Reşat Nuri GÜNTEKİN 1946 YILINDA Paris'e gider.
Manavdan arkadaşıyla armut alacakları zaman, arkadaşı, armutların iyilerini seçmek için kendisi seçmek ister fakat manav müsaade etmez.
Kibarca der ki; Beyim!.. Ben yıllardır bu işi yapıyorum, bırakın ben seçerim.
Arkadaşı der ki; "Bozuk ve çürük olmasın".
Manav : "Efendim, neden bozuk ve çürük vereyim, onların az çürük olanlarını marmelat yapmaları için lokantalara, çok çürük olanlarını da ispirto yapımına gönderiyorum. Hem benim mallarım sigortalı ve onu da siz ödüyorsunuz."
O zaman anladım ki, insanların ahlaklı olmaları, sadece kendilerinden ve dini inançlarından kaynaklanmıyor.
İçinde bulundukları ortam ve idare edildikleri sistem onları ahlaklı yapıyor.
***
Zaman zaman ümitsizliğe kapılsam da, içimde hep böyle bir ümidin çiçeği açmaya amade, bahar güneşi bekliyor.
Kim bilir?.. Belki bir gün bizde de olur.
Selam ve muhabbetle..
Yahya Kaptan