Her adım meşru... Libya konusunda önemli bir hamle içinde olduğumuz gerçektir. Siz seri hamleler yaptıkça bölgede sadece güçlü bir aktör olduğunuzu göstermekle kalmıyor, kapıları çalınan ülke konumuna da yükselmiş oluyorsunuz.

  Libya, 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşmasına kadar bizim toprağımızdı ama mecburiyetler karşısında elimizden çıktı çünkü Mondros Ateş Kes ve Sevr Antlaşmaları ile iyice dağılmıştık. Atatürk´ ün, 1919´ da Samsun´a ayak basmasıyla İstiklal Harbi başlatıldı ve milli mücadele sonucunda Misak-ı Millinin %90´ nı kurtarabildik. Bugünlerde, Osmanlı bakiyesi Libya ile yeniden bir birliktelik kurmuş bulunuyoruz.  Orada birbirine muhalif iç harp konumunda 2 güç odağı var. Biri; BM tarafından meşru sayılan Fayiz es Sarrac liderliğindeki Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti, diğeri darbeci General Hafter yanlısı güçler   Sn. Erdoğan, meşru hükumetten yana, ilişkiler de o düzlemde yürütülmektedir.  Türkiye, geçtiğimiz Kasım ayında bölge ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı ters köşe yapan bir antlaşmaya imza attı. Konuyla alakalı ulusal basından aldığım bir paragraf şöyledir: ?Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Libya Ulusal Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac arasında 27 Kasım 2019´da Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası´nı imzaladı. TBMM de bu anlaşmayı onayladı ve Libya´nın onayını müteakiben BM Sözleşmesi´nin 102. maddesi uyarınca taraflar anlaşma metnini Birleşmiş Milletler´e tebliğ edeceklerdir.? Her adımımız meşru... Libya konusunda önemli bir hamle içinde olduğumuz gerçektir. Siz seri hamleler yaptıkça bölgenin güçlü aktörü olmakla kalmıyor, kapıları çalınan ülke konumuna da yükselmiş oluyorsunuz. Libya ile imzalanan Kıta sahanlığı anlaşmasıyla Akdeniz´ in doğusundan batısına geçişte artık söz sahibiyiz. Onun için başta Yunan olmak üzere İsrail, Mısır ve Kıbrıs Rum kesimi hop oturup hop kalkıyor. İç siyasete gelince kafaların karışık olduğunu görüyoruz... CHP liderinin ?Libya´ da bizim ne işimiz var?? sözü bir anlam ifade etmiyor. Kılıçdaroğlu´ nun, ?BM´ ye başvurursunuz, oradan Barış Gücü askeri talep edersiniz, BM Libya´ ya asker gönderir, iç savaş önlenir? tarzındaki yol göstericiliği de pratikte fayda sağlamayacak. BM patentli barış gücünün olduğu yerde bizim ne yetkimiz ne de etkimiz olur. Bu durumu yıllarca gördük yaşadık.  Özetlersek, Osmanlı bakiyesi olan her bölge, her devlet ile bizim tarihi haklarımızın olduğunu unutmayacağız. Kaldı ki, Türkiye, Libya ile meşru bir antlaşma imzalamış ve Akdeniz´ de 122 trilyon m3´ lük bir doğalgaz rezervinde hak sahibi olma konumuna gelmiştir. Yaptığım kısa bir araştırmada 7 milyonluk Libya nüfusunun %15´ i Türk soylu kabilelerden teşekkül etmektedir. Unutulmasın? Rusya Kırım´ ı işgal ederken Kırım´ daki Rus nüfusunun güvenliğini bahane etmişti. Fatih Portakal FOX TV´ de, Sn. Erdoğan´ ın Libya doğalgazına ve petrolüne ihtiyacımız olduğu yönündeki sözlerini emperyal düşünce olarak aktardı, bu çok yanlış... Emperyal düşünce nedir? yabancı bir ülkenin malına mülküne ve hatta insanına zorla el koymak, malı mülkü haraç-mezat alıp götürmek, ülkenin doğal zenginliklerine sahip olabilmek için insanlarını yok edip öldürmek! Tıpkı ABD´ nin Irak´ da, Syuriye´ de yaptığı gibi. Türkiye öyle bir yola girerse (Ki, mümkün değil) o zaman emperyalist damgasını vurmakta haklısınız Libya konusunda uluslararası bir zafer elde ettiğimiz aşikar, bunun başka bir izahı yok. Yeter ki, kurulmuş olan Türkiye-Libya köprüsünü biz kendi ellerimizle yıkmayalım.