3 Mayıs´ ın önemi nereden geliyor?

Öncelikle Türkçülük için çile çekenleri saygıyla anıyor, vefat edenlere de Yüce Allah tan rahmet diliyorum. Bu yazıda amacım sadece Türkçülükle ilgili bilgi vermek değil, çekilen çileleri daha geniş topluluklara anlatabilmek için yapılması gerekenleri aramaktır. Bilindiği gibi Osmanlı Devleti´nin yıkılmasından sonra, "Benim hayatta yegâne fahrim servetim Türklükten başka bir şey değildir", "Doğuşumdaki tek fevkaladelik Türk olarak dünyaya gelmemdir", "Ne mutlu Türküm diyene !" gibi daha nice sözlerin sahibi olan M. Kemal Atatürk´ün önderliğinde ve tarihte GÖKTÜRKLER´ den sonra ilk defa "TÜRK" adıyla bir devlet kuruluyordu. Yeni kurulan bu devletin kuruluş felsefesini ve temelini "Türklük Şuuru - Türk Milliyetçiliği ve Türk Kültürü" oluşturmuştur. Tek devlet, tek millet, tek dil ve tek bayrak esasına "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" felsefesiyle kurulmuştur. Yani hem devletimizin hem de Cumhuriyetin harcı Türklük olup erken dönem Cumhuriyet çocukları bu şuurla yetiştirilmişti. Ama Büyük Atatürk ün vefatından sonra dış baskılara göğüs geremeyen hükumet eksen değişikliğine gidince işin başa düştüğünü gören milliyetçiler devletin bekası için kaleme sarılırlar. 1944´te Nihal Atsız dönemin başvekili Şükrü Saraçoğlu´na iki açık mektup yazar. Arkasından yaşananlar ülkemizi yönetenler açısından yüz kızartıcıdır. Nihal ATSIZ, Alparslan TÜRKEŞ ve Türkçü aydınlara yapılan zulüm, Türk gençliği tarafından şiddetle protesto edilmiştir. Gençliğimiz Devletimizin ve Cumhuriyetimizin temelinin Türkçülük olduğunun bilincindeydi. Dolayısıyla devlet ve Cumhuriyetin temellerinden Türkçülüğün çıkarılması kabul edilemezdi. Türkçülük milli bir şuur, milli bir davadır. 3 Mayıs 1944 olayları Milli benliğin en gür sesle tüm dünyaya duyurulmasıdır. 3 Mayıs, Zorla ırkçı yaftasına yapıştırmaya kalkanlara vurulan bir tokattır. 3 Mayıs, Baskıya, devlet eliyle zulme karşı ilk defa üniversitelilerin sokağa vuran tepkisiydi. 3 Mayıs Bu ülkeye komünizm de, milliyetçilik de gelecek olsa bile ancak biz getiririz diyen bir rejime karşı dur demektir. Bu nedenle 3 Mayıs mücadelesi; Nihal Atsız başta olmak üzere Alparslan Türkeş, Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan, Osman Yüksel Serdengeçti gibi mümtaz şahsiyetlerin bize bir emanetidir. Maalesef bu şanlı mücadele bugüne kadar halka tam anlatılamadı. Bu ülkede hala, Türk Milliyetçisi oldukları için tabutluklara doldurulan insanlardan hiç haberi olmayanlar var. Yıl dönümlerinde birçok kurum ve kişi tarafından coşkuyla kutlanan 3 Mayıs bir gün sonra unutulmaktadır. Bugün için 3 Mayıs´ı akademik, bilimsel olarak ele alan bir yayının bile olmadığını görmek hüzün veriyor. Üniversitelerde kürsülerin açılmayışı, Yüksek lisans ve Doktora tezlerinin verilmeyişi 3 Mayısa olan ilgisizliğin bir işaretidir. Uluslararası paneller, Türk dünyası müzik guruplarının gösterileriyle 3 Mayıs daha kalıcı hale getirilebilir. Türkçüler bir araya gelerek, 3 Mayısın resmi olarak anılması için baskı gurupları oluşturulmalıdır. Sonuç olarak, 3 Mayıs 1944 te yaşananları tüm Türk dünyası tarafından bilinmesi, Türkçüler açısından motivasyon kaynağı olacaktır. Ayrıca bazı mahfillerce Türkçülük üzerine yapıştırılmaya çalışılan Irkçılık ve Faşizm gibi yaftaların ebediyen silinmesine yardım edecektir. Bir daha da Türkçülüğü bu coğrafyada kimse mahkûm etmeye kalkışamayacaktır.