EĞİTİM VE CEHALET

Cehalet; top, tüfek ve en tehlikeli silahlarla sınıra dayanmış düşmandan daha tehlikelidir. Milli düşmanlarımız vardır. Zaman, şartlar, ilişkiler ne olursa olsun, daima düşmanımız olarak kalacaklardır. En samimi siyasi ve ekonomik ilişkilerde de bulunsak, yüreklerde gizliden gizliye karşılıklı kin ateşi yanmaya devam edecektir. Bu Milli düşmanlar başlıca; anayurdumuzu işgal eden Rusya, Çin ve düşmanların en haysiyetsizi olan Yunanistan´dır. Bunlarla birlikte bir düşmanımız daha vardır ki; düşmanların en tehlikelisi ve en yıkıcısıdır. Bu düşman; en güçlü devletleri güçsüz kılar, en güçlü orduları yok eder ve en gelişmiş yurtları harabeye çevirir. O düşman; cehalettir. Cehaletin yanında, en tehlikeli silahlar, en kalabalık ordular ve en zor şartlar tehlikesiz kalır. Bir millet için en büyük tehlike, cehalettir. Cahil bir milletin düşmana ihtiyacı yoktur. Onun kendine verebileceği zararı ne en güçlü düşman verebilir ne de en tehlikeli silah. Bu sebeple en büyük düşmanımız; cehalettir ve bu düşmanla her daim savaşmak, en büyük vazifemizdir.   Cehaletin hâkim olduğu topluluklarda, birlik yerini bölünmelere, sevgi nefrete, saygı hoyratlığa, hukuk güce, eğitim cahilliğe bırakır; gerçekleri söyleyen aydınlar mahkûm olur, sahte vaatlerle ve duygusal cümlelerle milleti kandırıp gazını alanlar yükselir. Devlet yönetme vasfına sahip olmayanlar, yalakalıkları sayesinde yönetici makamına gelir. İş hakkedene değil, eşe dosta verilir. Dini, siyasi ve milli duygular, siyasetçiler için milletin kalbini fethetme aracı olarak görülür ve tüm değerler tahrip edilir. Bir millet için en büyük talihsizlik, cahil insanlar tarafından yönetilmektir. Cahil kişiler tarafından yönetilen her millet; gerilemeye, çökmeye ve tüm değerlerini yitirmeye mahkumdur. Bu, kaçınılmaz sondur.  Cehaletten uzak, eğitimli ve milli ruha sahip bir milleti, hiçbir top, hiçbir tüfek ve hiçbir devlet yıkamaz. Bu sebeple; her alanda ilerlemek, büyümek ve hükmetmek isteyen bir millet, en büyük yatırımları eğitime yapmalıdır. Aksi takdirde, ilerleyemediği gibi gerileyecek, gücünü kaybedecek ve ilerleyen milletlere köle olacaktır. Köprüler yıkılır, gökdelenler çöker fakat iyi eğitilmiş toplum, kaybedilen her şeyin yerini daha iyisi ile doldurur.       Cahil bir toplumu alın; en zengin, en ileri, en güçlü bir ülke sınırları içine yerleştirin; hiç şüphe yoktur ki günün birinde o ülke batacaktır. Eğitimli bir toplumu alın; geri, yoksul, verimsiz topraklar üstüne kurulu bir ülkeye yerleştirin; o ülke yükselecektir. Millet olarak yükselmenin yolu; eğitimdir. **     Milleti yükseltecek olan, şaşaalı yapılar, köprüler, AVM´ler değil, eğitimdir. Eğitimde geriyken, yoksulluktan okuyamayan çocuklar varken, şaşaalı saraylar, köprüler, plazalar, lüks yapılar yapmak gaflettir ve utanç vericidir. Köprüler de yapılmalı, mimariye de önem verilmeli fakat öncelik muhakkak eğitim olmalıdır. Köylerde çocuklar okula gidebilmek için bozuk yollarda mücadele ederken, 1 sınıfta 40 kişi ders görürken, şehirlerde lüks yapılar inşa etmek, gafleti geçip, ihanet etmektir. ** Devlet bazen her işe yetişemeyebilir, bazı durumlarda vatandaş elini taşın altına koymasını bilmelidir. Özellikle sanatçılar, film yıldızları ve futbolcular, okul, üniversite ve kütüphaneler yaptırabilir ve millet sayesinde kazandıkları yüksek miktardaki paraların hakkını verebilirler. Ülkenin yönetimi devlete aittir fakat ülke herkesindir. Bu yüzden vatandaş, kalkınma yolunda devletin daima destekçisi olmalıdır. Bir vatandaşın gücü bir kütüphane kurmaya yetmeyebilir fakat on bin vatandaşın birliğiyle bir kütüphane kolaylıkla kurulabilir. İşte, birlikten doğan kuvvet budur.