ÇILDIRIYOR MUYUZ NE?

Yazılı kanunları bir tarafa koyalım: Yasa, vuranın katil olduğuna zaten hükmediyor. Rusya Büyükelçisi vuruldu. Vuran kişi kılık kıyafet yönünden ve yaşça temiz bir delikanlıya benziyor. Ama mikrofon başında konuşan görevli bir insanı kendi iradesiyle, kendi felsefesince öldürdü. Bu olay bir suikast olabilir. Ardında değişik örgütlerin olduğu düşünülebilir. Ben, sosyal medyada ileri geri "Oh olsun!" tarzında yorum yapanları dikkate alarak dini yönden yazmak istiyorum: İslam´da ulul emre itaat vardır? Devletin kurallarına bağlı kalacaksın. Ortada devlet varken, hiçbir kimse hiçbir şey adına kendine durumdan görev çıkaramaz. Öldürülen ha Rus olsun, ha Türk; ha Çinli olsun ha Müslüman? Ferdi olarak şahsen intikam duygusuyla öldürme fiili işlenemez, böyle bir özel hak yoktur. Aklı başında olduğu halde cinayet işleyen kişi katil hükmündedir? Onun öteki dünyada varacağı yer cehennemdir. "Allah´ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin." (İsrâ: 33) Rus elçisi bir görevlidir? Canı malı güvenliği devletimize aittir. Suriye, Halep, vs. diyerek hiç kimse eline silah alıp rast gele birini öldüremez. Yasalar da, dinimiz de, örf adet ve geleneklerimiz de böyle bir eylemi yasak etmektedir. Vuran ?Allahu Ekber!? Diyor, yani Müslüman; ölen bir Rus görevlisi. Eylem, iki devletin arasını açacak mahiyet arz ediyor. Hiçbir öfkeye böyle bir cinayet işleme hakkı verilemez. Allah bu insanlara akıl fikir ihsan etsin, devletimiz gerçekten zor durumda? Ulul emre itaat farzdır. Nisa:59/ ?Ey iman edenler! Allah´a itaat edin. Peygamber´e itaat edin ve sizden olan ulu´l-emre (idarecilere) de? Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah´a ve ahret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.? Çıldırıyoruz mu ne?