Ahîler, semâmızın yıldızlarıydı. Dünyaya sahip olmaya değil şahit olmaya gelmiş Silahsız Kuvvetlerdi.
Doğruluk, dürüstlük, yiğitlik, adamlık adına ne varsa ayağa kaldırıp çekildiler.
Ahi Mucizesi, Türk Dehasının eşsiz bir örneği oldu. Yalnızca Üretimde değil zihniyette de "Yerli ve Millî" olmanın ne kadar mühim ve hayat verici olduğunu biz ilk onlardan öğrendik.
Hileye tahammülleri yoktu, emanete ihanet edene tavizleri yoktu. Kusurlu mal satanın, hıyanetlik edenin pabucunu dama atarlardı.
Soma´da, ihmali ve para hırsı yüzünden onca insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olan Maden firmasına, yeniden ihalelere girme izni çıktı.
Milli Şeker Fabrikalarımız, Amerikan şirketinin tavsiyesi üzerine satıldı.
Askeri Tank Palet fabrikamız elden çıktı.
Bor Madenlerinin işletilmesi kalemini de elinde bulunduran Etibank´ı da Amerikalılara satıyorlar.
Elektrik, su, doğalgaz faturaları rekora koşuyor.
Kullanmadığımız köprünün vergisini ödüyoruz.
Millete alenen küfür eden Müteahhitlerin vergi borçları siliniyor.
Belediye seçimini kazanmak için cennetten arsa imarı açıyorlar.
Betona gömdükleri ekonomi patladı, kriz derinleşiyor.
Soğan, patates altın borsasına girecek fiyatlara gidiyor.
Milleti sebze meyve kuyruklarına soktular.
"Ey Hükümet tasarruf et" diyenlere en birinci ağızdan açıklama geldi.
DEVLETİN İTİBARINDAN TASARRUF OLMAZ!!!
Müdür yardımcılarının hanımlarına bile makam aracı tahsis ettiler.
Türkiye´nin en büyük rüşvetçisine "Yılın iş Adamı" plaketi verdiler.
GDO´lu tohum yaygınlaşsın diye yasa çıkardılar.
Yüzbinlerce EYT´liye gözleri kör, kulakları tıkalı.
Şehit askerlerin evlerinin elektriğini kestiler.
Hayvanat bahçesi müdürü TÜBİTAK başkanı oldu.
Nerede bir kayyum var, orada bir yeğen var, yandaş var.
Ahîler bugün yaşıyor olsaydı Beştepe´nin damı pabuçtan geçilmezdi vesselâm...