Diyeceksiniz ki: Ne yani, hak aranmasın mı? Her zaman aransın efendim, her zaman! Sana olunca A tipi uygulama, bana olunca B tipi uygulama olmamak kaydıyla hak her zaman aransın, aranmalıdır da...
SEÇİM SİSTEMİMİZİ YENİDEN ELE ALMAK ZORUNDAYIZ
Bu seçimde kafam tersine döndü? Amiyane tarifle adalet ters-yüz! Partisine bakmaksızın bu işlerden halk da gayri-memnun!
31 Mart gecesi oy dağılımları bıçak sırtında yürümekte iken, iki parti arasındaki fark AK Parti lehine görülseydi en fazla 3 gün sonra YSK Başkanlığı Binali Yıldırım Beyi başkan ilan etmişti. Halkın kanaati aynen böyledir. Çünkü aynı gece Binali Beyin seçimi kazandığı ve teşekkür afişlerinin caddelere asıldığı görüntüleri ortalarda dolaşıyordu. Hatta AK Parti adayı basın önüne çıkarak seçimi kazandıklarını dahi açıklamıştı.
Diyeceksiniz ki: Ne yani, hak aranmasın mı?
Her zaman aransın efendim, her zaman! Sana olunca A tipi uygulama, bana olunca B tipi uygulama olmamak kaydıyla hak her zaman aransın, aranmalıdır da... Ancak görülüyor ki bitmeyen sayımlarla, bıktıran itirazlarla halkın perişanlığı da piyasalara etki yapmaya başladı.
İstanbul, tüm memleketin hatta bölgenin kalbi gibidir. Ekonomik ve finans merkezlerinin adresi İstanbul´dur. Ama 31 Mart gecesinden beri yaşanan sandık krizleri sonucu piyasalar etkilendiği için esnaflar mağdur olmuşlardır.
AK Parti Genel Başkanı Sn. Erdoğan ?Belediyelerde meclis çoğunluğu bizde, personel maaşlarını dahi ödeyemezler? türünden ettiği kelamın ne anlama geldiğini çözmek zor. Taraftarlarını teskin mi, rakiplerine gözdağı mı, nereye çekersen çek! Yalnız o cümleyi, Sn. Bahçeli´ nin ?Önce Ülkem, Sonra Partim, Sonra Ben? düsturuyla bağdaştırmak pek zor.
İtirazlara açık son seçimi ele alırsak ve itirazlara büyük oranda kapalı bir önceki seçimi de hesaba katarsak seçimlerde doğru yolda olmadığımız daha net anlaşılacaktır. Mesela, 3 gün itiraz süresini müteakiben en fazla 1 hafta içinde mazbata verilmesi konusu yasalara konulmalıdır, dersem acaba yanlış mı düşünmüş olurum?
Devlet ve hükümet işleri kesinlikle birbirinden ayrılmalıdır. Devlet ve hükümet yeni bir sistemle birleştirilince sakıncaları her fırsatta ortaya çıkmaya başladı. İşin bu noktasında, 12 Eylül öncesi cumhurbaşkanı seçimlerini hatırlayalım; 1980 yılının 11 Eylülünde cumhurbaşkanı seçmek için TBMM´ de 115 kez tur yapılmıştı; evet, aynen öyleydi, turların ardı arkası kesilmez, sandıktan Bülent Ersoy´ a bile oy çıkardı. Neyse 12 Eylül idaresi bu kargaşaya TBMM´ de 2 turda cumhurbaşkanı seçilir yasasını koydu ve sıkıntı da ortadan kaldırıldı.
Madem kargaşa oluyor, mevcut yasalarda meseleyi sulandırma kapıları madem açıktır o halde TBMM seçim yasalarında yenileme yaparak bu belirsizliği ortadan kaldırmalıdır.
Son sözümü teklif gibi düşünebiliriz; Okullara, ?Demokrasi? Dersi mutlaka koyalım zira bizim ciddi şekilde demokrasiyi özümseme benimseme problemimiz var.