MERYEM TEYZE´M

Merhabalar! Size gerçek bir hikaye anlatacağım. Hikayemin kahramanı Meryem teyzedir. Onu hastanede tanıdım, sevdim ve oldukça etkilendim. Bana güç verdi. Kendisiyle fizik tedavi bölümünde ayni odayı paylaştık ve haliyle bolca muhabbet etme fırsatımız oldu. Meryem teyzem beni cok sevdi, ben de onu. Günler içinde sohbetlerimizi koyulaştırdık. Bir an geldi derdini anlatmaya basladı: Çocukları ve 48 yıllık hayat arkadaşı Recep amca hiç gelmemiş hastaneye ve bu duruma çok icerliyordu. Meryem teyzeyi pek gezmeye götürmüyormuş; öyle böyle geçivermiş yarım asırlık hayatları. Anlattığına göre Recep amca şimdi 70 yaşında, şekeri ve tansiyonu var. Bu yüzden yemeklere tuz atmıyormuş teyzemiz, tatlı birşey de yapmıyormuş. Eşinin iyiliği için uğraşıyor olsa da Recep amca kendi yemeğine tuz konmuyor diye içerliyormuş hanımına. Gel zaman git zaman Meryem teyze fizik tedavi için hastaneye geliyor. Yatalı birkaç hafta olmuş. Recep amca evde yanlız kalınca yemiş tuzlu yemekleri, tatlıları ve haliyle durumu da kötüleşmiş. Komşuları Meryem teyzeyi arıyorlar telefonla: Recep amcanin durumu kötüleşti ne yapalim diye? Teyze de doğal olarak ben hastanede yatıyorum beni neden aradınız ambulansi arasaydiniz ya! Diyor ama dayanamayıp, kapatın kapatın, en ararım deyip aramış ambulansı, adresi verip sağlık ekiplerini yonlendirmiş evine... Ambulans gelip hastayı alıyor ve onu da bir başka hastaneye götürüyor. Sonuc: İki hayat arkadasi farklı hastalıklarla farklı hastanelerde yatıyorlar şimdi. Bu iki güzel insana asırlık çınara acil şifalar diliyor ellerinden öpüyorum. Gelelim özel düşüncelerime! Oda arkadaşım Meryem teyzemden hayata dair güzel şeyler öğrendim... İnsanın bir eşi olmalı, o eşler birbirlerini sevmeli, saymalı. Ve hayatta birbirlerine bu hikayede olduğu gibi destek olmalılar. Ne demişler? Hayatın yarısı sensin, yarısı da eşin.