Camilerde toplanan yardımlara artık bir çekidüzen verelim.
Görüyorsunuz, görüyoruz... İçimiz burkulmuyor değil... Camiden çıkışlarda iki tip toplayıcı gözünüzün içine bakar. Biri cami görevlisi, diğeri dilenciler: ?Allah kabul etsin, boş geçmeyelim " Derler. Oysa ortada, "Alan el, veren eldenden üstündür" Veya " Bir elin verdiğini diğer el görmeyecektir" düsturu var. Hem felsefesini söyleyeceksin hem uygulamayacaksın; bu olmaz değerli Müftüler! Üstelik, bağış taleplerinin medeni toplumlarda karşılığı da yok; sistemi kurman şartıyla bağışın toplanmasında hiç bir sakınca yok.
Devletimiz sosyal devlet anlayışıyla milyonlarca insana yardımlarda bulunurken dilenciliğin önünü kesen bir hamleyi ne yazık ki sergilemiyor. Minberde Hoca Efendi önce İslam´ ın şanlı geçmişinden, şecaatinden bahsediyor ve hutbe sonunda da falanca yerlerdeki Kur´ an kursları ve yarım kalan camii inşaatları için yardım toplanacaktır diyerek şandan şöhretten hemen uzaklaşıyor. Tamamen çelişki!
Bazı mabetler sadaka kutularıyla bu durumu çözmüşler. Selimiye buna örnek. Cami içinde gayet güzel bir bağış kutusu var ve isteyen kişi gidip miktarını da göstermeden parasını atıyor. Biz de Tekirdağ camilerinde benzerini niye uygulamayalım? Mesela; Valiliğimiz, belediyelerimiz dilenciler için özel bir adım atsar ne iyi olacak! Medeni toplumlarda cami kapılarında yaşanan yalvarmalar, yakarmalar gerçekten şık değil.