Ülkemiz bir girdaba sürükleniyor gibi. Tehlikeli gelişmeler yaşanıyor Akdeniz´de. Öyle bir coğrafya ki; kırk tilki dolaşıyor etrafta, kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor. Dünyanın çivisi çıkmış...

Güne şehit haberleriyle uyandık. Siz ne zaman okuyacaksınız bilmiyorum ama ben bu yazıyı Pazartesi günü yazıyorum. Başlarken 6 şehidimiz vardı. İçim burkuldu birden. Beynim durdu adeta. Yine ateş düştü ocaklara. Şehitlerimizin acı haberleri ulaşınca ailelerinin yaşayacakları trajedi geldi gözümün önüne. Yakılacak ağıtlar, gökyüzünü sarsacak feryatlar, ciğerleri dağlayacak çığlıklar yankılandı ruhumun derinliklerinde. Kalem düştü elimden, kelam dondu dilimde. Bir zemheride yandı yine yürekler. Kendimi toplamaya, gözlerimdeki bulutları dağıtmaya çalışırken haber merkezleri şehit sayısının 8´e çıktığını söylüyordu. Yaralılarımız vardı. Onlar bari yaşasın diye dua ettim Tanrı´ya. Lanet olsun kana doymayan vampirlere, emperyalist zalimlere, çağdaş firavunlara. Şehitlerimize rahmetler, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Bir litre petrol kadar değeri yok insanın. Eşkiya kol geziyor mazlumların diyarında. Ekonomisi iyi olan kendini güçlü hissediyor. Güçlüysen de zaten hep haklı oluyorsun. Üç maymunu oynuyor en güçlünün yanında duranlar. Sırtlanlar gibi dolanıyorlar kıstırılan avın etrafında, bir parça kemik kapabilmek için. İnsaf, merhamet, vicdan ve erdem hak getire. Haçlı savaşlarını bilenler, Çanakkale cehennemini yaşayanlar için şaşılacak bir gelişme değildir elbette bu olan bitenler. Allah´ımızın; ? Eşref-i mahlukat?, yani ?yaratılmışların en şereflisi? diye övdüğü insanın, canavarlaşmış halidir karşımızdakiler, sefillerin de en alçakları. Alçak diyorum, gerçekten alçak bunlar. İdlip´de koordinatları daha önceden Rus´lara bildirilen ve muharip olmayan birliğimiz hedef alınıyor. Hani müttefiktik Ruslar´la? Ne oldu Astana, Soçi mutabakatları? Gülerek poz veriyorduk Putin´le kameralara. S-400´leri konuşlandırmaya çalışırken, F-35´lerden de olduk. Dış politikada kartların nasıl dağıtıldığını iyi kavramak ve ona göre tavır almak şarttır. Devletler arasında ne dostluklar, ne de düşmanlıklar ebedi değildir. Bütün ilişkiler milli çıkarlara göre şekillenir. Duygusallığa kapıldığınız anda zokayı yuttunuz demektir. Ben uluslar arası ilişkiler uzmanı değilim. Ama bir vatansever olarak ülkemin bekasını düşünmek mecburiyetindeyim. Çok net gördüğüm bir şey var; yapayalnızız. Böyle bir gidişattan ürküyorum. Cumhurbaşkanı´mız; ?Dünya 5´ten büyüktür.? Diye haykırırken en çok ben alkışladım. Fakat bırakın 5´i, Teksas´lı 1 hayduta bile engel olamıyorsa bu dünya , adımlarımızı atarken çok daha ince eleyip sık dokumalı, planlarımızı ona göre yapmalıyız. Çünkü diplomasi; sadece sosyo- politik zeka sahiplerinin ve deneyimli hariciyecilerin sayesinde kazanılabilecek bir satranç oyunudur. Yoksa her seferinde mat olmak kaçınılmazdır. Sakın kimse kuru cihangirlik ve hamaset maskesi takmaya kalkışmasın. Bu millet, tarihin kaydettiği en savaşçı, ordu millettir. Vatanı, bayrağı, dini, imanı söz konusu olduğunda kopan bir fırtınadır, yıldırımdır, kasırgadır. Ama bu devir, o devir değil. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Türkler artık 20 günlük paralı askerlik kuyruğunda. Araplar petro-dolar manyağı, ümmet ise siyonizmin oyuncağı oldu. Biz Şam´da Emevi camiinde namaza duracaktık, şimdi köyümüzde musalladaki kahramanlarımızın cenazelerinde saf bağlıyoruz. Yahu İran bile Rusya ve Esad´la beraber bize düşmanken ben daha ne diyeyim!? ?Kudüs benimdir, Mescid-i Aksa benim kutsal mabedimdir, Filistin benim toprağımdır.? diyerek mazlum Arap halkına kan kusturan ve Birleşmiş Milletleri Trump´la susturan İsrail´i herkesten önce ve hararetle, en çok Müslüman Araplar alkışlıyorsa ben size daha ne söyleyeyim? Sizce de bunlar çok tehlikeli gelişmeler değil mi?? Kendi göbeğimizi tek başımıza kendimizin kesme kararı? bizi içine düştüğümüz girdaptan kurtaracak tek yol mudur? Eğer başka seçenek kalmamışsa durum son derece ciddidir. Allah yardımcımız olsun.-----Ahmet Acaroğlu----