BASINIMIZIN DEĞERLİ TEMSİLCİLERİ... NE KADAR DEĞERLİ?

Basınla işi olanların kullandığı cümle genellikle böyle başlar. Biraz daha kibar olanlar ise, ?Basınımızın Güzide Temsilcileri? Deyimini kullanılırlar. Siyasi partiler başta olmak üzere belediyeler, stk´ lar, kurum ve kuruluşlar nazarında basın vazgeçilmez unsurların ilkidir. Ama uygulama nasıldır, biraz onun üzerinde duralcağım: Uygulama safhasında basın gerçekten ?Değerli? değildir. Basın, kendine ait alanda hak ettiği geçim payını övüldüğü oranda almakta veya desteklenmekte midir, diye karşı bir soruyu ben sormak istiyorum.  Buna kocaman ?Hayır? Diyorum. Bir adım ileriye giderek basının kullanıldığını veya kullanılmaya çalışıldığını rahatlıkla ifade etmem de mümkündür.  Büyük salonlarda partilerin aday tanıtımları olduğunda tüm basın emekçileri davet edilir. Saatlerce salonda kalırız; fotoğraf çeker, videolar yayınlarız. Bu ham malzemeleri haberleştirmeye de çalışırız. Peki, sonra? Karşılığını almaya gittiğinizde tam bir kedi- fare oyunu başlar. Muhatap olacağınız kişileri bulamazsınız; bulup dadestek talep ettiğinizde, ?şimdilik düşünmüyoruz... Henüz bütçe hazırlamadık? bariyeriyle karşılaşırsınız. Basının bir başka handikapı ise yandaş olup olmadığınız yönünde teste tabi tutulmaktır. Bunu size hissettirirler ve haliyle fincancı katırları ürkmesin diye ne doğru dürüst haber yapabilir, ne de benliğinizden fışkıran yazılar yazabilirsiniz. Yerel basının çalışacağı siyasi partilerin sayısı üçtür; CHP, AK Parti ve İYİ Parti... Üçünün de basın için bütçe ayırmadığı açık bir gerçektir. Hadi İYİ Parti daha çok yeni ve akılları ermiyor diyelim ama çoook tecrübeli AK ile CHP İl Başkanlığına ne denmeli? Davet edildikleri zaman, o ?değerli mensuplar? topluca gidiyorlar; ancak, sonucunda üç beş kuruş almak istedikleri zaman bir kedi-fare oyunu başlar. Seçime 20 gün kalmasına rağmen hala vekil adaylarının endamlarını gazetelerde göremiyorsak müsebbipleri il/ilçe yöneticileridir. Şimdi açıkça soruyorum: CHP´ den, AK Parti´ den, İYİ Parti´ den piyasaya dökülüp ortalıkta kapı, kapı gezmeye çalışan çok sayın o yedişer kişi, sizin gideceğiniz ya da gittiğiniz kapılar arasında değerli basın ile basınımızın güzide temsilcilerinin kapıları niye yok? Ve... Siz çok değerli olup, burunların kıl aldırmayan il/ilçe başkanları, siz milletvekili adaylarını niye yönlendirmiyorsunuz? Hemen her seçime aday olarak giren, vekil olmak için yanıp tutuşan birçok isim var ki reklamlarını facebook ile yapıyorlar, iyi mi? Hatta yerli ve milli olduklarını iddia edenler reklamlarını İstanbul ajanslarını aracı kurum yapmışlar. Adaylar daha bu aşamada yerel basına kavuk sallamıyorlarsa Ankara´ ya gittikten sonraki hallerini siz düşünün! Nitekim gidenleri de gördük. Bulgaristan´ da Avrupalarda keyfiyet yapanlar kapısına 150, 200TL´ lik fatura için gelen basıncılara, ?Ben böyle bir yükü kaldıramam!? diyen çok sayın(!) milletvekillerimizle karşılaştık. Çok şükür şimdilik ekarte oldular. Öyleleri muhtar dahi olamaz, aslında o siliklere değil, basını namerde muhtaç eden zihniyetler utanmalıdır. 10 seneden beri ve iyi kötü 410 haftadır kesintisiz yayın hayatındayız. Yerel basına destek vermeyen, iyileştirmek için 1 sn. düşünmeyen bir anlayışla bu basın hiç bir yere varamaz. Olsa olsa yalaka ve yandaş olur.   Basıncı arkadaşlara şunu söylemek istiyorum: Partiler nazarında sizin değeriniz neyse, sizin nazarınızda da onların değeri o kadar olsun. "Gel Bana Bir Adım, Gideyim Sana 10 Adım" Mevlana anlayışı uygulanmalıdır. O adaylar arasında özellikle üzerine basarak söylemek lazım gelirse, İlhami Özcan Aygun gibi çok değerli, vekil olmaya tam layık isimleri mutlaka anmak zorundayız. Daha aday adaylığı dönemi başlamadığı günlerde AK Parti´ den 3 vekil değişsin demiştim; ikisi değişti. Ayrıca, Mustafa Şentop´ u da çok donanımlı, çok ciddi görüyorum çünkü taş yerinde ağırdır. Ayakta kalmak istiyorsak basın öncelikle kendi gücünü ortaya koymalı, ancak çakmalarla işimiz zor.