TÜRKLÜK ÖYLE BİR ŞEY Kİ
Türklüğün değerini, kıymetini, Allah katındaki önemini bir bilsek, bir kavrayabilsek- Müslümanlıkta samimi olmak şartıyla tabi- inanın, abdestsiz ağza almaktan, adını zikretmekten haya ederdik.
Ama neredeeee?
Değerli okurlarım, Yüce Allah İsrailoğullarını diğer milletlere üstün kılmıştı. Hz. Musa emrinde yürüyen İsrailoğullarına Allah bol nimetler vermekteydi. Kızıldeniz' i ikiye ayırarak Firavun zulmünden kurtarmış, kudret helvası ve bıldırcın etiyle beslemekteydi.
O ayet şöyledir: Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi ve sizi vaktiyle bütün milletlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın. (Bakara/122)
İsrailoğlularının önünde tabut-u sekine gidiyordu. Melekler tarafından taşındığı için tabut uçar gibi görünüyordu. Yahudiler Allah yolundan ayrılınca o tabut da kayboldu, kaybolmuş olması elinden üstünlüğün, takvanın alınmış olmasına alamet sayıldı. Tabut-u sekine içinde kutsal emanetler bulunmaktaydı. İlahi görev ellerinden alınınca tabut da gayp oldu.
Bunlar masal değil değerli okurlarım; işte ilgili ayet: Bakara suresi 248. ayet meali:
"Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, Onun hükümdarlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sükûnet, gönül rahatlığı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer iman etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardır.
Kesin bir ibret, bir alamet vardır
Yani tabuttan bir ibret, bir alamet çıkarmamız istenilmektedir. Tabutun hikayesi uzun... İnternet sitelerine girerek hakkında çokça bilgilere ulaşabilirsiniz.
Görüyoruz ki, Kur'an' ın inmesinden evvel bir kutsal emanetler söz konusu olup sadece gaybi haldedir; gizlidir, saklıdır ve kıyamette gerçek sahipleri tarafından bulunacaktır. Nerede olduğu hakkında ise çeşitli rivayetler mevcut olup en belirgin alameti ise Ayasofya mahzenlerinde olduğudur.
Bu bilgiyi bir tarafa not alınız.
İslamiyet`in de kutsal emanetleri bilindiği gibi var olup Topkapı sarayındadır. Açık, orijinal, kayda geçmiş ve 1521 yılından beri sergilenmektedir.
Maide 54 ayetinin mealine baktığımız zaman orada Arap olmayan bir milletten söz edilmektedir. Övülen, özellikleri tek, tek belirtilen bir millet anlatılmaktadır. Elmalı Hamdi Yazır tefsirinde bu ayette kast edilen milletin Türkler olduğunu anlatmaktadır.Tarih ve hadisler de bunu zaten doğrulamakta...
İşte Müslümanlarca kutsal sayılan o emanetler bugün Türklerin uhdesindedir. İsrailoğullarının elinde tabutu sekine varken diğer milletlere üstün idiler. Türklerin elinde kutsal emanetler varken takvaca üstünlük niye söz konusu olmasın? İlahi görev bu cihetle niye Türklerin elinde olmasın? İstanbul' u fethedenler bir hadisle övülmüştü. 850 yıl evvel İstanbul'u övmenin anlamı nedir? İstanbul'da ne vardı ki fethine işaret edilmiş olsun?
Güçlü iddia şu: Peygamber Efendimiz, meleklerce muhafaza edilen tabut-u sekinenin Ayasofya'da (Tarihler boyunca İstanbul'un simgesidir) olduğundan haberdarmış gibi İstanbul'un Fethine nazire yapmaktadır. Medine'de 6 ay evinde misafir kaldığı Eyüp Sultan Hazretleri İstanbul'un manevi bekçisi gibi, Peygamberimizin sırlarına vakıfmış olarak, 90 küsur yaşında orduya katılıp İstanbul'un fethine iştirak etme ihtiyacını neden duymuş olabilir?
Uzatmayalım; sanki biri açık, biri gizli olan İslamiyet`ten evvelki ve İslama ait kutsal emanetler İstanbul'da 100 metre arayla birbirine komşu durmakta ve bunların muhafazası da ister beğenin ister beğenmeyin Türklerin uhdesinde bulunmaktadır.
Kutsal emanetler bizde ise öncü millet görevi de bizde olmaktadır. Allah için mücadele eden öncü milletleri Hz. Allah şöyle anmaktadır: Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. (Araf, 181)
Sonuca geliyorum: Kutsal emanetler Mısır'da Abbasi Halifelerinin elindeydi ancak o Halifeyi Memluk Türk Devleti koruyordu. Memluk Devleti zayıflayınca kutsal emanetler Yavuz Sultan Selim' in eliyle İstanbul'a getirildi yani daha güçlü bir Türk devletinin himayesine emanet edildi.
İstanbul'u alan Fatih, Kutsal Emanetleri getiren Yavuz, İstanbul'u düşman işgalinden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk bir de bu cihetlerden ele alınıp değerlendirilmesinin sizce bir önemi yok mudur?
Hal böyle iken sevgili kardeşlerim; Türk milletine yan bakmaya, onun yüce adını önce; dağlardan, tepelerden, caddelerden, tabelalardan, müfredatlardan ve şimdi de yasalardan çıkarmaya Doğru söyleyin- vicdanınız el verecek midir?
Hayır der gibisin; işte Türklük böyle bir şeydir okurlarım, bunu anlamış, kavramış bir Atatürk sizce Ne Mutlu Türk'üm Diyene! sözünü gerçekten de rastgele tesadüfen söylemiş olabilir mi?