Bir hadis şöyle der: İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.
Bugün çifte minareli büyükçe bir camideyim. İkindi cemaat sayısı imam dahil 4 kişi. Cemaatle kılınan namazın derecesi 27 kattır, yani tek başına namaz kılandan 27 kat fazla sevap var.
İmam ise hem kendisi 27 kat, hem de arkasında bulunan cemaat sayısı kadar sevap alır. Bu hesaba göre arkasında 3 cemaat olan imamın kazanacağı sevap (3x27) =51 derecedir.
Bir hadis, iki günü birbirine eşit olan ziyandadır, der.
Buna göre... Gelecek gün ikindi namazında yine 3 cemaati varsa o imam o vakit için zarar etmiş sayılır. Karda olması için ne yapmalı imam? Sayıyı artıracak, boş oturmayacak, halkla ilişkiler kuracak, durmadan çalışacak, okuyacak, anlatacak, sevecek, sevdirecek kendini ve sosyal imam olarak örnek vatandaş olacak!
Ancak... Memur zihniyeti ile camimi açarım, gelenle namaz kılarım, görevim bundan ibaret deyip işi engine salarsa o imam kendisi zararda olduğu gibi dinimizi de zarara uğratmış olur. Allah´ ın emir ve yasaklarını topluma sirayet ettirmek din görevlilerin ilk ve biricik görevidir.
Camiler boş ise sorumluluk müteselsil olarak imamlardan başlayarak müftülere, diyanete, iktidara kadar gider. Sadece sistemi kurmak yetmez, o sistemi tıkır tıkır çalıştırmak ve dinimizi çevremize yaymak gerekir.
Bunun için şuur, ihlas, ülkü gerek!
Ziya Gökalp şöyle sesleniyor vazife ve şuur konusunda:
Ahlak yolu pek dardır; / Tetik bas, önü yardır.
Sakın hakkım var deme, / Hak yok, vazife vardır!
Hak milletin, şan onun,/ Gövde senin, can onun,
Sen öl ki o yaşasın; / Dökülecek kan onun.
Ben, sen yokuz, biz varız,/ Hem Ogan, hem kullarız.
Biz demek, bir demektir, / Ben, sen ona taparız!
Ne derece hizmetin / Varsa, odur himmetin;
Kıymetim var deme ki, / Gerçek ola kıymetin...
Bir ordudur Türk ili / Yasaya bağlı beli,
Yasa bir ahlaktır ki / Baş vermektir temeli.
Millete ver canını,/ Ocağını, şanını...
Bir aşık olsan bile: / Feda et cananını...
11 Ocak 1915