TOPLUMUN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ
Bizim çok yanlış algılarımız olmaya başladı. Bilhassa din üzerinde... Bazı yazar çizer takımı "İslam kültürü" deyimini getirip önümüze koymaya çalışıyor. Bu tür çetrefil, kafa karıştırıcı konuları gündeme bir iki taşıya taşıya toplumun tüm değerleri alt üst edilecek, akıllarınca, Darvin` in maymundan insan türetmesi masalı gibi yeni bir insan, yeni bir toplum inşa edeceklerdir. Algı operasyonlarının amacı budur ve bunlar yüzlerce ABD`li uzman tarafından hazırlanan raporlar sayesinde olabilmektedir.
Kendini çok İslamcı gören bazı aklı evveller sık sık , İslam Kültürü diye bir kavramı dile getirip önümüze koymakta, ister istemez akıllara İslam din midir, kültür müdür, suali gelip oturmaktadır. Oysa gerçekler farklıdır. Geleneksel bilgiler yüzlerce, binlerce yılın süzgecinden geçerek tarifler dosdoğru yapılmıştır. Kültür hakkında, Bir toplumun sahip olduğu dil, din, gelenek, sanat ve hayat tarzı gibi unsurların bütününe kültür denir. Başka bir deyişle kültür, bir milletin tarihi boyunca meydana getirdiği maddi ve manevi değerlerin bütünüdür.Şeklinde tarif yapılır.
Ve
Dine genel olarak, Allah tarafından peygamberler aracılığı ile insanlara ulaştırılan ilahi bir kanundur. Dinin kurucusu Allah, muhatabı insanlardır. Tarifiyle yaklaşılır. Bu iki tanımı uzman sitelerden aldım. Yani din ile kültür farklı kavramlardır.
Değerli okurlarım; ne din kültürdür, ne de kültür dindir. Hiçbir zaman aynı olmamıştır. Din, kültürden beslenmez, ancak kültür dinden çok iyi beslenen özelliklere haizdir.
İslam'a gelince
İslam` ın tek kelimeyle din olduğunu Kur' an şöyle ifade etmektedir:"Allah katında din, şüphesiz İslâm' dır." (Al-i İmran Suresi, 19
Toplumlar veya milletler İslam'dan evvel de tüm heybetleriyle vardı. Bugünkü araştırmalara göre, insanlık tarihi 10 bin yıl veya daha fazla yıl geriye gidebilmektedir ve haliyle o toplumlar farklı kültürlere sahiptiler. İslamiyet ise bilindiği gibi henüz,1400 yıllıktır. İslam coğrafyasında sosyal hayatın, örf ve adetlerin çok fazla farklılık göstermesi elbbette kültür farklığının bir neticesidir.
Kültürler millidir. Örnek verirsek; Batı dünyasının insanı filmlerde de gördüğümüz gibi su dolu fıçı içine girer ve yıkanır. Lavaboyu suyla doldurur, aynı suyla elini, yüzünü, ağzını, burnunu yıkar. Oysa Türkler akan suda banyo yapar, el yüz yıkar. İşte bu farklılık bir kültür biçimidir. Batı sol eliyle yemeğini yerken, bizler sağ elimizi kullanırız. Daha binlerce davranış biçimlerimiz var.
Bu berraklığa rağmen bazıları illaki İslam kültürü tabirinde ısrar eder. 1,5 milyar İslam dünyasında veya 60 kadar İslam devletinde Cami ve evlerin yapısı aynı mıdır? Kur' an' ı kerimi sesli okumada dahi kıraatlarımız farklı... Giyimde modeller birbirine benzemez.
Verilecek örnek sayısı o kadar çok ki; bunlara İslam kültürü denmez, milli kültür denir.
Peki, bu ısrar niye? Cehalet değilse kasıt muhakkak, Milli kelimesini kullanmak istemiyorsanız onu İslam'la örtünüz ki başınıza sıkıntı gelmesin üstelik sizi daha fazla da dindar sansınlar. Esas maksadın burada millilik kavramına her alanda tokat atmak olduğunu bilmemiz gerekmektedir.
Zaten en büyük kaybımız kavramların yerli yerinde kullanılmayışında yatmaktadır. Kadın veya kız utana sıkıla bir kez mayo, bikini kullanabilirse ondan sonrası kolaylaşır. Yani devam ettikçe kişide arlanma, hayâ, ayıp gibi hususlar buzun sıcakta erimesi gibi eriyemeye başlar. Yani bu alanda ahlaki değerler hızla yıkılmakta yerine modernlik, çağdaşlık kavramı ikame edilmektedir.
Çok nafiledir ki bugün, Toplumun dönüştürülmesi ameliyesine son sür`at devam ediliyor. En önemlisi de İslami kavramların "Tabu" adıyla yıkılması çabalarının hızlanmış olmasıdır. Ancak, gayretleri beyhude olup milli şuur, milliyetçilik enerjisi bu yıkıma mani olacak gücü içinde bir ateş topu gibi barındırmaktadır. Çünkü ilahi yapı böyledir.
Grupları dönüştürebilirsiniz belki, fakaaat milletlerin dönüşümü imkansızlık derecesinde zordur.