ARTIK TEK PULLUK ZAMANI!
Tarla yorgun olduğu için verim düşük, toprak yabancı otlara yenik düştüğünden ilaç atsan da çare yok. Çok derinden tek pulluk atmadan olmayacak! Bu akşam çiftçi bir kardeşimle sohbet ederken; abi bugün tarlalarımı dolaştım. Buğdaylar sararmaya başlamış, yeni bir hastalık çeşidiymiş, adı aklımda kalmadı, Allah yardımcımız olsun, dedi.
Bu noktaya dayanarak konuyu tarladan açtım. Bilinir ki; daha güzel verim elde etmek için, 5-10 senede bir tek pulluk atılırmış. Çünkü toprak da tıpkı insan vücudu gibi alınan ilaçlara karşı bağışıklık kazanıyor ve beklenen verim alınamaz hale gelebiliyor.
Türkiye´ de hangi sektörü ele alırsanız alın bir çıkmaz sokakla karşı karşıya kalıyorsunuz. Tarımda mı işleri hallettik, hayvancılıkta mı? Narenciye ya da turizmde mi? Nerede işlerimiz dümdüz gidiyor? Hiçbir sektörde iyi değiliz. Sağlık deseniz, sistem orada da çökmeye başladı. Milli eğitimi zaten hesaba katmayın. Öğrenci kalitesine bakar mısınız? Çocuğun kafasında kuş yuva yapsa haberi olmayacak. Kafa bonuz. Kızlar miniden öte göbeklerini de bir karış açıp okula geliyor. Öğretmeni öğrenciye, idareyi veliye esir eden bir sistem var devrede... Öğrenim kalitesi her yıl dip yapıyor.
Komşularımıza mal satıyorduk. Hey heylerimizden sonra ne oldu? Suriye, Irak, Mısır, Libya bitti. Kendi ellerimizle komşu kapılarını bir iki kapattık. Tamam, liderimizi dünya lideri kabul ettik, ama var mı bizimle birlikte yürüyen bize çok bağlı tek bir devlet? Evvelden Pakistan kardeşimiz vardı, her şeyimize anında koşar gelir, "Emrinizdeyim!" Derdi. Onun dahi sesini 30-40 yıldır duyamaz olduk.
Tarla verim vermiyor; toprak yoruldu, çiftçi aga şaşırmış durumda... Seçimler geldi kapıya dayandı. 16 senedir tarlasından bir verim alamayan çiftçiye yeni bir umut da verebilmiş değiliz.
Hükümetimiz sürekli mazeret üretiyor. Kabahati, beceriksizliği sürekli dış güçlere yükleyen bir hükümet anlayışımız var. Biz tam rahat olmak için ne istiyoruz? Konuşmalardan da açıkça anlaşıldığına göre Sn. Liderimiz dış güç istemiyor, bu bir; iç muhalefet istemiyor, bu da iki... Bu iki şer(!) güç bila kaydu şart bertaraf edilmelidir. Dış gücü bertaraf etmek mümkün değildir. Güven vererek, yargı bağımsızlığını sağlayarak, yatırımcıları ürkütmeyerek dünya ile ahenk sağlayabilirsiniz. İç muhalefet gücünü demokratik platformlar düzleminde yararlı hale getirerek meseleyi çözümlemiş olursunuz. İkisi de aslında çok kolay. Ama sukunet yolunu, suluhet yolunu bırakıp kavga yolunu seçiyoruz. Sonra da dönüp diyoruz ki: Tüm dünya bize karşı birleşti.
Bugünkü gerçeği net görmemiz şart. Tarla artık üretmiyor, bir daha, bir daha derken tam 16 senedir hala yeni vaatlerle halkın karşısına çıkıyoruz, oy istiyoruz. Oysa güven problemi ortada durmaktadır. Bağımsız yargı beklentileri bir türlü karşılanmıyor. Milli iradeyi üstte, yargıyı, yani adaleti altta kabul ediyoruz. OHAL ile, sıcak para politikasıyla, bir büyük cari açıkla, üretmeyen bir ekonomik yapıyla, komşuların içine, daha içine müdahil olmalarla varılacak salim yol yoktur.
24 Haziran karar anıdır. Yüksek yetkileri milli iradenin karargâhı olan Meclisten alıp özel kişiye devrederseniz demokratik anlayıştan füze hızıyla uzaklaştığınızın resmidir. Meclis sistemi mi, tek kişi sistemi mi ikilemi getirilip önümüze kondu. Baştan sona ayrık otlarına sarılan tarlayı 16 senedir kurtaramayan çiftçiye hala bir şans, bir şans daha vermenin ne gibi gerekçesi olabilir?
Artık toprağın altını üstüne getirmenin zamanı geldi, derinden giden tek pulluk ile bu tarla mutlaka kurtulacaktır.