EĞİTİM SİSTEMİNDE CACALAYA DÖNDÜK!
Bu yazımı; eğitimci olmayan ama dolaylı olarak 6 yıldır eğitim camiasının içerisinde bulunan bir anne olarak yazıyorum. İki öğrenci velisi sıfatımla endişelerimin, kaygılarımın giderek arttığını belirtmeden geçemeyeceğim.
Okulların açılmasına az bir süre kaldı... İster istemez bu yıl sistemde neler değişecek, önümüzdeki yıl neler bizi bekliyor, öğrencilerimize hangisi sınav sistemi denk gelecek gibi soruları düşünüyorum. Bu açıdan veli olmak zorlaştı. Belirsizlikler; velide, öğrencide, eğitimcide ciddi kaygılar doğurmaya devam ediyor.
Neler yaşadığımızı daha iyi anlatabilmek için geriye doğru kısa bir araştırma yaptım:
*2003´ de katsayı farkı artırıldı.
*2005´ de 3 yıllık olan lise 4 yıla çıkarıldı.
*2007´ de Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme(OKS) kaldırıldı; yerine 6. 7 ve 8. sınıfın sonunda girilen Seviye Belirleme Sınavı(SBS) getirildi.
*2009´ da YGS ve LYS geldi.
*2010´ da, 3 aşamalı sınav kalktı yerine tek sınav sistemi getirildi.
*2010´ da, Düz liseler Anadolu Lisesi oldu.
*2012´ de zorunlu, ( 4+4+4) sistemi geldi.
*2013´ da TEOG sınavı uygulandı.
*2017´ da TEOG kaldırıldı, LGS adlı bir sistem geldi.
Eğitim sistemimizde, 5 yılda 14 farklı değişiklik yaşandı.
Ve tabi 16 senede değişen milli eğitim bakan sayısı da: 6
Böyle çalkantılı bir sistemde insanlar nasıl ümit-var olacaktır? Geçtiğimiz yıl TEOG sistemine göre basılan bütün kitaplar heba oldu. Kocaman bir milli servetti kaybedilenler. Bir anne olarak düşünüyorum: Sistemi getiren de aynı, götüren de? Enikonu oturup gelişmiş ülkelerin eğitim modellerinden en iyi olanı alsak ve ikide bir değişmeyen bir sistem kursak çok mu zor, istesek olmaz mı? Üstün Dökmen Hoca bir söyleşisinde: ?En büyük belirsizlik karanlıktır; bilinmezlik kaygı yaratır´ demişti; çok beğendiğim bir tespittir.
(Kısmet olursa) 2 yıl sonra kızım lise, oğlum üniversite sınavına girecek. Bu maratonda tüm veliler gibi ben de önümü görmek isterdim ancak sadece: ´Çok çalışacağız!´ demekten öte bir şansım yok.
Yadırgadığım bir konu da şudur: Sınav sistemi değişti, fakat müfredat aynı kaldı. Dersler eski sistem, sınav yeni sistem. Mantığa ve yoruma dayalı çok uzun sorular içeriyor. Çocuklar bizim ve hepsi çok kıymetlidir. Öğretmenlerimiz çok gayretli, idarecilerimiz deseniz onlar da elinden geleni yapıyorlar ancak sistemsizlik herkesi şaşkına çevirmiş durumdadır. Azami gayret sarf ediliyor. İsterim ki kimsenin emeği boşa gitmesin. Parası olanla olmayan arasında bir fark olmasın. İlkokul 2. Sınıfta başlayan İngilizce eğitim, lise sonda hala İngilizce konuşamadan sonlanıyorsa, başarı nerede diye sormak hakkımızdır?
5. Sınıfta okuyan bir öğrenci, ´ Milli Bayramlarımızı yazınız sorusuna, ?Ramazan Bayramı-Kurban Bayramı-Şaban Bayramı? diye cevap veriyor. Daha nice örnekler vermek mümkün. Veliler olarak öğretmenlerimize, idarecilerimize ve en önemlisi kararlı, düşünceli ve mahir milli eğitim camiasına ihtiyaç var. İki öğrencim de başladığı sistemle okullarını bitiremediler; bu da çok garip değil mi?
Eğitimde dünyadaki yerimiz neresi diye bir sorunun cevabı şöyle: Dünya Ekonomik Forumu, ülkeleri eğitim kalitesine göre sıralamış ve Türkiye 137 ülke içinde 99. sırada yer bulabilmiş. İlköğretim kalitesinde ise 7 üzerinde ancak 3.1 puan alabilmişiz. Pakistan, Malezya, Endonezya, İran, Katar bizden önde görülüyor. (Kaynak: Sözcü Gazetesi; 28.08.2018 tarihli)
Kuan Tzu´ nun eğitimle ilgili şu değerli sözleriyle yazımı bağlamak istiyorum:
?Bir yıl sonrasıysa düşünüyorsan; tohum ek.
10 yıl sonrasını düşünüyorsan; ağaç dik.
100 yıl sonrasını düşünüyorsan; halkı eğit
Bir kez tohum ekersen, bir kez ürün alırsın,
Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün alırsın,
Halkı eğitirsen 100 kez ürün alırsın.
Birisine balık versen, doyar bir defa;
Balık tutmayı öğret, doysun ömür boyunca??
KUAN TZU