ANNE SENİ ARIYORUM DELİ DİVANE

Öyle diyor bir şiirinde Yavuz Bülent Bakiler.? Gün değil, ay değil, böyle her sene / Seni arıyorum deli divane.Anne,anne.? Hele şu Anneler Günü geldiğinde annelerine koşan çocukları ve çocuklarımı seyrederken bir gariplik çöker içime, bir tuhaf olurum. İçimi yakıp kavuran bir hasret ile deli divane olur gönlüm. Burnumda tüter kokusu. Bilirsiniz onu ,ana kokusudur o. Şimdi sağ olsa da sarıp sarmalasam ,öpüp koklasam diye titrer yufka gönlüm. Sağanak yağmurlar boşanır gözlerimden. Varlığında da çok severdim anacığımı. O nedenle belki yokluğunda da hiç dinmiyor hasretim. Sanırım annesini beka alemine uğurlamış her insan evladı her gün yaşıyordur bu duyguları. Ama Anneler Günü; evrensel çapta kutlandığı, yaşayan anneler ve evlatların özel bir seremoniyle kucaklaştığı günler olunca o günlerde insan daha bir garipsiyor yetimliği. Doğmak gibi ölmek de bir kader bizim için. Mesele; yaşadığımız sürece onları baş tacı yapabilmek, haklarını ödeyebilmenin imkansızlığını kavrayarak onların dualarının öznesi olabilmek. Ne mutlu böyle yaşayıp, böyle vedalaşanlara. Ne mutlu kendisi için deli divane olan evlatlara sahip annelere. Nurlar içinde yat anneciğim. Mekanın cennet olsun. Başta rahmetli annem olmak üzere, kayın validem, evlatlarımın annesi eşim ve tüm annelere en derin muhabbetlerimi, saygı ve sevgilerimi sunuyor, ellerinden öpüyorum. Değerli dostlar, siz beni düz yazılarımla tanıyorsunuz. Düşünce ve sanat alanında yazdıklarımın ilgi gördüğünü de söyleyebilirim. Buna karşılık şiir denemelerimde hep zorlanmış, şiire ve şairlere saygımdan ötürü yazdıklarım hep karalama olarak kalmıştır. Bunlardan bir tanesi anneme yazdığım şiirdir. Annem diyabet yüzünden görme yeteneğini kaybetmişti. Ameliyat olması gerekiyordu.Yıl 2001, Çapa Tıp Fakültesi´nde yapılacak ameliyat için İstanbul´daydık. O da korkuyordu, ben de. Hastanede yaşadığım duyguları mısralarla ifade etmeye çalıştım. İzninizle o karalamaları bir Anneler Günü vesilesiyle sizinle paylaşarak ölümsüzleştirmek istiyorum. ANNECİĞİM İzin verirsen önce ellerini öpeyim anneciğim Sonra göremediklerimi gören güzel gözlerini Yanağım dizlerine muhtaç, saçlarım avuçlarına Hiç şüphesiz beni bir tek sen anlarsın anneciğim. Kalbin adeta sevgi deryası, sende şefkat umman Üzdüğüm olmuştur seni , istemesem de zaman zaman Affedilmek için yine sen oldun sığındığım liman Beni gerçekten sıcacık bir tek sen sararsın anneciğim. Hayatın çile dolu, ömründe dizi dizi ızdırap Önce tansiyon kalp, sonra şekerden gözler harap Her şey Allah´tan diyor, amenna, öyle yazıyor kitap Bunu elbette benden daha iyi bilirsin anneciğim. Hayatında kaç dönemeç oluşturdu soğuk hastaneler Sonunda umut oldu Çapa Tıp fakültesi, hemşireler Öyle hastalar gördüm ki; yaşayan ölüydü biçareler Görseydin ameliyattan ürperir kaçardın anneciğim. Parmakların tesbihte koşuyor, dilin Kur´anla coşuyor Aksaray´da dualar aminler birbirine karışıyor Dersaadet´te sabah ezanlar birbiriyle yarışıyor Salat u selamlarla her korkuyu yenersin anneciğim. Günlerden Cuma idi camiler gibi doldu taştı içim Gönülden´e kıyamazsın hiç, o benim cennetlik kardeşim Benden ölsen vazgeçemezsin, ama sen de benim güneşim Şüphem yok bizi mahşerde de yine böyle ararsın anneciğim. Eczaneler bulvarında, karaborsa ilaç araken ben Alıp götürmüşler seni ameliyathaneye hemen Oğlum gelecek ,bekleyin ne olur diye çırpınmışsın sen Yanında olmamdan öyle güç kuvvet bulursun anneciğim. Tanrı yine yetiştirdi, sedyede ben çıkardım oraya Hastabakıcı dedi sen orda kal, giremezsin buraya İki buçuk saat çakıldım kaldım bir tahta tabureye İçerde sen kim bilir ne duygular yaşadın anneciğim. Bazen zaman da donarmış meğer, adeta durdu saatim Sanki orada zamanı yüklenmiş buzdan bir hayaletim Önce Doçent Tunç Ovalı´nın uzaktan sesini farkettim Doktor bey, Allah senden razı olsun diyordun anneciğim. Umarım başarılı olmuştur,şifa bulmuştur gözlerin Dilinde yeter ki Orkun´umu göreyim diyen sözlerin Unutma bunu; ben seni senin yanında bile özlerim Artık baklava börek,tuz,şekerden uzak dur anneciğim. Ahmet Acaroğlu