PAKET PROGRAMLAR ÖN AÇMAK İÇİN Mİ?
Ergenekon davası paket programdı. İleride başlatılacak “Açılım süreci” engel görmesin diye başlatılmıştır dersek bu teşhis yanlış olur mu?
Hayır. İki proje arasında 3 yıl var.
Bu süre zarfında Türkiye’ye kaybettirildi, PKK’ya kazandırıldı.
Ergenekon davasının kronolojik sıralamasının ilki şöyledir:
(17 Mayıs 2006 - Danıştay 2. dairesine Alparslan Arslan silahlı saldırı düzenledi. Saldırı sonucunda, Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin öldü…) Özgür vikipedi.
Demokratik Açılım süreci; ilk önce "Kürt açılımı" idi. Tepkiler yükselince adı, "demokratik açılım" oldu ve 2009 yılının Temmuz ayında İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından ilan edildi. Referansı, Başbakan’ın 2005 yılında Diyarbakır’da yaptığı “Kürt sorununu tanıyoruz” açıklamasıydı. Proje için görüş belirten Cumhurbaşkanı Gül, Mart 2009’da Tahran’a giderken "Yakında çok güzel şeyler olacak." Diyecek ve konu, Hükümet -Devlet işbirliği olarak kabul görecektir.
Ancak engeller olabilirdi... TV programlarına çıkan emekli paşalar, medya yazarçizerleri, sağduyulu isimler oyun bozan olabilir ve halk uyanırsa süreç riske girebilirdi.
Ergenekon sepeti ile Açılım paketi tarihlerine bakalım:
Ergenekon, başlatılma tarihi; 17 Mayıs 2006
Açılım ilanı; Temmuz, 2009
Fark 3 yıl
Sepet dolmadan açılım olmazdı.
3 yıl içinde öyle hızlı hareket edil ki kimselerde ağız açacak mecal kalmadı.
G. Kurmay Bşk. artık Terörist başı idi.
Bugün, 2014 Temmuz.
Ergenekon davasının 8. yılında sonra tüm sanıklar ve hükümlüler serbest.
Demokratik Açılımda, APO’ yu serbest bırakma raddesine gelindi.
Ülkenin doğu kısmı; PKK-KCK-BDP-HDP’ ye resmen olmasa da fiilen teslim edilmiştir.
Elektrik faturaları dahi tahsil edilemez durumdadır ve özerklik kapı eşiğindedir.
Bölücülük aldı başını gidiyor.
Demek, Ergenekon sütreydi…
17 -25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk olayı, “Hükümeti devirme teşebbüsü” olarak nitelendirildi.
Ve genel harp ilan eder gibi Türk milletinin önüne bu defa “Pensilvanya” kondu.
İşin dozajı öyle arttırıldı ki bundan sonra namazında niyazında olan herhangi bir vatandaş her an “Paralelci” ilan edilebilir.
Bu durum, 28 Şubat’tan daha vahimdir.
Acaba neden?
Pensilvanya ve Paralel yapı da mı bir sütredir?
Bizler önümüzdeki oyuncakla oyalanırken Kerkük, Musul, Petrol havzaları elden gitti. Denecek ki: Bizim miydi? Değildi ama kaos anlarında tarihi haklarımız kırmızıçizgi olarak hatırlanabilir, Türkmenlerin hayati tehlikesi ilgi alanımız içine girebilirdi. Bunlar hep hakka dayanan hamle taşlarımızdır.
Suriye, Irak, Türkmen, PYD, IŞİD ve Kırım’ın ilhakı vs. gibi çok ciddi konular neden gündem dışıdır?
IŞİD; Veysel Karani Türbesi dâhil Türkmen bölgelerinde cami ve türbeleri havaya uçururken, başörtüsü için hemen her Cuma Beyazıt Meydanını“Allahü Ekber!“ sesleriyle inleten sarıklı, sakallı, yeşil bayraklı mücahitler(!) epey zamandır nerede?
Biz, akşam Pennsylvania ile yatıp, sabah Paralel yapıyla kalkıyoruz.
Bu oyalamaca yeni bir proje için değilse, nedir?
Ergenekon’un bir kumpas olduğu açıklandı.
Musul-Kerkük üzerindeki tarihi haklarımız, kırmızıçizgilerimiz yerle bir olduktan sonra yarın “Pensilvanya olayı da bir kumpasmış!” Denirse, birbirimize dönüp geçmiş olsun mu diyeceğiz?
Bakın içeride bir rahatsızlık daha başlatılıyor…
Sosyal medyada “Erdoğan’ın cadı avı Diyanete sıçradı” haberleri kol gezmekte... Yargı, emniyet, milli eğitim derken şimdi de Diyanet kurumu hedef alındı… Anlayacağınız hiç bir kesime gün yüzü yok!
Abdurrahman Dilipak’ ın, 23 Kasım 2013 günlü yazısı geleceği anlatan cümlelerle dolu:
“… Camiler de dönüşecek, Kur’ an kursları da dönüşecek… “Kur’ an kursları, hat merkezlerine, Kur’ an araştırması merkezlerine, kıraat merkezlerine dönüşecek."
O yazılar önceden hazırlanmış bir projenin itirafına benziyor. Demek sıra Diyanete kadar geldi.
Bu Pensilvanya ve Paralelcilik tekrarları tıpkı Ergenekon gibi sahte ve yalan kokuyor.
İktidar bölge gelişmelerini hiç kaale almıyor.
Oysa, oyun belli, oyuncak belli...
Halkın önüne önce bir paket program konuyor…
Biz oyalanıyoruz ve birkaç yıl sonra hedeflere ulaşılıyor…
Sonra tekrar yenisi gündeme geliyor.
İşte AK Parti’ nin tüm danışma toplantılarında dile getirilen “Gündem belirleyen Başbakan Tayyip Erdoğan! Bölgenin lideri, dünya lideri Başbakan Erdoğan!!!” vurgularının asıl sebeplerine bir de bu pencereden baksak galiba çok daha iyi olacaktır.