BÖYLE OLMAZSA SİYASET TAT VERMEZ!
Parti üyesinin üzerinde hiç kimsede devasa yetkiler olamaz, olmamalıdır. Parti genel başkanı da parti üyesi, milletvekili de partinin üyesidir... Her işte hiyerarşik sıra, sandık ve tüzük kuralları işleyecek bundan zerre sapma olmayacaktır.
Örnek; ilk adım olarak genel merkez il başkanı atayacaktır. Yetkili İl başkanı kendi iradesiyle il yönetimini kuracak, yönetim de kendi iradesiyle ilçe başkanlarını görevlendirecek, ilçe başkanları da kendi iradesiyle yönetimlerini oluşturacaktır.
Sonra tüzükte belirlenen süre içinde ilçeler kongrelerini yaparak il delegelerini kendi hür iradesiyle belirleyecektir.
İl kongresi, ilçe delegelerinin katılımıyla icra edilecek ve genel merkez delegeleri kongrede tespit edilecektir.
Ve... Tüm seçimlerde ister milletvekili, ister belediye ve belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri dahil her defasında sandık ortaya konacak ve sandıktan çıkan sonuçlara herkes şapka çıkaracaktır.
Kongre süreçlerinde, başkan atamalarında veya sonrasında yönetim listeleri oluşturmada; milletvekilleri, belediye başkanları, genel merkez koordinatörleri vb. Her kim olursa olsun asla ve kat´a bu süreçlere müdahil olamazlar.
Türkiye´ ye demokrasi getirmek isteyenler, parlamenter sistemi kabul edenler önce kendi parti yapısında tam ve açık demokrasiyi uygulamakla mükelleftir.
Tüzük süreçleri takip edilmiyorsa, edilmeyecekse bizler boşa umutlanmayalım ve de demokrasiyi ağzımıza hiç ama hiç almayalım.
81 ilin derdini, dedikodusunu, sıkıntısını, fısıltısını genel merkeze taşıyan bir yapı bu ülkede büyük küçük hiç bir problem çözmez ve hatta kendi problemleri içinde boğulup kalacağından memlekete fayda yerine zarar vermeye başlar. Umutlarla yüklenmiş enerji boşa tüketilmiş olur.
Kardeşim! Nedir bu Ankara sultası?
Tadımız kaçtı be!