OYALI YAZMALARIMIZ
Oya; Oyalar ve oyalı yazmalarımız ne güzeldir, hoştur ve emektir. Kültürümüz ve bizimdir, bizdendir. Gah çimen üstüne serpilmiş papatya, gah gül dalında tomurcuk yahut gonca, gah küpeli çiçeği salkım salkım,kimisi hanımeli narin ve nazenin,bir başkadır göz süzüşü yazmada mor menevşe´nin!
İğne oyası, tığ oyası, mekik, firkete hepsi birbiriyle yarışır ve birbirinden alımlı. Masumiyet kokan sevdaların,verilen sözün nişanı olmuş oyalı yazmalar,oyalı mendiller.Sevgiyi yaşamanın yaşayabilmenin güzelliği ve canlılığı olmuş. Sevda kokmuş buram buram ve sevda tütmüş oyalı yazmaların ocağında. Bu yüzden yazmalar oyasız, oyalar sevdasız olmamış bizim ellerde!
Sitemin, hasretin edeple işlendiği gönül dilinin şiiri oya. Isparta´nın gül oyası, Bursa´da Sütçü Emine´nin karanfili,Trakya´nın gündöndü(ayçiçeği) oyası, Konya´nın ince iğne oyaları yazmaların,yemenilerin güzelliğine güzellik katmış.
Bir iğneye geçmiş ipliğin renk renk, duygu, çile ve aşk yüklü öyküsü olmuştur. Başların süsü, türkülerin esin kaynağı, sazın türküsü!
?Çemberimde gül oya/ Gülmedim doya doya?
?Ağlama yar ağlama;
Mavi yazma bağlama,
Mavi yazma tez solar;
Ciğerimi dağlama.?
? Oyalı da yazma başında/Aman kalem oynar kaşında?
Demişiz türkülerimizde ve türkü türkü işlemişiz oyaları, oyalarımızı! Sözün bittiği, itibarının olmadığı yerde oyalar söz olmuş, evlat hasretiyle yanıp tutuşan genç bir kadının çevresi tarafından suçlanıp, horlanması canını yakmış, yüreğini ağrıtmış kimseye anlatamadığı hoyrat anlayışsızlığa sitemini kırmızı biber oyası ile ifade etmiş. Acı biber ve acı sözü özdeşleştirmiş. Sözün bittiği yerde
yurdun, ağacıyla, dalıyla, çiçeğiyle halleşmiş, söyleşmiş ve nesilden nesile oya ile gönül dilini susturmamış hep söylemiş. Has söylemiş, öz söylemiş kadınlarımız, analarımız, genç kızlarımız, taze gelinlerimiz!
Bir toplum düşünün ki; yaşadıklarını iğne ve iplik yardımıyla içtenlikle aktarabilmiş. Bir toplum düşünün ki; maharetini, bağrından kopanları renk renk motiflerle ebedileştirebilmiş.
Bir millet düşünün ki oya ve yazmalarıyla geçmişten, geleceğe uzanabilmiş. Belki de bu yüzden insanı cezp eder, yüreğini ısıtır ve kıpırdatır oyalar, oyalarımız. El emeği, göz nurumuz onlar.
Onlarda bizim dağların sümbülü, kırların papatyası, yaylaların menevşe´si vardır. Onlar bizi anlatır biz onları!
Çeyiz sandığının vazgeçilmezi hala oyalı yazmalar. Kına gecelerinin, söz ve nişan bohçalarının olmazsa olmazıdır.
Manilerimize bile konu olmuş oyalı yazmalar.
?Yarim´in ince beli
Sarmayan olsun deli
Gelinim çok mutlusun
Başındaki papatyadan belli?
Gülay SORMAGEÇ