Marmaraereğlisi...

Tekirdağ'ın en küçük ilçelerinden biri olabilir.

Ama toprağının altında Trakya'nın en büyük hazineleri yatıyor.

Binlerce yıllık medeniyetlerin izleri...

Her taşın altında bir tarih.

Her kazmanın ucunda belki bir uygarlığın hikâyesi.

İşte tam da bu yüzden yıllardır definecilerin, tarihi eser kaçakçılarının, sahte hazine haritaları satan fırsatçıların iştahını kabartıyor bu topraklar. Bir heykel bulma hayali... Bir sikke yakalama umudu... Geçmişi yağmalayarak zengin olma sevdası...

Oysa gerçek zenginlik toprağın altından çıkarılıp karaborsaya sürülecek birkaç parça eser değildir.

Gerçek zenginlik, o mirası ait olduğu yerde koruyup dünyaya tanıtabilmektir.

Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter göreve geldiği ilk günden itibaren tam da bunu söyledi.

Turizm...

Kültür...

Arkeoloji...

Siyasi sloganlar değil, yol haritası olarak anlattı.

Bir vizyon ortaya koydu.

Ve o vizyonun peşinden yürümeye başladı.

Sadece konuşmadı.

Arkeolojik kazılar için sponsor aradı.

Buldu.

Belediye olarak destek verdi.

Kazı çalışmaları hız kazandı.

Çünkü biliyordu ki bugün toprağın altından çıkarılan her eser, yarının turistini ilçeye getirecek en değerli davetiyedir.

Ama turizm yalnızca kazı alanlarından ibaret değildir.

Şehir nefes almalıdır.

Sokak hareketlenmelidir.

Esnaf kazanmalıdır.

Bu anlayışla Balkan Festivali düzenlendi.

Karpuz Festivali yeniden hayat buldu.

Kültürel etkinlikler birbirini izledi.

Amaç sadece birkaç gün eğlenmek değildi.

Amaç, Marmaraereğlisi'nde ekonomik hareketliliği artırmaktı.

Çünkü belediyecilik sadece kaldırım yapmak değildir.

Şehrin ekonomisini büyütmek de belediyeciliğin en önemli görevlerinden biridir.

Bozkurter'in okumaya çalıştığı denklem tam da buydu.

Ve görünen o ki bu denklemin ilk sonuçları alınmaya başladı.

En somut gösterge ise nüfus.

Bir zamanlar göç veren ilçe...

Bugün tercih edilen bir yaşam merkezi olma yolunda ilerliyor.

İnsanlar artık yalnızca yaz aylarında denizi görmek için değil, burada yaşamak için de Marmaraereğlisi'ni seçiyor.

Bu tesadüf değildir.

Bu, doğru planlamanın ve geleceğe yapılan yatırımın sonucudur.

Elbette yapılacak daha çok iş var.

Belki de yolun henüz başındayız.

Turizm altyapısı güçlenmeli.

Konaklama kapasitesi artmalı.

Tarihi alanlar ulusal ve uluslararası ölçekte daha görünür hale getirilmeli.

Bu noktada yalnızca belediyenin çabası yetmez.

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin de Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın da Marmaraereğlisi için uzun vadeli ve güçlü bir strateji ortaya koyması gerekiyor.

Çünkü Marmaraereğlisi yalnızca bir ilçe değildir.

Trakya'nın tarih kapısıdır.

Mitolojide Gordion Düğümü, çözülmesi neredeyse imkânsız görülen bir düğümdü.

Herkes önünde durdu.

Herkes baktı.

Ama çözmeye cesaret edemedi.

Bugün Marmaraereğlisi de yıllardır benzer bir düğümün içinde kaldı.

Tarih vardı ama değerlendirilemiyordu.

Potansiyel vardı ama harekete geçirilemiyordu.

Şimdi o düğümün ipleri tek tek çözülüyor.

Onur Bozkurter'in asıl başarısı da burada yatıyor.

Sadece bugünü yönetmeye çalışmıyor.

Yüzyıllardır toprağın altında bekleyen tarihi geleceğe taşımaya çalışıyor.

Ve bunu yaparken de o mirasa çökmek isteyenlere, kaçak kazılarla geçmişi talan edenlere ve bu kentin tarihini kişisel çıkarlarına kurban etmek isteyen leş kargalarına karşı mücadele ediyor.

Çünkü bazı insanlar makam bırakır.

Bazıları bina.

Bazıları ise gelecek nesillere miras bırakır.

Marmaraereğlisi'nin gerçek serveti ne betondur ne arsadır.

Bu kentin gerçek serveti tarihtir.

O tarihi koruyabilenler ise yalnızca bir ilçeyi değil, bir medeniyetin hafızasını da geleceğe taşırlar.