Bir öğretmenin hatıraları arasında…

HÜRRİYET İÇİNDE DİSİPLİN / 2 Eylül 1990 Tezatlı bir ifade gibi görünmekle beraber bu başlık aynı zamanda insanoğlunun yaradılışını da yansıtıyor. Hem hürüz, hem binbir zincirle bağlı.Hesaplar,planlar,ümitler,beklentiler.Başıboşluklar,neşeli düzensizlikler,eğlence, gezme tozma ve tembellikler. Hangisi bize göre..Hepsi veya hiçbirisi.Sonu"Baş dönmesi ve uçurum."Topu topu bir iki kiloluk bir beyin istiyor diye nelere katlanılıyor ve neler için? Ne oyunlar oynuyoruz kendimize ve başkalarına.Gözümüzün önünde gözlerimiz yaşlanıyor,yüzümüz,ellerimiz buruşuyor,dişlerimiz çürüyor,saçlarımız ağarıyor,dökülüyor,kanımızın akışı yavaşlıyor,organizma gücünü kaybediyor,ama beyin ile sinirlere hükmeden "nefis dediğimiz binbir suratlı" hep canavar,aç,yalancı,dönek.Nefsi gemleyecek tavır, "hürriyet içinde disiplin"dir. BÜYÜKLER BÜYÜMÜŞ VE KÜÇÜLMÜŞLER / 4 Eylül 1990 Çocuklar ve biz; biz ve onlar.Benim istediğim gibi olmaya mecburlar mı?Ya ben yanılıyorsam?Peki başıboş mu bırakmalıyım? Denge nerede? Güvenmeli,ara sıra uyarmalı.Sevmeli,sohbet etmeli,hoş tutmalı.Ara sıra onların yerine kendimizi koyarak "Biz çocuk olsaydık ana ve babamızdan nasıl davranışlar ümit ederdik?"Küçükken neler hoşumuza gider,neler gitmezdi? Hem bugün şartlar da değişik. Başarı,kaderle iç içe.Beyin zora gelmiyor. Hür olmalı. Sadece uyuşmasının,tembelleşmesinin önüne geçilebilir beynin. O da gün ışığında,ferah,inandırıcı açıklama ve hoşgörü ile olur. Korkutmadan,ürkütmeden,yıldırmadan,paniğe kapılmadan,akıllıca. ARADIĞINI BİLMEK VE BULMAK / 6 Eylül 1990 İçimde bir ses, konuşuyor da konuşuyor : "Sen ne istediğini biliyor musun?Senin için insanların yeri ve değeri ne? Kendi kendine yetemez misin,neyin peşindesin, yolun doğru mu eğri mi? Derinlik ve samimiyet yeterli mi? Daha hoşgörülü olsan kıyamet mi kopar? İnsanlarla iyi iletişim kur,yakınlarını sevindir,onları hayata bağla. İşlerini çok tehir etme. Günlük,haftalık,aylık,mevsimlik,yıllık,2,3,4,5.yıllık planlamalar yap, hedefler tayin et.Kendini de başkalarını da suçlama.Akraba ve yakın tanıdıklarını bir aylık fasılalarla aramayı vazifelerin arasına al. Çok samimi olmak da ölçüyü kaçırmaktır;soğukluk da.Öyleyse ölçülü bir samimiyet,efendilik içinde yaşamalı." YENİ DÖNEME HAZIRLANIRKEN / 8 Eylül 1990 Hangi yeni döneme?Hayatımız her an eskiyor,her an yenileniyor.Yenilendikçe eskimeyi,eskidikçe yenilenmeyi fark ederek mi yaşıyoruz? Şu sözler hep beğendiğim bir ifade olmuştur: "Her sabah dünya yeniden kurulur. Her sabah taze bir başlangıçtır." Bu sözün benzeri çok önceleri Yunus'ta var:"Her dem yeniden doğarız / Bizden kim usanası."diyor.Kendimizi her an yeni durumlara,şartlara,gelişmelere,olumlu veya olumsuz haberlere,binbir çehreye ve sese uyum sağlayabilecek bir esneklik içinde tutmamız gerekiyor. Bir nevi karakter sporculuğu. Kızmadan,darılmadan,sıkmadan,zamanı günde 25 saate çıkararak.Beklerken,başka meşguliyetler bularak. Güne bir gün öncesinden en geç sabahleyin karar vererek uyanmalı.Gülümsemelerle,yardımlarla,konuşarak ve devamlı moral alıp moral vererek yaşamalı. Hem kendimizi hem yakınlarımızı denetlemeli,zararlar giderilmeli,sızma ve kaçaklar düzeltilmeli. İÇİMİZDE VE DIŞIMIZDA / 22 Aralık 1990 "Yenilmesi gereken ilk düşmanlar; öfke ve umutsuzluktur."diyor Fransız gavuruAlain. Kendini idare etmesini öğrenmek,güzel yaşamanın şartları arasındadır.Bu alanda ilk yapılacaklardan biri de sakin ve sabırlı olmayı başarmaktır. Öfkeli davranışlar,sağlıklı karar vermeyi engeller.Zira aklımız ve mantığımızın yerini asabilik ve heyecan almıştır.Gözlerimiz ateş saçmakta,kaslarımız gerilmekte,kaşlarımız çatık bir yay halinde oktan kirpikleri atacak hedef aramaktadır.Halimiz bir avcının omzundaki şahinle kol gezmesine benzemektedir.Durum gergindir ve yatışmaz ise hiç iyi olmayacaktır. "Öfkenizin ateşini, sabrınızın suları ile söndürünüz."diyen Peygamberimizi burada hürmetle hatırlıyoruz. "Sabır acı meyvesi tatlıdır."sözünün sahibi halkımız da "sabreden derviş, muradına ermiş"gerçeğini dile getirenler de bize bu konuda yol göstermektedir. AH BİZ İNSANLAR / 28 Aralık 1990 "Başkası düştü mü, çürük tahtaya basmasaydı, deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük çıkmasından şikayet ederiz."diyor CenabŞehabeddin.Kendi kusurumuzu kabullenme hususunda ne kadar cimriyizdir.Yanıldığımızı anlamamız için o şeyden zarar görmeyi bekleriz de önceden fark edip tedbir almak hem işimize hem de aklımıza gelmez. Halbuki bir durum karşısında onunla ilgili ön bilgilere sahip olmakta fayda vardır.Hazırlıklı bulunmak insana daima güven verir.Ayağımızı nereye bastığımızı biliyoruzdur. Gafil avlanan kimdir?Bugünden yarını hesap etmeyen,gündelik yaşayan ve sık sık telaşa kapılan. Olanı biteni anlamak,kendi hayat dairemiz içindeki sayısız çizgileri iyi tanımak ve ona göre bir şuur dünyası kurmak zorunda olduğumuzu unutamayız. Kabahatlerimizin ilk sorumlusu biziz. DÖNEMDEN DÖNEME, MEVSİMDEN MEVSİME / 3 Nisan 1991 Ortanca oğlum diyor ki:"Ben de gençlik dönemine girdim.Benim de öfkelerime, isyanlarıma, kafa tutmalarıma, meydan okumalarıma katlanacaksınız.." veya ben öyle anlıyorum. Küçük şehzadede de arasıra dönem alametleri görülüyor,sesi yükseliyor.Bu arada biz de kırka doğru yavaşlamayan bir gidişle yol alıyoruz. Cahit Sıtkı:"Geç farkettim taşın sert olduğunu" derken bir çok insanın yaşadığı ve yaşayacağı hali anlatmış.Acaba taşın sertliğini erken fark etmek mümkün mü?Farkedemeden hayatı terk edenler de oluyor mu? "Üstüste sorular soru içinde,akıl olmazların zoru içinde."Günden güne beklenmedik hallerle karşılaşa,öğrene,didine,sabrede.Yumağı çözmeye, yeniden sarmaya uğraşıyorum."Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk" olan garip bir hayatın ortasında kendi rengimi bozmamaya dua ederek. KENDİM VE BAŞKALARI / 30 Nisan 1991 Acaba kendimi gerçek çehremle olduğum gibi tanıyor muyum?Bu soruyu sormakta geç mi kaldım yahut bugünkü manasıyla sormamış, düşünmemiş miydim? Galiba olduğum değil olmak istediğim ben ile yıllarca bir arada yaşadım;gerçek ve özlenilen yan yana. Hangisi önemliydi?İkisi de. Ama birisi vardı,diğerinin olması isteniyordu.Başkaları da var idiler:Zaafları ve meziyetleriyle. Bir de yazdıkları ile kendilerinden beklenenlerle. İşte tel burada kopuyor:Kendim ve başkaları. En yakınlarımdan en uzak tanıdıklarıma kadar herkes yıllarca yanımda,yöremde yaptıkları ve söyledikleriyle varlıklarını gösteriyor, adeta "Biz buyuz" diyorlar. Acaba ben de "Bende buyum,sizden bir şey beklemeye hakkım yok.Kendimden beklediklerime de sadık kaldığım sürece yaşamaya hakkım var!"demekte biraz geç kalmadım mı? ALLAH'TAN HAYIRLISI / 17 Mayıs 1991 Yılların özlemi.Kaybolan yıllar.Tekrar başlayış.Allah'ın yüksek paye verdiği ilim yolunda uykusuz geceler..Her seferinde cahilliği yeniden farkediş,"bilmediğimi bilir" olduğum sayısız tereddütler,bunalışlar,düşünüşler.Hoca sevgisi ve saygısının tekrar zirvelere çıkışı. "Alimin uykusu,cahilin uyanıklığından iyidir." sözüne layık olmanın sorumluluğu ve Allah'tan hayırlısı.Akşama doğru yazıyı tamamlayalım! Ya Allah, Bismillah! Allah'a dayanan pişman olmaz.Sıkıntı çektim,zorlandım ama mahcup olmadım.17 Mayıs 1991 Cumaöğleden sonraki mülakat imtihanından çıktığımda "Dr." unvanına layık görüldüm ifade edildi. Yıllardır özlediğim bu ilmi paye nasip oldu, hamdolsun.Türk dili ve meseleleri üzerinde artık mesul biri sıfatıyla bilgilerimi artırmam,konuşma ve yazmalarıma daha da dikkat etmem gerekiyor.Tevazuyu ikiye katlamanın zamanıdır. Allah'tan hayırlısı olsun, şükürler olsun. BİR DELİKANLIYA CEVAPTIR / 18 Mayıs 1991 Ne mutlu ki kaybetmedim. Sevinebilirsin. Kurtuldun. Artık her gün 9-10 saat uyuyabilirsin.Uyanıkken de saatlerce boş oyalanabilirsin. İnsaf fukarası çocuk. Ben sizi ne zaman 6-7 saatten az uyuttum? Ne zaman ne kaybettim de sizi azarladım. Eğer istemeye istemeyekızılmış ve nadiren azarlanmış gibiyseniz, sebepler meşhurdur ve bellidir. 1. Sözünü tutmamak:Biriki saat izin alıp, üç, dört saat ortalarda görünmemek ve ancak çağırıldıktan sonra gelmek 2. Ders çalışma planına uymamak 3.Birbirinize karşı anne ve babanızın yanında son derece gergin ve sert davranmak 4.Eşyaları düzenli ve temiz kullanmamak, çok dağınık ve perişan olmak 5. Geleceğinizi düşünme konusundaki bir yığın uyarıma rağmen çok rahat ve plansız davranmak,heyecan duyup bir başarma yarışının içine girmeden sınıfta ilk on kişiden biri olmakla yetinmek 6. İngilizce ve Türkçe çalışmalarını ciddiye almamak 7. Problem çözme mantığımızı ve genel kültürümüzü geliştirmemek 8. Annenizin sizin için uğraşmalarına rağmen onun işini kolaylaştırıcı yatak düzeltme,sofra hazırlama,dış ihtiyaçlar için gidip gelme işini aksatmak hatta yapmamak 9. Televizyonda haberleri ve önemli belgeleri seyretmeyip ilkokul ve hatta okulöncesi çağı çocukları gibi çizgi filmleri aşamamak 10. Kendini yeteri kadar ciddiye almamak,alelacele yaşamak,sık sık kendini hesaba çekmemek. İşte böyle oğlum,baban kırkına merdiven dayarken doktor oldu ama senin o yaşlarda profesör olmanı istiyor. Allah yardımcınız olsun inşallah. 23 Temmuz 1991 / İNSANLAR BİR ALEMDİR.. Kızma, darılma, şaşırma, üzülme, sabret, ibret al, sus ve düşün. İşsizlik,avarelik sıkıntıların,üzüntülerin önemli sebepleri arasında yer alıyor.Karar verme sıkıntıları yaşamanın,yönlendirmeyi başkalarından beklemenin de bunda payı var.Günün,haftanın,ayın,mevsimin,yarı yıl ve senenin planından hayatın dönemlerine,değişen durumlara göre kısa ve uzun vadede tedbirlere gitmek lazım. Yapılması gerekeni tehir etmemeli,hep seyirci durumunda kalmamalı,mutlaka ilgilenecek işler bulmalı,kararlar vermeli,not almalı, uygulamaya koymalı.Çok şey istememeli,kanaatkar olmalı,ailece sağlıklı olmak için huzura,gıdaya dikkat etmeli,her şeye kızmamalı, zamanı iyi kullanmalı.Allah'tan hayırlısı. İRADE VE GÜVEN / 14 Ekim 1991 Bugün ne yaptığını bilenler yarın ne yapacağını da bilmezlerse ip kopar.Önemli olan yenilik ve devamlılıktır. Her sabah gülümseyerek uyanmalı,güne besmeleyle başlamalı,kimselere darılmamalı,yardıma ve desteğe ihtiyacı olanla ilgilenmeli.Alıcı olmaktan çok fedakarlık yoluna girmeli. Alınganlık,ümitsizlik,şaşkınlık yanlış tavırlardır.İyimser,hoşgörülü,sakin ve sabırlı,güvenilir ve dost gönüllü davranmalıdır.Her şeyde bir hayır vardır.Yarın pişman olabileceğin bir hali bugünden görebiliyorsan sen iyi düşünen bir insansın. Kafanda,defterinde,müsveddelerde detaylar,ihtimaller ve zaman tünelleri içinde tahminler yap, çareler ara!..Darılma,kızma,kınama,çok söyleme,ümitsizliğe kapılma. YIKILAN PUTLAR YAHUT GÖNLÜMDE YIKILANLAR / 21 Ekim 1991 Kuzeyde putlar yıkılırken şaşırıyorsun.Ya senin içindeki putlar?Kimlere güvenmişim yakınmalarını bırak.Can çıksa da huy çıkmazmış.20 sene önce insanların huyu suyu başka mıydı?Ya kırk yıl önce 1951'de? Sen doğmadan.Kendi aranızdaki meseleler başkalarını ilgilendirmezmiş. Bazıları sadece istismar etmeyi bilir. Bu mu güven veren adam?Etrafına bak.Köleleştiriyor, yanıltıyor, genç enerjilerden faydalanıyor,küsüyor,vaktini öldürüyor,duygusuz,bencil, övülmeye doymamış tavırları bitmiyor. Çık bu fasit daireden.Çok yaklaşma.Kaybolduğunu sandığın zamanı belki de kazanmışsındır.En güvenileceklere bile güvenmemeyi öğrenmek az şey midir? Affetme ve unutma! Bu kin değil hesap sorma ve adalet aramadır. Yeni çevreler yeni simalar bul.Belli bir yere mensubiyet izlenimi vermek zorunda değilsin.Belirli aralıklarla arayabileceğin kimselerin listesini yap.Dinle ve anlat yeni şeyler öğren.Kızma,haset etme, dedikodulardan uzak dur,çocuklarının ve evinin geleceğini düşün. Hızlı ve sağlam karar ver.Sitemsiz ve nazik ol.Sen haklısın, yanıltmadın.Yanıltan yalınır.Güzellikle dostluğunu sürdür,pişman olma sen insansın.Allah büyüktür. KAVGAN KİMİNLE ? / 22 Ekim 1991 Küsüyorsun,kızıyorsun,şaşırıyorsun,hisleniyorsun;beğenmiyorsun,uyuşuyorsun, iyi veya kötü niyetlerden işkilleniyor, şüpheleniyorsun;acıyorsun, zihnindeki düşüncelerle manen kirleniyorsun; bekliyorsun, bekletiyorsun; arıyorsun, bulamıyorsun; dağıtıyorsun, topluyorsun; hoşlanıyorsun, bıkıyorsun; yoruluyorsun, koşuyorsun; hop oturuyor hop kalkıyorsun; yıllar akıp gidiyor, duymuyor, dinlemiyorsun, zamanın sesini işitmiyorsun. İnce hesaplar yaparım diyorsun, yapamıyorsun.Plan diyorsun arada kaybolup gidiyorsun. İhmal üstüne ihmal noktasında kündeye geliyorsun.Hafızanı iyi kullan. "Kapılar kalmasın kilitli / Odalar kalmasın sağır /Dilinde adım güzeldi ey çocuk / Beni bir daha çağır !" Bu çocuk kim?Ben miyim?Çocuklarım mı?Öğrencilerim mi?Aynalardaki yalan üstüne yalan mı?Allah'ım sen bilirsin. "OKUMAK, ANLAMAK VE ZEKAYI TERBİYE ETMEK" / 16 Aralık 1991 O kadar da kolay değil.Bir kere okuduğumuz ürpertici,uyandırıcı olacak.Zihninizde ışıklar yanacak,sönecek,yanacak.Durup düşünecek bir daha okuyup altını çizecek ve sonra keşfinizden dolayı gururlanacaksınız; Siz iyi eserden anlarsınız!...Yeni bir bakış var mı okuduğunuzda?Üslubu,grameri,kelimeleri güzel mi?Kelime dağarcığı zengin mi?Yer yer kafanızı karıştırıyor ve elma ağacı gibi sizi silkeliyor mu? Harcadığınız zamana değmiş mi?Başkasına da hararetle tavsiye ettiniz mi?Gözünüz gibi saklıyor musunuz? Ara sıra tekrar okuyor musunuz? Bir yeşil tarafınızı daha yenilir lezzete ulaştırdı mı?Meğerse bilmediğiniz daha neler mi varmış? Necip Fazıl boşuna uğraşmıyor."Soğu ey terli kemik / Dinlen ey yanık tuğla / Fabrikam mühendisin kaçtı. / Ya dur ya patla!.."