Enez Mektubu

Bulgaristan'a sevgili ağabeyim Şevket Kurt ile 1980 yılında gitmiştik. Orada bana en çarpıcı gelen Keşan kadar bir kentte 3-6 yaş grubu çocuklar için 22 adet anaokulunun bulunmasıydı. İnanılmazdı. Hatta hepsinde çocukların seviyesine göre kapalı ve ısıtılan yüzme havuzu vardı. Etkilendiğim bir başka konu da Haskova Hükümet Meydanı'nın araç trafiğine kapalı oluşu idi. Koca meydana bisiklet bile giremiyordu. Meydanda dolaşırken sadece yoğun insan trafiğinin ayak seslerini duyuyordunuz. Bu sesler benim için çok önemli bir çağdaşlık göstergesiydi. *** 10 yıl kadar önce bir arkadaşımla yine Bulgaristan'a, ama bu defa Kırcaali'ye gittik..1980 yılında gördüğüm bir barajı yine görmek istedim. Gittik gördük. Hava kararmak üzereydi. Kesemize uygun bir otel aramak için acele etmemiz gerekiyordu. Barajdan ayrılmadan önce orada bulunan, bütün baraj gölünü gören, ilginç mimarisi ile "Bize uzak...Yaklaşılmaz"diye yorumladığımız harika bir otelin fiyatını öğrenmek ve birazda yakından görmek amacıyla resepsiona gittik. Fiyatı sorduk. 2 kişilik bir oda 50 Avro idi.. Şaşırdık ve tekrar tekrar sorduk.. Çok hesaplı idi. Otelde kaldık. Akşam yemeğinde bu düşük fiyatın acısını çıkaracaklarını düşündük ama orada da mastikalı, şapiska salatalı, bol balıklı yemek için kişi başına 15 er Avro ödedik. Avro 3-3,5 TL, leva 60-70 kuruş falandı.. Dönüşümüzde herkese Bulgaristan'ın ne kadar ucuz olduğunu bu örneklerle ballandıra, ballandıra anlattık. *** 2 gün önce bir zaruret nedeniyle 1 günlüğüne yine Bulgaristan'da, Haskova'daydım. Hükümet meydanı yine araç trafiğine kapalı idi. Ama o kadar boştu ki o özlediğim ayak seslerinin yarattığı armoniyi duyamadım. Ayrıca yollarda giderken gördüğüm araç trafiğinin yoğunluğunun azlığından, köylerden geçerken rastladığımız tek tük insanlardan vardığım sonuç Bulgaristan'ın boşalmış olduğu idi. Bulgarlar yetinmemişler ve tüm AB ülkelerine dağılmışlardı.. Bu azalan nüfus Haskova Hükümet Meydanı'ndaki yoğunluğa ve ayak seslerine de yansımıştı. *** Bu defaki seyahatimizde, sıra, bir otel arayışımıza geldiğinde birkaç denemeden sonra bulduğumuz en ucuz sayabileceğimiz bir otelde geceledik. Yani aynı otelde 10 yıl önce 100-120 TL ye kalabilecekken geldiğimiz ekonomi seviyesinde, kişi başına 50 Leva karşılığında 500 TL ödemek zorunda kaldık. Yemek de yedik. Yine kişi başı 15 Avro civarında bir hesap ödedik ama ne var ki Avro artık 3 TL değil 18 TL idi. Bulgaristan'da değişen bir şey yoktu. Değişen bizim yere çakılan ekonomimizdi. İki ayrı zamanda yaptığımız Bulgaristan seyahatinin bizde yarattığı travma ile Ülkemizin nereden nereye geldiğini bizatihi gördük ve yaşadık. Bizlere10 yıl önceki mutluluğu çok gören beceriksizleri bildiğimiz usullerle ve yüksek sesle andık. Ömrümüzün son demlerini çalanlara lanet olsun.