MİLLİYETÇİLER İDEALLERİYLE YAŞAR!

 Türk Milliyetçiliğinin iki kimliği olduğunu Rahmetli Türkeş şöyle açıklamaktadır: -Türk Kimliği, -İslam kimliği. Hatta şu meşhur sözüyle de bunu pekiştirmiştir: ?Türklük Bedenimiz, İslamiyet Ruhumuzdur; Ruhsuz Beden Ceset Olur.? Vakti zamanında Süleyman Demirel fötr şapkasını sallayarak miting meydanından ayrılırken ?Allaha emanet olun? dediğinde onun dindarlığına hükmederdik. Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı iken çaktırmadan Umreye mi hacca mı ne gitmişti de ne büyük haz duymuştuk halk olarak. Sonra 12 Eylül oldu; o beğenmediğimiz Kenan Evren Paşa (ama yanlış, ama doğru yorumlayın) gittiği her yerde meydanlarda bir iki ayet okur, milletin dinine önem verdiğini çıkarırdık bundan! Böyle netameli günlerde okunan o ayetler inananlar için serin su gibi geliyordu. Sonra Turgut Özal açıktan Cuma namazları kılmaya başladı. Derken; Mesut Yılmaz, Deniz Baykal cumalardaydı, bayram namazlarını kılıyorlardı. Bunlar iyi şeylerdi; yavaş, yavaş devlet adamlarımız din ile meşgul olmaktaydılar. Fakat yine de 28 Şubat ağırlığında bu işler oldukça terse gitti. Katı laikçilik uygulamasıyla inanan muhafazakâr çevreler kendini büyük baskı altında görmeye başladılar. Bir parti aranıyordu kurtuluş için? İşte tam bu arada üçlü koalisyondan bıkıp usanan halk, ortaya çıkan AK Parti´ye sahip çıktı. Hem demokrat, hem muhafazakâr olan AK Parti 2002 genel seçimlerde 345 vekille tek başına iktidar oluverdi. Tabi 2 yıl sonra da belediyeleri silip süpürmüştü. Ve? Arkası gelmeye hala devam ediyor. Bu halk için din önemli, tarikat önemli, cemaatler önemlidir. Buna karşı çıkan veya yeterli derecede ilgi göstermeyen partiler erir giderler. Bakın hangi aşamaya gelindi: 1 Kasım seçimlerinin galibi Başbakan Davutoğlu ilk konuşmasını Konya´da yaptı ve gece vakti Mevlana Hazretlerinin türbesini ziyaret ederek Mevlana´ nın düsturu sevgiyi ele aldı ve halka, ?Bundan sonra 78 milyona sevgi tohumlarını ekeceğiz ? Sözleriyle seslendi. Bir gün sonra da Cumhurbaşkanı sabah namazında Eyüp Sultan´da Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesini ziyaret ederek camide bir de kendisi Kur´ an-ı Kerim okudu. Dediğim gibi yalandan okudu, sahiden okudu, nasıl olursa olsun ama bir ülkenin başbakanı ve Cumhurbaşkanı ?Şükür? babından Türkiye için 15-20 sene evvel akla hayale gelmeyecek adımları bu şekilde atabiliyorlardı. Görüntü bu ise kim hangi lider, onlar halkı dinle aldatıyorlar,  diyebilir ya da ikna edebilir? İmkansız! Ben milliyetçi -muhafazakâr bir kişi olarak bu iki tablodaki manevi ihtişamı görmezden gelemem! Bu olay gerçekten başlı başına büyüktür. Bunu derinden tefekkür ve idrak etmeye çalışıyorum. Halk tutuyorsa birini işte bundan tutuyor ve destek veriyor sevgili okurlarım? Halk tutmuyorsa birilerini işte aynı sebeple bundan tutmuyor. Kavgada bile ilk hamleyi yapan kazanır. Mesut Yılmaz niye kaybetmişti? Ağır konuşmasından ve öylesine ağır konuşuyordu ki, iki kelime arasına reklam konulacak kadar bekliyordu konuşurken. Lafın varsa söyleyecek, uzatmayacaksın kardeşim, milletin seni beklemeye o kadar sabrı yok. Yani diyeceğim şudur: Neysen göstereceksin kendini, ne düşünüyorsan yarına bırakmayacaksın! Hele milliyetçiler ideallerini an be an yaşayan insanlardır. Bunu yapamıyorsan eğer, bir kuş gelir karşı dağdan ve ağzındaki lokmayı kapar gider de arkadan ancak baka kalırsın ve o dağda bu kafayla açlığa mahkum olursun.