Stresle Yaşayan Bir Toplum
TOPLUMUN AKIL VE RUH SAĞLIĞI
Akıl ve ruh sağlığı bozuk olan bireyler, bedenen ne kadar sağlıklı olsalar da o kişilerin sağlıklı oldukları iddia edilemez. Sağlıklı oldukları iddia edilemedikleri gibi onlardan fikirsel veya eylemsel bir fayda da beklenemez. Çünkü insanın düşünce ve davranışlarını belirleyen, akıldır. Akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan bireylerin, temas halinde oldukları her şeye zarar vermeleri olasıdır. Mantığa uymayan davranışlar sergilediklerinde şaşırmamak gerekir. Toplumun bütünü için bu kişiler tedavi altına alınmalı ve akıl sağlıklarına kavuşuncaya dek toplumdan uzak tutulmalıdır.
Bazı zihinsel hastalıklar doğuştan gelir, bazılarıysa zamanla oluşur. Bizim konumuz; sonradan oluşanlar. Bu yüzden biz, akıl ve ruh sağlığı sonradan bozulan bireyleri inceleyecek ve onların varlıkları ile toplumu ilişkilendireceğiz.
Bir insan akıl ve ruh sağlığını neden kaybeder?
Türkiye´de bireylerin akıl ve ruh sağlıklarını incelediğimizde; ruh ve sinir hastalıkları hastanelerine sığmayacak kadar akıl ve ruh hastası olduğunu görürüz. Fakat bir ruhsal hastalıkla dünyaya gelmiş değil, hastalığını dünyada edinmiş bir sürü insan. Peki, nasıl oluyor da milyonlarca insan aynı hastalığa tutuluyor, nasıl oluyor da milyonlarca insan akıl sağlığını yitiriyor?
Asgari ücretin, açlık sınırının altında olduğu; fakir millet, zengin bürokratlar Türkiye´sinde yaşayabilmek, ödüllendirilmesi gereken bir başarıdır. Türk insanı, zenginleşmeye doymayan siyasilerin eline ve yoksulluk bataklığına düşmüştür. Öyle bir yoksulluk ki; yırtık ayakkabılar, bayat ekmekler, çatısından su sızan evler, işçi çocuklar ve küçücük evlere hapsedilmiş hayatlar? Düşünün; gece-gündüz çalışan fakat çocuklarının temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan bir baba! Maddi imkansızlıklar yüzünden okuyamayan çocuklar! Akşam yemeği için elinde tek bir malzemesi bile olmayan anne ve daha nice trajediler?
Bahsettiğim bu manzara, istisna değil; Türkiye´nin manzarasıdır. Şimdi cevaplayalım: Siyasiler, servetine servet katarken; delirmek, bizim için kaçınılmaz olan değil midir? Siyasiler bizim sayemizde dünyada cenneti yaşarken, bize düşen sefalet midir?
Normal ülkelerde, akıl hastanelerinde tedavi altına alınacak kadar akıl ve ruh sağlığı bozuk kişilerin Türkiye´deki sayısı bugün en az 10 milyondur. Ve bu gidişle bu sayı hızla artmaya devam edecektir. Devlet lideri olmak; süslü cümlelerle milleti edebiyata doyurmak değil, milleti huzur ve refah içinde yaşatmaktır. Bir millet fakirlikle kucak kucağa yaşıyorsa, suç devleti yönetenlerindir. Ayak yanlış yere basmışsa, ayağa kızmanın manası yok, ayağı yönlendiren kafadır!