Ayrılıklar küçük aşkları bitirir fakat büyük aşkları güçlendirir; tıpkı rüzgârın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi.
İYİLER KAYBETMEZ KAYBEDİLİR
Yılların yorgunluğu sebebiyle yalnızlığın kuytu bir köşesine çöreklensen de bir süre sonra "İyilere yalnızlık yakışmaz." deyip oradan çıkmanın yollarını ararsın. O zaman gelin birlikte iyileşelim dostlar. Uzatın ellerinizi. Birlik olalım. "İyiler kaybetmez, kaybedilir." derler. Bence de öyle. İyi olduğunu düşündüğün sürece yalnızlığını dağıtacak bir şeyler ararsın. Yalnızlığını paylaşacak ruhların peşine düşersin. Bu ruhlara bir köprüyle erişmek istersin. . Bu köprü bazen okuduğun bir kitap bazen dinlediğin bir müzik bazen de izlediğin bir film olabilir. Bazen de bir şiirin tılsımlı dizesi dokunur ruhuna Simurg kuşunun kanadı gibi. . Bazen bir şarkının sihirli ezgisi kanatlarına alıp ulaştırır seni mutluluk limanlarına. Dinledikçe, "İşte bu tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım o duyguyu anlatıyor." dersin. Duygularımız çok çeşitlidir. Hüzün de bizim için mutluluk da. Umut da bizim için kuşku da. Hasret de bizim için kavuşmak da. Gurbet de bizim için sıla da. Gerçek de bizim için düş de. Bu saydıklarım bir ömür gölgemiz gibi peşimizdedir; onlarla içiçe yaşarız.
Her gece düşler kurarız. Her güne yeni umutlarla uyanırız. Bu hayatta daha güzel bir dünya için kurduğumuz düşler her zaman gerçekleşmez. "En güzel aşklar ve en güzel şarkılar bazen yarım kalır; gün olur buruk bir tebessümle mazi hatırlanır." şarkı sözlerinin ardından "Hava ayaz mı ayaz ellerim çeplerimde bir türkü tutturmuşum anlıyorsun değil mi?" şarkısını mırıldanırken Halil Cibran'ın Ermiş kitabındaki :" Neşeniz, maskesini çıkarmış kederlerinizdir." aforizmasını mırıldanarak ikileme düşüp susmamız da mümkün .
Aşk için halk ozanımız Aşık Veysel şöyle der: " Seversin, kavuşamazsın aşk olur. Ahmet Ümit de " Aşk, imkansızı ümit etmektir." der. Oysa her şey ne kadar da güzel başlar. O kadar mutlu anlar yaşarsın ki an gelir ayakların yerden kesilir. Mutluluğunu tarif etmeye yetersiz kalır kelimeler. Umduğunu bulamayınca üzülürsün. Suskunlaşırsın. "Her insanın - içinden uğurlayamadığı- bir gideni vardır." der kendi kabuğuna çekilirsin. Aslında bizi üzen sevdiklerimiz, değer verdiklerimizdir çoğu zaman. Hallacı Mansur'un dediği gibi " Bizi anlayanların bir gülü yeter." misali hüznünü içinde derinden yaşarsın. Sevdiysen incinirsin. Her olumsuzluktan etkilenirsin. "Bana ne?" diyemezsin. Oysa seni kör kuyularda merdivensiz bırakmıştır sevgili.. Giden sevgililerin gelmeyeceğini bilirsin ama külle örtülmüş bir köz gibi hep bir umut vardır kalbinin bir köşesinde.İnsanoğlu, gerçeklerin farkında olsa da kendini kandırabilme gücünü asla yitirmiyor. Issız bir köprüye bakarak : "Bekle ey köprü geçmese de yar ümidim var."diye mırıldanır durursun. "Ağlat Ağacı" filminde geçen şu replik beni çok etkilemişti. "Yaşadığımız ayrılık sayesinde aslında o kadar da önemli olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki hemen? Onu temel bir aydınlanma alanı olarak ele alabilsek daha iyi olmaz mı? İnanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir ve güzelliğe ve aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak, hazır olmak gerekmez mi? Genellikle her güzelliğin sonunda bir kopuş, bir ayrılık pusuda bekler. O yüzden başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara bizi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler olarak bakmak gerekmez mi?" Mevlana gibi "Hamdım, piştim, yandım." diyebilmek için yaşadığımız acıları hayırlı felaketler olarak adlandırmalıyız belki de... "Büyük acılar kadar bizi olgunlaştıran bir şey yoktur." der Musset. Seneca ne güzel demiş "Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." diye. Bence ayrılıklar da aşka dahildir ve ayrılanlar hala sevgilidir çünkü ayrılıklar küçük aşkları bitirir fakat büyük aşkları güçlendirir; tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi. İlk okuduğum romanlardan olan ve beni derinden etkileyen ve belki de edebiyatı sevmeme neden olan Jack London'un "Martin Eden" romanını bu hafta tekrar okumaya başladım ve bu romanın filminin de çekildiğini öğrenir öğrenmez onu da bulup izledim. Çok duygulandım ve sonra da bu satırları sizlerle paylaşmak geldi içimden dostlar. Sevgiyle kalın.