PLEBİSİT YAPMADAN GEÇİŞ OLMASIN
Büyükşehir sayısı 21 arttırılarak 51 yapılmak istendiğini okuduk. Haber kaynağım SÖZCÜ Gazetesi. İçerikte, ?İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan´ın büyükşehir sayısının artırılması önerisi için kolları sıvadı. Halen 30 olan büyükşehir sayısının bu yıl içinde yapılacak yasal düzenleme ile 51´e çıkarılacağı öğrenildi? Bilgisi var.
400 bin nüfuslu şehirlere "Büyük" statüsü verilerek sayı 30+21=51´ e çıkarılacaksa şayet bunun halka danışılarak yapılmasını öneriyorum. Halk demokrasi kültürünü artık önemsemeli ve geliştirmeliyiz.
Haberin doğruluğunu yanlışlığını tartışmak konum değildir. Ancak 1 yıl önce (02 Aralık 2016) çıkan benzeri bir haberde: ?Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe´ deki toplantıda büyükşehir sayısının artacağının sinyallerini verdiği? Haberiyle karşılaştırırsak böyle bir planın var olduğuna inanabiliriz. (Haberler internette mevcut.)
Tabi Benim konum farklı. Derim ki; bundan sonra şehirler için, "Büyük" statüsüne geçmeden evvel şehir halkına müracaat edelim, PLEBİSİT yaparak rızasını alalım, o şehrin halkı evet derse geçelim, hayır derse geçmeyelim. "Tam demokrasi" diyorsak böyle olsun. Halkın onayı en hayırlı yol sayılmalıdır.
Plebisit dedim; nedir o? Bir nevi halk oylaması sayılan plebisit referandum gibi genel oylama biçimi değil, bir şehirde, bir bölgede önemli bir sıkıntıyı çözmek için halkın oyuna başvurmak demektir. Örneğin, Edirne halkının büyükşehir olmak isteyip istemediğini plebisit yaparak anlayabiliriz.
Bir şehrin hangi statüde olması gerektiği tabi ki devlet politikası çerçevesinde mütalaa edilir ve gerektiği takdirde buna ihtiyaç duyulabilir fakat plebisit yapılması bambaşka bir (Toplum-Bilim) kültürünü de beraberinde getirecektir. Biz devlet olarak, ?Halk isterse? inancına yapışmalıyız. Yerel yönetim dendiği zaman akla nasıl ki belediyeler geliyorsa ona paralel olarak halkın tercihleri de önemsenmelidir.
Tekirdağ Büyükşehirdir. Hep iyi anlatılmıştı, cumhurbaşkanının Tekirdağ´a hediyesi olarak takdim edilmişti. Öyle katmerli, öyle uçuk zamlar olmayacaktı. Devlet, özellikle köylerde (5) yıl hiçbir şeye zam yapmayacaktı. Ama icraat başladığı zaman kazın ayağının öyle olmadığı anlaşıldı. Köye tapulu köy tarlaları elden çıktı, muhtarlık binası ve alttaki kahveler bile belediyenin mülkü oldu. Köylü, bahçesinde dededen kalma kuyusunu kaybetti, çektiği suya para ödemeye başladı.
Bugün Tekirdağ halkına ?Büyükşehirde kalmak mı istiyorsun, çıkmak mı?? Diye sorulsa oldukça eminim ki büyükşehirden çıkmak için oyunu kullanacaktır. Çünkü, köylü bahçesine artık bir konteynır dahi koyamıyor, koyarsa cezaya müstahak olacağını da adı gibi biliyor.
Çok kişiler pişman ve eli mahkûm! Büyükşehrin anlatıldığı gibi olmadığını çok kişi gördü.
NOT: (Büyükşehir avantaj ve nimetleri sayılamayacak kadar çoktur; o ayrı bir konu)
Yani bugüne kadar olan oldu, bundan sonrasında halkın bizzat onayını almadan şehirlerde bir statü değişikliğine gidilmemelidir. Bu noktada teklifim: Halk rızası için, PLEBİSİT diyorum.