KUR´AN´A GÖRE MİLLİYETÇİLİK (1)

ALLAHIN ADETİNDE ÜSTÜNLÜK VARDIR (Adetullah)   RA´D: 4. (Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Hâlbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır.) Bugün karşınıza çok ilginç bir ayetle çıkıyorum. Elbette din alimi değilim ama alimlerce açıklanmış ayetler üzerinde Kur´an´ ın ruhuna ve gayesine ters düşmemek şartıyla aklı başında her mü´ min gibi ben de iman ettiğim mukaddes kitabımızın ayetleri üzerinde yorum yapma hakkına sahip olduğumu düşünüyorum. Nitekim, düşünmüyor musunuz, ibret almıyor musunuz, aklınızı kullanmıyor musuz, gibi onlarca ayet bizi birçok hususta yorum yapmaya teşvik etmektedir. Yüce kitabımızda milletlerin var olduğunu, hak yolda yürümekte iken birbirlerine yarış halinde bırakıldıklarını içeren çok sayıda (Bakara/148 gibi)  ayet zaten mevcuttur. RA´D / 4. Ayeti bunlardan biri... Diyor ki Yüce Allah: (Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır...) Burada ne denmek istediği gayet açık! Bu kıtalar üzerinde birbirine komşu milletler, birbirine komşu devletler vardır. (...Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki,) Bu farklı topraklar üzerinde farklı tat ve şekilde meyveler, yemişler bitiriyoruz; hepsi insanların canlıların menfaatine sunulmuştur. Esas noktaya gelelim: (...Hepsi bir tek su ile sulanır.) Sözünden tek bir suyla sulanmalarına rağmen farklı şekillerde yemişler meyveler ortaya çıkıp tat ve fonksiyon yönüyle birbirine üstünlükleri vardır, (...Hâlbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz) cümlesiyle milletlerin de birbirine birçok açıdan üstünlükleri olacağını düşünmemizi istiyor, Yüce Allah! Burada ince bir husus var; ayette (Aklı eren insan için) demiyor, insan yerine (Aklı eren bir kavim için) diyor, kavim kelimesi kullanılıyorsa bir ayette orada kavim üzerinde düşünmek zorundayız çünkü Yüce Allah, hitap ettiği hedefe göre kelime kullanır. Bizzat insana hitap ediyorsa (Nas-İnsan), topluluğa hitap ediyorsa (kavim, millet) lafzını öne çıkarmaktadır. Hepimiz kuluz... Allah yeme, içme, barınma, yaşama ihtiyaçları konusunda (Rahman sıfatıyla) yarattıkları arasında hiç bir ayırım yapmaz; tıpkı her meyvenin gökten indirilen tek bir sudan sulandığını buyurması gibi. Tek sudan sulayarak farklı lezzetlerde yemişler, meyveler yetiştiren Allah, insanlar arasında da farklı kavimler oluşturmaya muktedirdir. Nitekim değişik dil, kültür, mizac farklılıkları kavimlerin gerçeğini yansıtır. Allah, kitabında üstünlüğü katiyen men etmiyor ancak, takvada ileri olanların, ?üstün? olacağını beyan ediyor. Bu ayetlerde Yüce Allah kavimlere diyor ki: Tıpkı kıtalar, meyveler gibi siz de kendi aranızda farklı farklısınız. Bunlardan ibret alın, kendinize görevler çıkarın... Anlaya tabi.   Kavmiyet gerçeğinde düşünmemizi men eden Siyasi İslamcılar İAllahın en aykırı kullarıdır. Kitaba göre din düşünmek yerine siyasetlerine göre din istiyorlar. Hz. Muhammed (as) Efendimize peygamberlik geldiği zaman yahudiler: Bir peygamber geleceğini biliyor ve bekliyorduk ama bunun bizim içimizden birine geleceğini düşünüyorduk. Yetim bir ümmiye peygamberlik verilmesini kabul edemeyiz diye böbürlenip O´ nu ret ettiler. Siyasi islamcılık konusuna böyle bakıyoruz, böyle bakmalıyız.   NOT: Siyasi İslamcılar millet ve kavim kelimelerinden ödü patlar, öcü gibi korkarlar, çünkü biliyorlar ki ucu Türk milletine uzanacaktır. Lezzet noktasıyla yemişlerin dahi birbirine üstünlüğüne vurgu yapan Yüce Allah´ın bu ayeti karşısında İslam lezzetine kavuşmuş Yüce Türk Milleti diğer milletlere karşı takvaca niye üstün olmasın?