KALPLER TEMİZ OLUNCA ORTAYA SAFLIKLAR ÇIKIYOR

  AK Partili dostlarla siyasetten teröre kadar hemen her konuda o denli sohbetlerimiz oluyor ki onları dinlediğiniz zaman saflıklarının da aynı derecede ortaya çıktığını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Efendim, diyorlar ki: “- Her şeyi yaptık sadece terör belası kaldı, çözüm süreci başarıya ulaşırsa o da bitecek ve ortalık güllük - gülistanlık olacak” “-Ama olmadı, yapamadınız, terör biteceği yerde azdırıldı, daha da azacağa benziyor; bölge tamamen kontrolden çıktı, bakın hükümet adamları da bunu itiraf etmeye başladılar, hala mı anlamıyorsunuz?” Deseniz de… “-Siz gelseniz ne yapacaksınız? 40 senedir bitmemiş… Hala mı kanla? Bitmiyor işte! Dünya bizi kıskanıyor, ABD-AB- Siyonizm içimize Paralel yapı şeklinde girmiş… Vesayetlerden kurtulduk, şimdi sıra paralel yapıda, onu da temizlersek yolumuz açılacak!” Gerçekten bunlar ya çok saf, ya siyaset aşkı memleket aşkının önünde koşar adımlarla gidiyor! İnandığı şey partiden ziyade Tayyip Erdoğan’ ın tam kendisi! Hani adamcağız, “Ey kardeşlerim! Bu paralelciler İslam’ın içine de sızmışlar, onların olduğu yerde bizler olamayız; Ben size yarından itibaren yeni bir din önereceğim, bekleyin!” dese, Allah-u âlem büyük bir beklenti içine girecek kadar gözleri kararmış durumdalar… Ama bunlar sadece bir kısmı! İçlerinde başları yarı eğik halde mahcupları yok mu, var. Yani, baştan sonra her AK Partili körü körüne kendini teslim etmiş değil; sorguluyor, düşünüyor, yeri geldi mi hataları bir, bir sıralayabiliyor. Değerli okurlarım! Fıtratımıza az eğildiğimizde orada demokrasiyi fazlasıyla görmemiz mümkündür: Cenabı Hak, insanoğlunu yarattığında ona bir akıl, bir mantık, bir de vicdan vermiş; çok ayetlerle de “Düşünenler için bunda ne büyük hikmet, ne büyük ibretler var…” diyerek desteklemiş. Bu anlamda, İmam Maturidi – İmam-ı Azam çizgisi akla önem veren en mükemmel, en çağdaş bir mezhep! İnanma, amel etme konusunda Allah kullarını zorlamaz. (La ikraha fid din) Sadece uyarır, ikaz eder, doğru olanı (Sırat-ı müstakim) gösterir. Uyup - uymamak kişinin kendi iradesine bırakılmış... Demokrasi de öyle bir rejim değil mi? Halkın önüne sandık koyarsınız, o da dilediğini seçer. Ama AK Parti’de demokrasi adına garip uygulamalara şahit olmaya devam ediyoruz. Kongre günü ortaya bir sandık, bir de kişi konarak delegeye, “Buyurun şimdi benim belirlediğime oylarınızı atın, aksi durum istemiyorum; buna rağmen yine de ters hareket ederseniz siyasi hayatınız sone erer; ona göre ah!" Diyor, diyebiliyor. Bu aklımızla, bu mantığımızla buna ne kadar demokrasi denebilir. Bu düşüncemiz böyle yol izleyen her siyasi parti için geçerlidir ancak AK Parti etkileyici ve de örnek noktada olduğu için eleştirimize buradan başlıyoruz. Kongre uygulamalarının tek liste olmasının esbabı mucibesi ne olabilir diye düşündüğümde aklıma iki şey geliyor: Biri, “Birlik bozulmasın” mavalıyla uyuşukluğu devam ettirmek, diğeri, kongrelerde süreçle ilgili abuk sabuk konuşmalarla grupların birbirine girmesini önlemek, PKK istekleri yerine getirilene kadar su testisi tek bir kişiye verilerek kırılma riskini en aza indirmek şeklinde olabilir. Özet yaparsak; AK Parti ile PKK birbirine süreç sakızıyla yapışmış durumdadır. 3 bin 500 işyeri yerine 35 bin işyeri yakılsa, her ilçede veya ilde özerklik ilan edilse AK Parti bundan rahatsızlık duymayacaktır. Herhalde “Baldıran zehri içmek” böyle bir şey olsa gerek!