MÜNAFIKLIK VE İLK MÜNAFIK KİMDİR?
Toplumların baş belası, virüsü, mikrobu ve hatta Azrail´i münafık kimselerdir. Hıristiyan, Yahudi ve putperestlerden daha kötüdürler. Çünkü onlar gövdelerimizi içerden kemiren öldürücülerdir. Yüce Allah Kur´ an-ı Kerim´ de 11 ayetten mürekkep Münafikun süresini Müslümanları şiddetli uyarmak için göndermiştir. Süre Medine´ de nazil oldu. İlk münafık da yine Medine´de ortaya çıktı.
Şu iki ayet mutlaka her Müslüman´ca kayda alınmalıdır:
3.
Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
4.
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar.
Peki, münafık kimseleri nasıl tanıyacağız, nasıl bileceğiz, alametleri var mıdır? Evet, münafıkları şu üç alametinden tanıyacağız. Burada bir inceliğe vurgu yapmak zorundayım: Bir münafıkta bu üç alamet mutlaka vardır ama her yalan söyleyeni veya emanete hıyanet edeni münafık olarak adlandıramayız. Biz günahkar kullar bazen yalan söyleriz ama tövbe de ederiz. Bazen verdiğimiz sözü tutmayız ama karşıdan özür dilemeyi de yeri gelince yaparız. Yani bunları birbirinden iyi ayırt etmek lazımdır.
Ancak münafıklarda kesinlikle şu üç gerçek vardır;
1--Konuştuğu zaman yalan söylerler,
2--Söz verdiği zaman yerine getirmezler,
3--Emanete hıyanet ederler.
Müslümanlar olarak bizler Münafıklığın ne zaman ortaya çıktığını, sebebini bilirsek günümüz olaylarına daha rahat bakabiliriz.
Ferit Aydın´ ın ( İslam´da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 162-165.) eserinden aldığım bir paragrafta ilk münafık kimdir sorusu şöyle anlatılmaktadır:
?İslam Dini, Mekke´de gördüğü şiddetli tepkiye karşın Medine´de tutununca, Hz. Peygamber (sav), o gün henüz Yesrib adını taşıyan bu kente göç etti. Yesrib´de üç Yahudi kabilesinden başka Evs ve Hazrec adında iki tane de Arap kabile yaşıyordu. Araplar sayı ve güç bakımından Yahudilerden daha üstün idiler. Onları yıpratmak isteyen Yahudilerin körüklediği fitnelerle yıllar boyu birbirlerine karşı savaşmışlardı. Ancak Hz. Peygamber (sav)´in Medine´ye göç etmesinden kısa bir süre önce ortalık yatışmıştı. Kentte bir gelişme yaşanıyordu. Hazrec Kabilesi´nin ileri gelenlerinden Abdullah bin Übey bin Selûl (Übeyoğlu Abdullah) kral seçilmek üzereydi. Kabilesinin halkı onun giyeceği tacı bile hazırlamıştı. Ne var ki Hz. Peygamber (sav)´in Medine´ye göç etmesi olayı, bu hazırlıkları suya düşüren bir sürpriz oldu. Tüm şehir halkının kısa bir süre içinde İslam´ a girmesi üzerine Übey oğlu Abdullah artık önemini kaybetti ve sıradanlaştı.?
İşte ilk münafık bu Übeyoğlu Abdullah denen kişidir. İnen ayetlerin bir kısmı onu anlatacaktır. Bu husuısta öncelikle Peygamber Efendimiz Allah tarafından, Müminler de Peygamber Efendimiz tarafından uyarılmışlardır.
Dikkatinizi çekmek istiyorum: İlk münafıklığın doğuş sebebi bir krallık, bir makam, bir liderlik olayıdır... Ne kadar günümüz gibi değil mi? Arkasındaki kitlenin hızla Müslüman olup krallığın elden gittiğini gören Übeyoğlu Abdullah bunu hazmedemeyecektir. Kıskançlık ve öfke selinde boğulurcasına Peygamberimize adeta bir savaş açacaktır. Konu uzundur.
Değerli okurlarım; nefsine mağlup olmuş insanlarda bir güç hastalığı vardır. Her yerde, her fırsatta ?Ben!? egosunu önde tutmaya çalışırlar. Koltuklar tatlıdır. Ona sahip olmak veya oturuyorsa kaybetmemek için elinden geleni yaparlar.
Bugün ve her zaman o güç sahipleri hakkında daha rahat hüküm verebilmek için sizlere Münafikun süresini, münafıklığın ilk doğuşunu ve münafıklığın alametlerini konu ettim.
Demokrasilerde devlet idaresine şahıslar değil yasalar hakimdir. Yasaların kaynağı da anayasadır. Bu sistem dahilinde her bir ferdin, her bir vatandaşın görevleri, hak hudutları yine yasalarla sınırlandırılmıştır. Hiç bir kimse de oturduğu makama bakarak ben yasalar dışıyım diyemez. Demokrasilerde yasa önünde eşitlik vardır ve ben yok biz varız hükmü geçerlidir.
Köyde yaşayan bir Müslümanın uyandıracağı fitne ile devletin önemli yerlerinde oturanın uyandıracağı fitne bumerang açıdan aynı değildir. Zirvede yapılacak bir yanlış mazallah ülkeyi felakete sürükler, götürür, mahveder. Münafıklık konusuna böyle yaklaşmak gerekiyor.
Sanırım konu az buçuk anlaşıldı ve o halde bugün - hergün patlamalar ve ölümler inşallah olmaz dileğimle yazımı sonlandırıyorum.
Ne Mutlu Türk´üm Diyene!