HAKKARİ ŞEHİTLERİ ÜZERİNE

  “İnsafı olan, aklı olan, vicdanı olan fikir adamı hiçbir şeye ipotekli değildir. Ama memleket tehlikedeyse ben fikir adamıyım diye kenarda durmak da bir alçaklıktır.” Dün itibariyle Hakkâri’ de şehit edilen 3 asker evladımızı kanlar içinde görünce aklıma Cemil Meriç’in o sözleri geldi. Şehrin içinde ve caddenin en kalabalık olduğu saatte kahpe kurşunlara hedef olmaları elbette çok vahim, çok düşündürücüdür. Daha da önemli olanı halktan müdahil olanın çıkmaması... Yeri gelince güya kardeşiz(!) Meriç’ in cümlesinde “İpoteklik” ve “Alçaklık” anahtar kelimelerdir. Acıdır ki, sadece bugüne mahsus değil her zaman benzeri her olay için “daimi” suskunlarımız vardır bizim. “Analar ağlamasın” Diyerek milleti oyalamaya çalışanların suskunluğudur bu! Tapeler sahteydi, montajdı yaygaraları arasında on binleri yerinden oynatanlar, yasaları ve yasal kurumları hallaç pamuğuna çevirenler nazarında bu olaylar ne kadar önemlidir / önemsizdir, sanırım düşünmek istememektesiniz; Çünkü yoruldunuz… Biliyoruz ki mahcubiyetleri yoktur onların… Pişmanlıkları da hiç olmadı. Terör odaklarına dağları, mağaraları, kırları, bayırları, şehirleri teslim edenlerin vicdanlarının da sızlamadığına şahitlik ettiniz. Askerin, polisin, yargının elinin kolunun önden arkadan nasıl sımsıkı bağlandığını fark ettiniz. Müzakere içeriklerinin milletten gizlendiğini, sürecin parçası haline getirildiğini anladınız. Bir görevleri vardı: Ne pahasına olursa olsun “Süreci” tamamlamak! Ve… Algı şöyle gelişti belleklerimizde: Bölgeyi tamamen, “Siyasi Kürtçülere” bırakmak, geri kalan vatan toprakları da Siyasi Kürtçülerle birlikte idare etmek! Bir adım sonrasında ise Birleşik Kürdistan’ın kurulmasına yol açmak! Traji - komik olaylar yaşamaktayız an be an! Mesela; deklare edilen düşüncelerden tam 1 gün sonra, Okyanus ötesinden gelen kırmızı telefonun 180 derece dönüş yapmamıza sebep olabiliyordu. PYD, IŞİD güçleri… Önce iİkisini birden terörist ilan ettik ve 1 gün sonra PYD için koridor açmaya yanaştık. Tıpkı, “NATO’ nun Libya’da ne işi var?” Deyip hemen arkasından NATO ile işbirliği yapmamız gibi. Çünkü görevleri vardı onların… Milletimizi; yalanla, riyayla, tehditle, yasalarla sindirmek ve ardından milli egemenliğimizi “Ortaklık” şuuruyla başkalarıyla paylaşmak! -Kimlerle mi? -ABD, AB ve Siyasi Kürtçülerle! Konu ne olursa olsun 24 saat içinde çark etme yeteneklerimizi geliştirmiştik. Tekirdağ’ a gelen Bakan Bozdağan tuhafça; “ APO ile diğer mahkûmlar arasında fark yoktur” Buyurmuş! Öyle mi, gerçekten mi? Madem öyledir o halde buyurun gelin, Sedat Peker ile Çakıcı ile müzakereler başlatın. 35 bin kişinin katili olmakla, hiç kimsenin katili olmamak arasında fark yoksa durmayın hiç! Yarın ruhz-u mahşerde imanlılar, imansızlar, salih ameller, şakiler aynı muameleye mi tabi olacaklardır Sayın Bakan? Her ceza için hükümler neden farklıdır? Her öğrenci için karneler, notlar neden aynı değildir? Mantık anlayışınız öyle imiş ki, 1 gün önce terörist olan 1 gün sonra müttefik olabilmekte koridorlar, yollar açılabilmektedir. Değerli okurlarım; süreç dediğiniz olay başladığından beri PKK, hangi eylemlerinden vazgeçti? Vurmak, kırmak, dağıtmak, yakmak, öldürmek, yağmalamak, tehdit etmek, baskılamak gibi tüm şirretliğine aynen ve daha fazlasıyla devam etmiyor mu? Daha dün Köbani hikâyesini bahane ederek 40 vatandaşımızı yok etmediler mi? Partileri HDP, vatandaşları sokağa çağırmadı mı? Nerede cezai müeyyide, nerede soruşturma, kovuşturma? 3600 işyerini yaktılar… Eğitim yuvalarımızı tahrip ettiler… Bayraklarımız, Atatürk büstlerimiz yaktılar… Trilyonlarca zarar-ziyan ama hukuk nerede? Karakol, kalekol, baraj, havaalanı, hastane inşaatlarına karınca misali hücum etmiyorlar mı? Ey iktidar, ey AK Partili kardeşler! Analar ağlamasın lafının büyüsüne hadi ki kapılıp gittiniz diyelim ama ondan sonra işlenen şu büyük cürümleri hala niye görmüyor ve görmek istemiyorsunuz? Yoksa Cemil Meriç’in ifadesiyle sizler gerçekten aklınızı, vicdanınızı, insafınızı ipotek mi ettirdiniz? Ayıldığınız zaman dövünmeniz fayda vermeyecektir. Eyvah biz neler yapmışız diyerek saçınızı başınızı yolacak ancak o vakit de kara tren çoktan kalkmış olacaktır.