DERNEKLER YOLUYLA VATANA SAHİP ÇIKALIM

Bu yazıda bir İslam öncesine, bir cumhuriyet öncesine temas edeceğim ve sonunda diyeceğim ki, hiç kimse dernekleri (Cemiyetleri) hor görüp basite indirgemesin. Çünkü, dernekler toplum için bir tohuma benzer. Nasıl ki tohumsuz bitki olmazsa, derneksiz olarak da büyük işler başaramazsınız. * Peygamber Efendimiz (as) genç yaşarlarda iken Mekke´ de insanların malı ve canı güvende değildi. Gasplar, yağmalar, öldürmeler birbiri ardına gelirken karşı tedbirlerden hiçbir şey yoktu. İnsanlar perişan ve huzursuzdu. Bu duruma seyirci kalmak istemeyen Mekkeli gençler kendi aralarında toplanıp yeni bir Mekke için Hılf - ül Füdul adıyla bir cemiyet kurdular. Türkçe karşılığı: Adalet Cemiyeti. Ve çalışarak şehirlerde asayişi, adaleti kısa sürede sağladılar. Peygamberimiz bu cemiye dâhil olup görev aldığı sıralarda yaşı, 20-25 civarlarında idi. Peygamber olduktan sonra kendisine o günler sorulduğunda, ?O gün çok hayırlı işler yaptık, bugün olsa yine seve seve görev alırım? Buyurmuştur. *                             Gazi Mustafa Kemal Atatürk asayişi ve devlet nizamı bozulmuş Anadolu´ ya yani, Osmanlı paşası olarak Samsun´ a çıktığı zaman yaşı 38 idi. Anlatıma bu minval üzerinden devam edelim. 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Antlaşmasıyla Ordular tehis edilmiş, silahlar toplanıp meçhul yerlere depo edilmişti. 30 Ağustos 1920 yılında da Sevr Antlaşması imzalanmış, akabinde de vatan toprakları İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar vb. Müstevliler arasında paylaşıma açılmıştı. Bu elim ve vahim gidişatı gören milli şuur sahibi vatan evlatlarının yurdun her bir tarafında cemiyet kurma hareketine girdiklerini görüyoruz. Buna dair bilgileri Cumhuriyet tarihi kitaplarında genişçe okuduk ve okumaya devam ediyoruz. Ancak birkaçını zikrederek maksadıma yardımcı olayım: -Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 30 Kasım 1918, Edirne´ de, -İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti 1 Aralık 1918, İzmir´ de, -Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, 4 Aralık 1918, İstanbul´ da kurulmuştu. Başka adlar altında daha birçok milli cemiyet faaliyete geçmişlerdi. Atatürk, milli cemiyetleri Sivas kongresinde, (4-11 / Eylül 1919)  Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetleri adıyla tek güç etrafında birleştirdi ve milli güçlerin hattıhareketi Heyet-i Temsiliye Başkanlığına devredildi. TBMM kuruluna kadar milli direnişin yetkili organı Heyet-i Temsiliye olacaktır.(7 ay) 23 Nisan 1920´ de Ankara´ da TBMM´ yi kurulduktan sonra yetkili makam TBMM oldu. ( 3 yıl 6 ay) ve  29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuruldu. * Görüldüğü üzere İslam´ ın alt yapısında Hılf- Ül Füdul cemiyeti, Yeni Türk Devletinin zuhurunda Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin önemli bir yeri var. İlk satırlarda ne demiştim: Hiç kimse cemiyetleri hor görmesin, yani, cemiyetler milli şuurun tohumları gibidir.  Bu vatan coğrafyasına dernekler yoluyla sahip çıkmaktan başka çare yok. Avrupa kalkınmasının temelinde sivil toplum gücü olan derneklerin varlığını görürüz.