OKULLAR AÇILDI AMA ZİHNİMİZ NE ÂLEMDE?

Cumhuriyete kadar eğitim meselesi 3 kategoride yapılmaktaydı. -Sıbyan ve mahalle mektepleri? Ki, mahalle imamları ve hanımları devletten bağımsız eğitim yapıyordu. -Medrese eğitimleri? Ki, devlet tarafından destekleniyordu. -Yabancı okullar? Ki, misyoner okulları, azınlık okulları ve kolejler şeklinde eğitim veriyordu. Gariptir; 19. yüzyıl ortalarına gelene kadar Osmanlı toplumunda eğitim öğretim faaliyetleri ? Enderun ve birkaç büyük medrese hariç- devletin görev alanının dışındaydı (Kaynak: Özgür Ansiklopedi) Cumhuriyete gelinceye kadar; şahıslar destekli, dernekler destekli, vakıflar destekli verilen eğitim öğretim ülkede 3 tip insanın yetişmesine sebep olmaktaydı. Eğitimde birlik yoktu. Bu çapraz durumun milli karakterde insan modeli yetiştirmeye mani olduğu açıktır. Atatürk eğitimde birlik anlamına gelen Tevhid-i Tedrisat kanununu çıkararak çok önemli bir adımı attı. Saruhan Mebusu ve Milli Eğitim bakanı olan Vasıf Bey ve 57 arkadaşı tarafından imzalanan yasa tasarısı şöyledir: ?Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder? Tasarı, 3 Mart 1924 günü TBMM Genel Kurulunda 430 Kanun Numarası ile kabul edildi. İlkokuldan üniversiteye kadar tüm eğitim kurumları bu yasa kapsamına alınarak eğitimde birlik sağlandı. Bu temel eğitim, 1982 anayasasında 174. Maddeyle tam bir koruma altına alındı. Artık eğitimde birlik sadece yasa konusu değil anayasa konusu haline getirilmiştir. Bugün bazı cemaatlerde, bazı tarikatlarda vücut bulan amansız Atatürk düşmanlığının ana sebebi Tevhid-i tedrisat kanunudur. Atatürk, bu inkılâpla şahıs, dernek ve vakıflara ?Sen dur, devlet var!? demiştir. Atatürk´ ün ne kadar ileri görüşlü olduğunun bir göstergesi de FETÖ olaylarıdır. 15 Temmuz darbe girişimin hemen ardından çok sayıda vakıf üniversite, sahibi şirket (şahıslar) olan çok sayıda eğitim kurumları alelacele kapatılmıştır. Gerekçe dünkü gibi aynıdır: Devlette iki başlı, üç başlı eğitimin olmayacağıdır. Ancak? Devlet ne tip insan yetiştireceğinin kararını bir türlü verememektedir. Bu problem dün çözülmüştü. Atatürk nasıl bir eğitim, nasıl bir nesil yetiştirilmesi gerektiğini şöyle beyan etmektedir: ?Efendiler, yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Türkiye´nin istiklâline, kendi benliğine, an´anat-ı milliye´ sine ( milli geleneklerine) düşman olan bütün anasırla (unsurlarla) mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.? Atatürk milliyetçiliği ayaklar altına almak yerine yüceltmiştir. Atatürk´ e göre millet; dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği siyasî ve içtimai heyettir. Türk kime denir? Sorusuna Atatürk, ?Türkiye Cumhuriyeti´ni kuran Türk halkına Türk milleti denir, tarifini getirmiştir. Evet? Okullar açıldı açılmasına ama çocuklarımıza nasıl bir eğitim vereceğimizi temelden belirlememiz iktiza etmektedir. Bunu yapmadığımız sürece bu sistem terörist ve anarşist ruhlu nesillerin yetişmesine zemin teşkil edeceği kaçınılmazdır. Çare öze dönüş, milli ve ülkü sahibi olmaktır. Bu anlayış çerçevesinde milli değerlere bağlı bir eğitim öğretim yılı yaşanmasını ümit ve temenni ediyoruz.