...GERÇEKLER VE KADİR ALBAYRAK!

Bölgesel kalkınmada Belediyelerin rolü oldukça önemlidir. Bu yüzden Belediyeler her zaman halkın gündeminde ilk sıralarda yer alırlar. Belediyelerin yaptığı ya da yapacağı projeler vatandaşın yaşam kalitesini uzun yıllar etkileyecektir. O yüzden seçim dönemlerinde vaatler oldukça önem taşımaktadır. Vatandaş bu vaatlere göre oyunun rengini belirler ve inandığı kişiye görev verir. Seçim dönemlerinde adaylar da seçilebilmek için de oldukça gayret sarf ederler. Aylardır süren koşturmanın yanında ciddi bir bütçeyle halkın karşısına çıkarlar. Kendilerinin en doğru aday olduklarına halkı ikna etmeye çalışırlar. Seçimler olur halkın takdir ettiği kişi 5 yıllığına görevi alır. Bu süre zarfında aday olduğu bölgeye neler yapılabilir, kaç proje hayata geçirilebilir? İşte bu kritik soruların cevabı göreve geldikten sonra netleşir veya rafa kaldırılır. Aslında bu Belediye gerçekleri ile hayallerin ve vaatlerin çarpıştığı andır. Hal böyle iken biz bu kitapçığın tamamını yapacağız diye başlayan yolculuk göreve geldikten sonra siyasi taklalar, sorumluluğu üstünden atmalar ile tam bir Belediye panayırına dönüşmektedir. Vaatlerdeki bu düzeysizlik yüzünden siyasi sözün manasızlığı daha da perçinlenir. Siyasiler itibar kaybeder. Bizim Trakya halkı samimidir, saftır. Söylenene inanır destekler ve sabırla bekler. Fakat aradan birkaç yıl geçince adayın oy devşirme adına yaptığı salvoları acı şekilde fark eder. Süslü vaatlere inanan halkımız ?Bizde insan gibi yaşayacağız, yaşam kalitemiz artacak nihayet? hayali alt üst olur.  Önce aday başkan olur, sonra bölgesinin altına üstüne getirir. İnsanlar kaldırımda dahi yürüyecek yer bulamazlar. Tüm şehir harabe ve savaştan çıkmış vaziyettedir. Halk perişan, esnaf birikimini satarak hayata tutunmaya çalışır. Sonra bir bakmışsın yıllar sonra kazılan yerlere asfalt atılmaya başlanır. Dedik ya bizim insanımız samimidir, saftır diye hemen alkışlamaya başlar. ?Helal olsun başkan, bak belediye çalışıyor?? Gibi sevinç naraları atı verirler.  İşte buna Stockholm sendromu yani Türkçesi Sana barbarlık uygulayana aşık olmak denir.   Sormak ve sorgulamak bizlerin asli görevidir. Nerede bizim kırmızı boyalı metromuz diye sormamız gerekir Nerede bizim deniz otobüsümüz diye gündemden düşürmemiz gerekir. Kültür Merkezlerimiz?(Hatta olanı bile düzeltemiyoruz. Yılmaz İçöz sahnesinde Emre Kınay´ın çektiği ve medyada derin yankı bulan fotoğraflar bırakın yapmayı olanı düzeltemediğimizi göstermiyor mu?) Yalana, halkı kandırmaya ne gerek var? 5 Yılda bunların yapılamayacağınızı bile bile neden insanlar kandırılır? Bu insani midir? Ya da bunu ahlaki olarak açıklamanın bir yolu var mıdır? Peki bu kadar yalana neden tevessül edilir? Tabii ki Trilyonluk bütçelere hâkim olmak için? Siyasi beka ve beklentiler için? Ağa ağalığını devam ettirecek, gariban garibanlığına devam edecek. Düzen değiştirmeye geldiğini söyleyenler düzenin cevval bekçileri olacak. Ağa, parasına para katmak için ne imar tanıyacak ne yasa. Kendisi zaten çeşmenin başında... Allah gözünüzü doyura. Bu noktada mezarlık kapısında yazan ?Her canlı ölümü tadacaktır.? Aklıma gelir Ağalar bu kadar parayı nereye götüreceksiniz? Arkanızdan duaları kazandığınız paralarla değil Tekirdağ bıraktığınız eser ve hizmetlerle alacaksınız. Hayaller ile gerçeklerin kesiştiği noktada Sn. Albayrak´ı anmadan geçemeyeceğim.  Saygılarımla.