Efendim arada fark mı var?
Evet farklar çok.
Lafız olarak milletin vekili, uygulamada partinin adamı! En önemli birinci fark buradadır. Böyle olmaz. Bu hal milletvekilliğinin ruhuna ve lafzına aykırıdır.
Seçim gününde partiler halkın önüne kendi seçtiği isimleri getirip dayatmada bulunuyorlar. Perde arkası ilişkileri bu yeni sistemle sona erdirebiliriz. Bu sebeple mevcut uygulamaya son verilmelidir. Halk, mecburen ıkına sıkıla gidip oyunu veriyor. Vekiller gerçek anlamda halkın vekili olmak zorundadır.
Bugünkü yapıda milletvekilleri ne yazık ki partinin menfaatiyle, milletin çıkarı çeliştiğinde gücünü ve enerjisini halktan yana değil partisinden yana kullanmak zorundadır çünkü milletvekili TBMM´ de kıpırdayamaz durumda bırakılmıştır.
Şeker Fabrikaları olayını görünce bu ikilemleri düşünmeye başladım. Vekiller nazarında bu fabrikalar bölge değeri olmaktan ziyade siyasetin bir parçasıdır. Bizim Trakya´ da bir siyaset hastalığı var ki o hastalık bölge dinamiklerini mecalsiz bırakmış durumda ama her bölge öyle mi? Hayır. Medyaya yansıyan Tokat´ daki gelişmeler iddiamıza örnektir:
?Tokat Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Ahmet Arat oluşturdukları ?Ortak Girişim Grubu´ nun girişimleri sonrası Turhal Şeker Fabrikası´nın blok satıştan çıkarıldığını belirtti. Arat, ?Ayrı satışa sunularak, Tokatlıların bu fabrikayı satın almalarına imkân sağlanmıştır´ Dedi"
İşte olay bu! Bizde de aynısı neden olmasın? Yeri ve zamanı geldiğinde yerel güçler Tokat gibi ağırlığını koymalıdır. Hem yerel diyeceksiniz ama yerel vekilleriniz oralı olmayacak; hem milli diyeceksiniz, ama halkın fabrikasını halka sormadan satacaksınız; bu çelişkilerle ilânihaye yaşanabilir mi?
Var mı Trakya milletvekillerinde TOKAT benzeri bir kıpırtı, STK´ lar ne yapıyorlar acaba? Trakya Belediyeler Birliği duyarlılık gösterip acilen Tekirdağ´ da toplanınca eleştiri konusu oldular.
Çok insan şu görüşlerimi paylaşmaktadır: Partilerce tespit edilmiş milletvekilliği sistemi tam bir aldatmacadır. Evet... Partiler tek bir tane dahi olsa aday göstermesin, vekil olmak isteyen kişi bağımsız aday olsun, kendine özgün çabalarıyla seçilip Ankara´ ya gitsin. Ha, arkasına parti desteğini mi alır, STK desteğini mi alır; kimi alırsa alsın ama partinin kanatları altına sığınmadan yapsın bunu.
Madem Türkiye yeni bir yapılanmaya giriyor, madem bundan sonra TBMM çok farklı bir görev yapacaktır o halde, "partisiz milletvekilleri" sistemini öne çıkaran kökten değişimle işe başlasınlar.
Milletvekilliği ile mebusluk arasındaki önemli bir fark da şudur: Milletvekilliği, Ankara´ nın getirip halkın önüne koyduğudur; mebusluk halkın seçip Ankara´ ya gönderdiğidir. Halkın sesi olmayan adamlara bu millet büyük imkânlar ve büyük maaşlar veriyor. Vekilin kafası, millet yerine iki gözü iki kulağıyla beraber Ankara´ ya dönükse biz ona vekilimizdir diyemeyiz. Vekil Ankara´ ya gittiğinde bölgesini temsil edecek, Ankara´ dan bölgesine döndüğünde yeni gelişmeleri halkına anlatacaktır.
Uygulama böyle olursa seçim barajına da zaten hiç gerek kalmaz.
Partisiz vekillik sisteminde satın alınacak vekili arasalar da bulamazlar.
Partisiz vekillik sisteminde pasiflik yok; salla başı al maaşı yok; el kaldır, el indir emri vakisi yok; ateş topu gibi gerçek adamlarin halkımıza mebusluk etmeleri var.