Ne güzel atasözlerimiz var. Kitaplar dolusu anlatılacak   konuyu bir cümleye sığdıran atasözlerimiz.

Ne güzel atasözlerimiz var. Kitaplar dolusu anlatılacak konuyu bir cümleye sığdıran atasözlerimiz. Bunlardan birisi de "El ağzına bakan, karısını tez boşar." atasözümüzdür. Bu sözü doğrulayan bir hikaye ve bir de fıkra paylaşmak istiyorum bugün. Birincisi " Sağır Kurbağa Hikayesi" diğeri de Nasrettin Hoca'dan bir fıkra. Gelelim sağır kurba hikayesine : Bir gün kurbağalar arasında yarışma yapılacakmış. Yarışın amacı çok yüksek bir kulenin tepesine tırmanmakmış. Bir sürü kurbağa yarışı seyretmek için toplanmış ve yarışma başlamış. Kule o kadar yüksekmiş ki seyircilerin hiçbiri yarışmacıların başarabileceğine inanmıyormuş. Destek vermek yerine başlamışlar bağırmaya: - Zavallılar! Hiçbiriniz başaramayacaksınız! Yarışan kurbağalar bu sesleri uydukça ümitsizliğe kapılıp, kulenin tepesine ulaşamayacaklarını düşünüp, teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya devam etmiş. Seyirciler yine: - Zavallıcık, boşuna inat etme, başaramayacaksın! Son bir kurbağa yarışı bırakmamış ve büyük bir gayret ile kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Seyirciler ve diğer yarışmacılar hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş: - Bu işi nasıl başardın? Kuleye çıkan kurbağa cevap vermemiş. O an bu kurbağanın sağır olduğunun farkına varmışlar. Kurbağa olumsuz tüm haykırışları duymayıp ümitsizliğe düşmemiş ve yalnızca kulenin en tepesine çıkmayı düşündüğü için sonunda başarmış. Bu da bize şunu gösteriyor ki bazen olumsuzluklara kulağımızı kapatmakta fayda vardır. Konuyu Nasrettin Hoca'nın bir fıkrasıyla pekiştirelim. Nasrettin Hoca ile oğlu kasabaya gitmek için yola çıkarlar. Hoca eşek üzerinde, oğlu ise yanı sıra yürürken onları gören bir adam, "Yazık yahu, yumruk kadar çocuk yürüyor, koca adam eşek üzerinde." diye söylenmiş. Hoca adamı duyunca hemen eşekten inmiş ve yerine oğlunu bindirmiş. Bir müddet bu şekilde yol almışlar. Karşıdan gelen başka birisi laf atmış. "Aman yarabbi! Ne günlere kaldık, aksakallı baba yürüyor, zamane çocuğu eşek üzerinde." Bu durumdan utanan çocuk derhal eşekten yere atlamış ve babası ile birlikte yürümeye başlamış. Eşeğin boş gittiğini gören başka biri kahkahayla gülerek "Şu ahmaklara bakın, eşek boş gidiyor bunlar ise yürüyorlar." demiş. Hoca bakmış olacak gibi değil, eşeğe binmiş ve oğlunu da terkisine almış. Bu duruma sinirlenen yaşlı bir adam hiddetle bağırmış; "Sizde hiç insaf yok mu yahu? Yazık değil mi, niçin iki kişi biniyorsunuz zavallı hayvana?" Hoca ve oğlu mahcup bir şekilde eşekten inmişler. Hoca bakmış ki ne yapsa olmuyor, kimseyi memnun edemiyor, aklına gelen bir fikri derhal uygulamaya sokmuş. Hemen oracıkta eşeği yatırıp ayaklarını bağlamışlar. Uzun bir sırığı da hayvanın ayaklarının arasından boylu boyunca geçirmişler. Birisi sırığın bir ucunu diğeri de öbür ucunu omuzlayıp eşeği taşımaya başlamışlar. Herhalde bu durum herkes için en uygun çözüm olsa gerek demiş hoca. Kıssaden hisse...