AK PARTİ BELEDİYELERİ ALABİLİR Mİ?
Arada %10 kadar oy farkı var.
Önce açık kapatılacak sonra öne geçilecek.
Bunun için çok ama farklı usullerde çalışılması lazım, fakat nasıl?
Bugünkü çalışma tekniği ile bu açığı kapatmak imkânsız denecek kadar zordur.
Bu zor oluşun altını net olarak çiziyorum.
?Bugünkü Çalışma Tekniği? Dedim.
Bunun ne anlama geldiğini açıklayayım:
Başkan Cüneyt Yüksel´ in programına riayet eden yönetim kurulu üyeleri bunun dışında halkla temasta hemen hemen hiç yoklar. Nöbetini tutan, toplantılara katılan ?Görev tamam!? mantığıyla çekip gidiyor. Bu hale robotluk denir.
Mesela, bir esnafla gidip çay içmek, dinlemek, halkla kaynaşmak gerekir. Kültür İşlerine bakan il başkan yardımcısı çoktan il kültür müdürünü ziyaret etmesi lazımdı; o müdür de çoktan kültür dernekleriyle temasa geçip toplantılar düzenlemesi gerekirdi. Oldu mu, olmuş mudur? Na hak! Olsaydı bize çoktan haberler gelirdi.
Yani birim başkanları kendi alanlarında bir canlılık, bir hareketlilik, bir düzenlemeler zinciri oluşturmadığı sürece görevlerini layıkıyla yapmış sayılmazlar.
Bazı yönetim kurulu üyelerinin kendi özel işlerini belirli bir seviyede tutmak için yönetime girdiklerini sağdan soldan okkalı biçimde işitiyorum. Bazen bunlarla karşılaştığımda acaba denildiği gibi midir diye temkinli olmaya gayret ediyorum. Yüzlerinde var olan donukluğun siyasi hesaplardan kaynaklandığını bariz olarak hissediyorum.
Ara sıra yazı şeklinde bu konulara temas ettiğimde, ?Cüneyt´ in işi zor? diyorum ki kastım bunlardır. Şu güne kadar yönetim kuruluna girmiş olanlar, belediyeleri kazanacak ?Sempati halesi? oluşturamadılar. Öyle bir ışık vermiş değiller. İlk günlerinde, ilk haftalarında 50 kişi aslında biraz şirin olmaya çalışmadı değil ama kısa süre sonra çoğu kendi özel mizaç alanlarına geri döndüler. Bugün birer gurur abidesini andırır haldeler.
Cüneyt Yüksel bir büyük heyecan, bir büyük performans getirdi partiye, öncekiler de yüksek tempoda çalışmışlardı ama yerel seçimleri hep kaybettiler. Kaybetme sebeplerinin başında ?Halk ile temas? gelmektedir. Burada bir yoğunluk, burada bir düzen yoksa yazı tahtasını baştanbaşa siliniz. Bunun farkında olmadığınız sürece galibiyet yüzü göremezsiniz.
Günlük mesaisini sabah namazıyla birlikte camide başlatan Kadir Albayrak´ ı sollayacak bir önder var mı AK Parti´de? Çok çalışmak elbette önemli ama ondan daha önemlisi ?Verim? alabilmektir. Bir AK Partili iş adamı iş yerinin kapısına, ?Köpek var? levhası koymuş; içeride köpek varsa oraya kim gider de merhaba demek ister. (Köpeği de çalıp gitmişler ya!)
Şu laboratuar İl Müdürünü takip edeniniz var mı? Yeni bina için milyonlarca lirayı bankada tutuyor, yıllardır hala nuh nebiden kalma binada hizmete devam edebiliyorsa gözünüz kör demektir. Öyle bir müdürü (eski siyasetçi) Efrahim Balım çoktan paketleyip göndermişti buradan... Yatıp uyuyan, çevresini tanımayan, gölgesinden korkan hele bir gazeteci görse köşe bucak kaçan bürokratlar yüzünden Tekirdağ, kendileri için 5 yıldızlı otel ama halkımız için Köykent olmaya devam edecektir.
Bürokratlar nazarında Tekirdağ tatil için huzurlu bir kent şeklinde bellenmiştir. Bu anlayışla AK Parti olarak siz CHP belediyelerinin elinden bırak belediyeleri bir sandalyesini dahi alamazsınız.
Başbakan ne diyor?
?Sektörlerde milli ve yerel üretimin önünü açtık.?
Bu cümlenin içine siyaseti de sokunuz.
Şovmenlik bırakılacaktır.
Aynı mantıktan hareketle bürokraside (özellikle tepe noktalarda) yerel adama ihtiyaç var. Kendi öz evladını görevden alıyorsun, yerine Anadolu´dan burayı hiç bilmeyen birini getirip müdür yapıyorsun; olmaz böyle!
Çantasını alan Tekirdağ´a geliyor, 3 gün sonra müteahhit oluyor ve ardından Parti kademelerine girip yönetici mertebesine yükseliyor.
Sonra siz o kişinin yanına desturla giriyorsunuz.
Hiç bir kimse kendi çöplüğünde tavuk olmak istemez.
Özetlersem, galip gelmenin ilk şartı halkla kaynaşmaktır.
-------------------------
NOT: Yazıma alınganlık gösterenler oluyor. Ana maksadım bireysel değil genellemedir. "Birim başkanları" diyerek verdiğim örnekler olayı kişiselleştirmez.. Parti teşkilatı "Kim çalışıyor, kim çalışmıyor" anlamında topluca Tekirdağ´a hakim olacak ve her bir kurumu harekete geçirecektir. Kıyıda köşede kalmış adı sanı bilinmeyen birçok il müdürlüğü var. Ne müdürlüğü bilinir ne müdürü tanınır. Birim başkanlarından Aytekin Öklü aradı, oldukça üzülmüş, ama üzülmesin ben Kültür müdürlüğünün yıllardır bir eksene oturtulamadığına vurgu yapmak istedim. Kültür müdürlüğü yeni bir verimsizlik olayı değildir. Onun için Aytekin kardeşim üzülmesin. Kendisinin kendi biriminde çok hassas olduğunu, gayret gösterdiğini ve yakından ilgilendiğini biliyorum. Yani bu yazım bireysel değil, genellemedir.