DOĞRU İLE YANLIŞI AYIRMAK!
İnsanoğlu daima doğrudan yana olmak zorunda...
Yoksa huzur olmaz, adalet yara alır, anarşi ürer.
Çok yakını, çok sevdiği, tuttuğu parti vs. doğruluktan sapmışsa onu kendi vicdanında yargılamak insani görevlerimizden biridir.
Ama son yıllarda her şey hızla değişerek tüm benliğimize,
?Benim liderim?, ?Benim partim?, ?Benim adamım, "Benim sendikam"
Anlayışı egemen oldu.
Tabiki yanlıştır.
Kur´an-ı Kerim "Doğru" ile Yanlış" ı ayıran (Furkan) bir kitap olarak geldi bize...
İçinde yer alan vahiyler (Allah kelamı) her davranışımızı, her fiilimizi tarif etmektedir.
Ama biz kafamıza göre tarifler getirmeye başladık.
Bundan dolayıdır ki; doğru, yanlış, haram, helal her şey birbirine geçti.
Köşeyi dönen akıllı sayıldı, dönemeyen enayi yerine konuldu.
Namusuyla oturana budala, aptal, yobaz denilirken; entel, lüpten takılanlar uyanık, çağdaş, ilerici oldu.
Eskiden il başkanların, ilçe başkanların, daire amir ve memurların bir ağırlığı, bir saygınlığı vardı. Şimdi, o asalet gitti, her şey bir ince pamuk ipliliğine bağlandı.
Korkular içindeyiz.
İnsanlar ?Biz kime güvenelim, kimsede yetki yok? güvensizliğine düşünce hayat da bir çekilmez olmaya başladı.
Bu duruma alışmamız isteniyor.
Ancak fıtrata ters düştüğü için alışamayız.
Buhranlarımız, krizlerimiz, psikoloji bozuklukları bu sebeptendir.,
Herkese göre doğru yanlış tanımı olmaz. ?Bana göre? diye bir şey yoktur.
?İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah´a, ahret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah´a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.?
Bakara 177 ayeti böyle diyor.
Ölçüyü koyduktan sonra mesele ?Bana göre, Sana göre? olmaktan çıkmakta ve toplumun ortak anlayışı haline gelmektedir.
?Doğru ile yanlışı ayırmak? İçin ferasetli olmak gerekiyor. Kitabımızın bu tanımı doğrudan da öte ?Mutlak doğru? olanı açıklamaktadır.Bunu içimize sindirmez, o doğrultuda hareket etmezsek ne medeni oluruz, ne de insan!
Laf olsun diye uydurma kılıflar üretmek bizi basitleştirir. Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder lafı bunun için söylenmiştir.
Yalanla iman, haramla iman aynı kefede olmaz. Huzursuz isek fıtrata aykırı olan bir yolu seçmişiz demektir.
Ziya Gökalp, in Türkleşmek ve Muasırlaşmak´ ın yanı sıra "İslamlaşmak" Diye tavsiye ettiği formül tam Müslüman, gerçek, özde Müslüman olmayı öğütleyen bir formüldür.
Herkes kendini idol kabul ederse 6 milyar insan 6 milyar farklı yol gösterecektir...
Ama İlahi kelamı esas alırsak herkes için tek bir yol söz konusu olacaktır.
Onun adına da Sır´at-ı Müstakim (orta yol) denilmekte!