Bir Atatürk Anısı

DEMOKRATİK CUMHURBAŞKANI NASIL OLUR?     1931 yılının son aylarıydı. Bir gece Cumhurbaşkanlığı Köşkünde eğitim üzerine konuşuluyordu. Hiçbir sözünü esirgemeden konuşan Aydın milletvekili Reşit Galip, Mustafa Kemal´in Harbiye´den öğretmeni olan milli eğitim bakanı Esat Sagay´ı sert bir dille eleştiriyordu. Mustafa Kemal daha fazla tahammül edemeyip, ´´Burada olmayan hocam hakkında böyle konuşmanıza müsaade edemem.´´ deyince, Reşit Galip itiraz etti, ´´Biz hiçbir menfaat gözetmeden çalışıyoruz, siz bizi azarlıyorsunuz.´´ dedi. Ortam gerilmiş, kaşlar çatılmıştı. Mustafa Kemal kararlı ses tonuyla, ´´ Yoruldunuz artık, buyrun istirahat edin´´ diyerek, kibarca sofradan kalkmasını istedi.     Fakat Reşit Galip, Paşa´yı dinlemedi, bilakis, karşı geldi. ´´Burası sizin sofranız değil, milletin sofrası, milletin işlerini görüşüyoruz. Burada olmak sizin kadar benim de hakkım.´´ dedi.      Zamanının en büyüğü Atatürk, demokrasi tarihine yazılan bir davranışta bulundu. ´´Öyleyse, ben kalkayım dedi.´´ ve salondan çıktı.    7 düvele meydan okumuş, savaşmış ve bir devlet kurmuş Mustafa Kemal Paşa´nın demokrasiye olan saygısına ve inancına bakın. 7 düvelin memleketten çıkaramadığı birisini, demokrasiye olan inancı salondan çıkarabiliyor.     Bugüne bakıyorum, eğer ki birisi sayın Cumhurbaşkanı´na kafa tutsa neler olur, başına neler gelir, nerelere sürülür, hangi suçlardan yargılanır?   NOT: Sakın ola ki kimse benim Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile Sayın Erdoğan´ı kıyas ettiğimi zannetmesin, yanılır. Çünkü bilirim ki Sayın Erdoğan, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa´nın kurduğu memlekette gelip geçici bir siyasetçidir.