BU ACELE NİYE?

Nur topu gibi bir evladımız daha oldu(!) Tıpkı “Süleymanpaşa” gibi... adı: TORSAB! Nedense Tekirdağlıların sözü geçerli değil. Tekirdağ’da bir iş yapılacaksa başka bir mahfilde kararlar veriliyor ve uygulamaya geçiliyor. Oysa burada STK"lar var Burada Siyasi Partilerimizin temsilcileri var… Burada milletvekilleri, belediye başkanları var. Burada Üniversite var… Ve bunlar kadar önemli sayılacak (sayanlar için tabi) basınımızın güzide temsilcileri var. Orada burada arada sırada tartışılmış mı? Kamuoyuna bilgi verilmiş mi? Tekirdağ halkı sayılmış mı? Bildiğimiz kadarıyla hepsine tek cevap: Hayır! *** Beyler! Tekirdağ açık pazardır. Hal böyle olunca da gerisi hiç önemli değil. Jakobenlerimiz var ya o nimet(!) bizlere yeter… Bizler adına düşünürler, en iyisini planlarlar ve harekete geçerler. Bizler de hiç kafa yormadan bol zenginliklere kavuşuruz sayelerinde… Olsun! Onlar bazen bize İrlandalı derler, biz de onlara Fransız deriz, olur biter. Biz haklaşırız haklaşmasına ancak olan Tekirdağ’a olur, geleceğimiz kararır gider. Sırada TORSAB var, bunun manası şu: Kontrolsüz göç… Etnik yapının değişmesi… Çevresel felaket riski… Oksijen kalitesinin düşmesi… Kanser riskinin artması… Yer altı ve yer üstü su kaynaklarının ciddi şekilde tehlikeye girmesi... Bunlardan daha önemlisi ise Tekirdağ’ı binlerce seneden beri kucaklayan bağ, bahçe, mera, tarla gibi yemyeşil örtünün artık üzerimizden alınacak olması! *** Bu ne anlama geliyor? Tarihimizden kopmaktır… Silüetlerden kopmaktır… Derin ruh halimizden kopmaktır… Kuşların, böceklerin, canlıların bölgeden kopması anlamına gelmektedir. Hani derler ya… Bir burası kalmıştı düzeltilecek şimdi o da elden gidiyor, ebedi olarak uçuyor. *** Oysa… Bu şehir bizim; bizim olanın üstünde bizlerin de söz hakkı olduğunu düşünüyoruz. Bürokratların çoğu bir kaç yılını geçirdikten sonra buradan gideceklerdir. Ancak Tekirdağ, burada yaşayanlarla birlikte var olacaktır. Gidenlere iyi işler yaptılarsa “İyi adamdı” denir. Kötü işler bıraktılarsa ebedi olarak “Kötü adam” olarak anılacaklardır. *** Bu OSB konusunda Sayın Valimizin vebali olduğuna inanıyorum. OSB’ nin kurulup kurulmayacağı yetkisi elbette Bakanlar kurulundadır ancak bu işin öncesinde Valimiz Tekirdağ kamuoyunu tartıştırabilirdi. Çeşitli toplantılar düzenleyerek halkın düşüncelerini işin içine katabilirdi ama yapmadı, herhalde lüzum görmedi. Kendi takdiridir. Ancak, düğün bittikten sonra da olsa düğün kınası hakkında birkaç söz söylemeyi bize çok görmesinler. *** Şehrimiz bugüne kadar yapılan hataların bedelini en ağar şekilde ödedi, ödemeye de devam ediyor. Geri dönüşü olmayan bir yola giriyoruz, görünen budur fakat ümitlerimiz de bitmiş değildir. Halk isterse neler olmaz. Yeni İnan Gazetesinde kadınlarımızı görüyorum! Protesto ediyor köylü kadınları… *** Sayın Valimiz, ilk geldiği günlerde halkın sevgilisiydi; kapısı açık, yüzü açık, mütebessim, her toplantıda etrafına neşe saçan bir valiydi. Neredeyse efsane olarak kayda geçecekti ama artık öyle değil. Valimiz basınla ilgilenmediği gibi halk arasında da pek görünmüyor. *** Tekirdağspor belini doğrultamadı… Valimizin döneminde ne başkanını bulabildi, ne de Yönetimini… Her şey destek, ilgi ve kararlılık işidir… Bunlar olmayınca sponsor firma Marmara Doruk’tan sonra Kaptan Demirçelik de kispete vurmak zorunda kaldı; olağanüstü kongreye gidiyorlar. *** Denizimiz zaten bitik idi, daha da bitecek, sıra geldi yeşile… *** Sahi bu OSB sıvı atığını nereye atacak, denize mi? Yoksa tarımda mı kullanılacak. Ya katı atığını? Görüyorsunuz dert derdi açıyor; Demirli’de kurulan çöplük civarındaki 4 köyü mahv etti. Halk kokudan son derece muzdarip. *** Yüce Allah şu Tekirdağ’a acısın demekten başka duamız yok.