Tekirdağlılar,çocukluğumuz,anılarımız.

Yaşlanmış olsam da, bedenimi değiştirse de geçen zaman! Çevre ile birlikte bizde neler değiştirmedi ki? Zaman Eskisi gibi masum değil mesela.. Ne çocukluğumun Luna parkları,ne kukla oyunları.. Merdivenler vardı mesela.. Sahile inerken sol tarafında Çay bahçesi iki katlı gibi Yaz akşamlarının vazgeçilmeziydi çocukların. Annelerini zorlar bir olur komşularla oraya gidilir,bir yandan çekirdek çitlenir öte yandan çocuklar kukla oyunu izlerlerdi. Mutluydu Tekirdağın insanı.. Tarsalımız vardı mesela biraz zenginler orada yaparlardı düğünlerini.. Orta halliler de Sezen düğün salonunda.. Ordu evinde de düğün yapılırdı.. İskelesinden balık tutardık istavritinden çinekopuna kadar. Rusyadan ya da doğu bloku ülkelerinden gemiler gelince bizleri iskeleye sokmazlardı o zaman da çok kızardık. Bizim gençliğimizde sahil boyunca denizde bir pembelik oluşmuşsa anlardık ki Fransız şilepleri Şarap fabrikasından şarap alırlardı. (Fransız şarabının meşhurluğu nereden geliyor sanırsınız) O zaman da biz denize giremezdik. Altınova(sonradan olma) dan Sahil un Fabrikası önüne kadar deniz bir kaç gün pembe olurdu). Tarsal ile iskele arasında Lunapark kurulur,Fok balığından ipteki cambaza,sihirbaza kadar bulunurdu. Tekirdağ insanı buralarda vakit geçirirken Merdivenlerin tam karşısında da Dörtler restaurant vardı,orada da yerli turist ve yabancılar takılırdı. Merdivenler ile Restaurant arası alana Kiraz festivali zamanı sahne kurulur, geceleri de konser verilirdi. Hafta sonları ise bir başka heyecan olurdu çünkü maç sevenler Tekirdağsporun maçına, Deniz isteyen sahile ve Belediye plajına giderdi. Bilirmisiniz Belediye plajını, tahta iskelesi,ağaçlar altında kabinleri ve büfesi.. Otobüs garajının tam karşısında toprak yoldan inilirdi oraya. Vesselam mutluydu Tekirdağın insanı,kimse demezdi neden onda var da bende yok. Tekirdağ Namık Kemal Stadı çakıllı toprak zemini ile nelere sahit olmadı ki. Yağlı güreşler,Festivaller, Maçlar. Güreşlerde o zamanın Başpehlivanları Kara Ali, Babaeskili Nazmi Uzun,Malkaralı Fehmi,Ordulu Mustafa ve ve dünya güzeli Kel Hüseyin bizim unutulmazlarımızdı. Sezon açılış maçlarına Fener,Beşiktaş,G.Saray takımları gelirdi,tabi bizim paramız olmadığı için bilet kuyruğunda bir abiye boynu bükük bakınca bizi önüne katarsa girerdik içeri.Yada Duvardan atlardık. Hiç unutmam Duvardan atlamada ustalaşmıştım, buna güvenerek hiç duvardan atlamamış bir arkadaşımı da ikna etmiştim.Atlayacağımız duvar Silolar tarafında kale arkasına yakın bir yerdi.O tarafta duvar dibinde bir görevli olsa da genellikle yukarıda tuvaletlere yakın olurdu.Ben arkadaşımı önden atlamasını istedim önce o girsinki iş garanti olsun ben nasıl olsa atlardım. Arkadaşıma son taktikleri veriyordum -Görevliyi kontrol et yukarı tarafta ise hiç korkma atla o senin arkandan gelmez Arkadaşım, -Tamam dedi ama bir türlü atlamıyor kafasınıda geri çekmiyordu. Meğerse görevli duvarın tam arkasında bizi duyuyormuş. Arkadaşım kafasını uzattığı gibi bastonu boynuna geçirmiş.Zor kurtuldu ve arkadaşım benimle uzun bir süre konuşmadı. Mutluydu Tekirdağlım,herkes birbiri ile selamlaşırdı, Çiftlikönü Berberi Salih abiyi,Pazarcı Hikmeti,Direkler altı Lale pastanecisini,Peynir Helvası satan Melek Pastanesini,Akçeşmedeki Kahveci Rasim Agayı, Serezli İbrahim abiyi, Goli Mustafayı,Bakkal Fahriyi tanımayan yoktu, Paran olmasın önemli değil sonra verirdin. Heyhat biz öyle mutluyduk işte. Hasırlar üzerinde büyüdük, aynı tencereye kaşık salladık, Annelerimizin kuzine sobaların gözünde ekmek,üstünde pişirdiği kuru fasulye tadını unutmak ne mümkün, mutluyduk perşembe akşamları radyo tiyatrosunu dinlerken. Huzurluyduk,gaz lambası altında ders çalışır büyüklerin neşeli muhabbetlerini,pilli radyolardan da arkası yarınları dinlerdik. Şimdi ise; Huzur desen!!onuda bırakmadık.. Üfürükten yel kapar hale gelip bir güzel sağlığımızı da bozduk! Hani büyük sevgiler yaşatmıştık ya gönüllerimizde tükettik onları! hepsini bitirdik Ne toprağındaki karpuzuna sahip çıkabildik, ne de ağacındaki kirazına. Ne denizinde balık bıraktık ne de gökyüzünde kuş.. Kınalı Yapıncak, Pembe Çavuş,Hafız Ali isimleri ile anılan Üzümlerimiz nerde şimdi. Ne de gülen yüzler kaldı sokakta Zaman acımasız,zaman zor ne arkadaş bıraktın ne de anı. Böyle değildi Tekirdağım.. Biliyorum geri gelmez o günler ZAMAN geçiyorsun geçmesine de Sen mi bizi bitirdin Biz mi seni BİLEMEDİM... Kusurum varsa af ola. (Bir başka anıda buluşmak üzere saygı ile)