdan aynı anda çıkacak. Birinci kapıdakilar diyor ki biz elini öptük, diğer kapıdakiler hayır biz gördük, üçüncü kapıdakiler hayır biz öptük diye tartışıyorlar. Halbuki dört kapıdakilerde gördü elini öptü. Somuncu baba artık Bursa´yı terk edecek. Halk gitmemesi için ne kadar yalvarsa da etkili olamıyor. Bursa´lılarda madem ki gidiyorsunuz Bursaya dua edin öyle gidin diye istekte bulunuyorlar. Somuncu baba bunun üzerine şu duayı ediyor : ´´Ekmeğin hiç bitmesin, yeşilliğin hiç solmasın, sana gelen birdaha geri gitmesin, gitse de gönlü sende kalsın.´´ Gerçektende ayrılırken gönlümüz kaldı. Ulucami namaz vakitleri dışında bir hat sanatları müzesi. Dünya´da hiçbir yerde bu kadar Hat sanatını bir arada göremezsiniz. Yer yer güldürür, yer yer düşündürür, yer yer mesaj verir hat yazırları. Ama yüzyıllar öncesinden bizlere gönderilmiş bir mesaj niteliğinde. 41 hattat 13 ayrı yazı şekli ile 192 adet levhayı Ulucami duvarlarına yerleştirmiş. Ulucami de geziye çıkan bir insan kendini ayaklı bir Kuranı kerimin içinde manevi bir yolculukta bulur ve gezi bitene kadar bu trans devam eder. Benim en etkilendiğim tablo yüzyıllar önce yapılmış ressamın kimliği bilinmeyen 3 boyutlu Kabe tablosu. Tabloyu yapan ressam okadar uyanıkmış ki kimliğini tabloya yazmamış, bu tabloyu her gören ismimi bilmeden bana dua etsinler demiş. Tablonun en büyük özelliği hangi yöne giderseniz gidin Kabe kapısının size doğru dönmesi. Üç boyutlu tablolar hayatımıza yeni yeni girmeye başlamışken bunun yüzyıllar önce yapılmış olması gerçekten düşündürücü. Tablonun altında kocaman bir ´VAV´ harfi bulunuyor. Bir rivayete göre Somuncu baba caminin yapıldığı sıralarda gelir ve işçilere hayrına somun dağtırımış. Bir gün yine ekmek dağıtırken Hızır aleyhisselamın orda olduğunu farketmiş. Kolundan tutup sen Hızırsın anladım demiş. Buraya gelip hergün namaz kılmanı istiyorum, eğer söz vermezsen burdaki herkese senin Hızır olduğunu söylerim demiş. Hızır a.s hergün geleceğine söz vermiş ama oda bir istekte bulunmuş. ´´Hangi vakit geleceğim bana kalsın´´. Verdiği söz üzerine Hızır a.s. Ulucami deki Vav harfinin önünde hergün gelip bir vakit namaz kılıyormuş. Eğer bir gün Ulucamiye gidecek olursanız mutlaka Vav harfinin önünde namaz kılın. Kimbilir belki Hızır a.s ile beraber kılarsınız. Gelelim Minberin sırrına... Sert abanoz ağacından, hiç çivi ve yapıştırma malzemezi kullanılmadan geometrik parçalar birbirine geçirilerek yapılmıştır. Minber bütünüyle kainatı sembolize ediyor. Minberin doğu cephesinde, biri dar dikdörtgen diğeri alanı daha geniş üçgen biçiminde, bir diğeri en altta şerit halinde uzanan taşıyıcı dolap serisi banko olmak üzere birbirine bitişik üç kompozisyon alanı bulunuyor. Üçgen ve dikdörtgen yüze ikisi birlikte ´´Güneş Sistemi´nin kabartma formlarla işlendiği bir alan var. Gezegenlerin her biri yörünge hareketleriyle birlikte küresel kabartma motifler halinde Güneş´e olan uzaklık ve aralarındaki büyüklük karşılaştırmaları da verilerek olması gereken yerlerde. Gezegenler: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüto şeklinde olan Güneş´e uzaklık sıramalarıda doğru.Anlaşılacağı üzere dünyanın yuvarlak olup olmadığının bile tartışıldığı bir devirde bir ahşap işçisi bile o dönemde bilinen tüm gezegenleri rastgele bir yıldız olarak değil, güneş sistemimizdeki birer gezegen olarak işlemiş. Bursa´da 70 bin evliya varmış. Bu ahşap işçiside belki bu evliyalardan biriydi. Galileo Galilei´nin bile 16.yüzyılda keşfettiği güneş sistemini bir ahşap işçisi daha 14. yüzyılda Ulucami de Minbere işledi....Minberin düşündürücü diğer bir özelliği ise 6666 adet abanoz ağacı parçasından vücuda gelmesi ve Kuranı Kerimdeki ayet sayıları ile aynı olması. Bu özelliklerde düşünenler için çok büyük bir ibret var. Hemen yanındaki mihrap ise Peygamber efendimizin s.a.v. Miraca yükselişini sembolize ediyor. Yukarıya doğru 7 kat oyuntu yapılmış. Oyuntular altın kaplama. Nedeni ise altının çok yüksek ses geçirici özelliği olması. Yapıldığı dönemlerde mikrofon vs olmadığı için namaz kılarken imamın sesinin tüm camide duyulmasını sağlamış. Devam edecek...   ElifCe