Eskicami' de dün bir cuma vaazı verildi. Tabi hedefe oturtulan isim yine Atatürk idi.

Çok çok güzel hitabet sanatına sahip Hoca, vaazının sonlarında Kur' an' ın yasaklı olduğu dönemlere atıfta bulunarak heyecanlı ses tonuyla Atatürk' e göndermelerde bulundu. Esasen bu tip sataşmalar uzun zamandır yapıla gelmektedir. Alıştık, ancak özel görevleri imiş gibi yanlışlarına devam ediyorlar. Hocalar isim vermese de cemaat olarak biz kimi kast ettiklerini anlayabiliyoruz. Eskileri kaşımanın faydası nedir anlamak zor tabi ancak bilinmeli ki din konusunda bizleri asıl ilgilendiren mazi değil bugündür. Bugün, özellikle gençlerin camilerden uzaklaşmaları, Deist ve Ateist yollara sapmaları kimin eseri? Dini eğitim vermesi gereken Diyanetin siyasi yollara girmesi problemlerin en büyüğü değil mi? Çarşıya pazara çıkın görün! Ar, namus, haya, utanma ve topluca ahlak yerlerde sürünüyor. Ülke sathında yolsuzluklar, kayırmalar, yasaklar daha vahim olarak karşımızda duruyor. Müslüman bir ülkede olmaması gereken her türlü melanet oluyor. Dinden imandan kaçış varsa bunun diyanetle ilgisinin kurulması artık kaçınılmazdır. Camiye, kışlaya, okula, siyaset sokulmamalı, desturu maalesef yerle bir! Neyse... Hoca efendi diyeceğini dedi -Aklınca- Yaranmak görevini tamamlayıp kürsüden indi. Kendisini üzüntü ile dinlemekte iken aklıma cami girişinde var olan tabela gelmişti. Namazdan sonra hemen gittim ve caminin künyesi yazılı o tabelanın resmini çektim. (Foto aşağıda) Hoca efendiye şimdi buradan bir soru yöneltiyorum: Görev yaptığınız yıllarda yanı başınızda, 1830 yılından beri ibadete açık olan bu cami acaba, 190 yıllık ömrü içinde kaç kez ibadete yasaklı hale getirilmiştir, bunu hiç merak ettiniz mi? Öyle ya... Burada kuşkusuz günde 5 vakit namaz kılındı, kur'an okundu. Hemen alt taraflarında 2 adet daha tarihi camimiz var; Ortacami ve Rüstempaşa... Buralarda da aynı maksatla kapanmalar olup olmadığını merak ettiniz mi hiç? Ben hatırlatmış olayım belki yasaklı günleri olduğunu(!) siz bu saatten sonra da öğrenebilirsiniz. Kur' an okumak, Kur'an öğretmek, hakkında ders vermek suç ve yasak ise o suç ve yasak her yerde aynıdır. 15 Temmuz bahanesiyle de olsa bu tür sohbetleriniz geri tepiyor. Yazık ki hala bu vahametin farkında olamıyoruz. Camide yasaklı olmayan bir kitap kırsalda nasıl suç unsuru olabiliyor? Asıl yanlışlık burada...Ve... Camiler gençlik açısından mahzunsa bunun sebebi sizlersiniz. Deist, Ateist sapmalar varsa sorumluları yine sizlersiniz. Hesabını Allah'a vermeniz zor. Bir örnek de Köyüm Emiryakup' dan vermek istiyorum: Cumhuriyet döneminde hizmet gören camimize ben yetiştim. 1958 yıllarında başlayan tamir - tadilat işleri yıllar içinde ara sıra tekrar edip gelmiştir. Rahmetli babam 1924 yılında elif be üzerinden okuma yazma dersleri için camiye gittiklerini, başlarında fes olduğunu, Muallim efendinin elinde uzun bir çubuk bulunduğunu hep anlatır ama yasaklı dönemi olduğundan söz etmezdi. Olsaydı söyler, hem kendisinden hem köyümün insanından mutlaka duyardım. Bu iddialarınıza kafam hiç basmıyor! Gerçekleri yalana çevirip sonra da "Yalan Söyleyen Tarih Utansın" diye insanlar arasına fitne fesat yayan gerçek yalancılar kimler diye sormuyorum çünkü bence malum! Sizlerin idiaları doğru olsaydı bırakın Tekirdağ' ı en başta Tükiye' nin bir numara camileri; Süleymaniye, Selimiye, Eyüp Sultan, Sultanahmet, Şehzadebaşı gibi yüzlercesi o yasaklara muhatap olurdu. Evet... Bir şey yasak ise camilerde, şehirlerde, köylerde de yasaktır. 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Reisliği kurulduğu günden beri aktif olarak kesintisiz görev başında... Siz hangi yasaklardan dem vuruyorsunuz? Haaa! Cumhuriyete karşı, cumhuriyeti içine sindiremeyenler, din elden gitti diye kutsal kitabımızı silah gibi kullanmaya kalkmışlarsa devlet de o zokayı yutmayacaktır.