BATICI JAKOBENİZM VE DİNSEL JAKOBENİZM!
Fransız jakobenizmin tarifi şöyledir: Toplumdaki değişikliklerin yöneticilerce tepeden inme buyruk ve yöntemlerle yapılmasını uygun bulan görüş, kısaca dayatmacılıktır. Daha Türkçesi, “ Sakın ha sen düşünme, kafanı yorma, senin yerine biz düşünürüz, yeter ki benim sözümden dışarı çıkma!” anlayışıdır.
***
Buna ilginç örnek Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’dır. Vali Tandoğan, 1944 yılında milliyetçi görüşün o yıllardaki temsilcilerinden Osman Yüksel Serdengeçti’ yi şu cümlelerle azarlayacaktır:
"Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin vazifeniz çiftçilik yapmak, askere çağırdığımızda askere gelmek..."
Ancak; insanoğlu çoğu kez ya kendi isteğiyle jakobenliği benimsemiştir veya problem olmasınlar diye yasalarla terbiye edilmişlerdir. Ülkemizde bugün bu tip insanlarla dolup taşmakta, ancak, bu Kur’ an’ ın ruhuna ve özüne aykırı bir hal oluştururken ilme, fenne ve düşünmeye dair yüzlerce ayet emri de by-pas edilmektedir. Başbakanın “haşhaşiler!” benzetmesi biraz da bu yönden ele alınmalı.
***
Sevdiğim ağabey bildiğim bir büyüğüme, “ Aday olacak mısın?” diye sual ettiğimde hayli düşündürücü cevap aldım: “ Biz büyüklerimize danışmadan, onlardan olur almadan kendi kendimize karar veremeyiz, vermeyiz!” Tasavvufi bir silsile açısından bu görüş belki doğruydu ama tekke, dergâh sistemi içinde kalarak siyaset heves etmek çok yanlıştı. Siyasete giriyorsanız, girmeyi arzu ediyorsanız artık mürit olmaktan çıkacaksınız; çünkü ikisinin bir arada olmayacağını, yürümeyeceğini çok önceden bilmek zorundasınız. Sultan Fatih de dergâha mürit olmak istemiş fakat Hocası, “Sen devlet adamı olacaksın” diyerek isteğini geri çevirmişti.
***
Gerçek tasavvuf ehli dergâhları bundan tenzih ediyorum, maksadım sahteleridir. İnsanın kendi iradesiyle karar vermemesi, müstakil düşünmemesi olacak şey değil, bu Kur’ an’ ın özüne, ruhuna her zaman aykırıdır; aksi halde birileri çıkar der ki, ayetlerimiz önce şeyhlere, efendilere geldi de sonra bizlere mi intikal ediyor? Hayır, sevgili okurlarım! Şu ayet bizi o tür sıkıntılardan kurtarmaktadır:
Bakara/242 - “İşte akıllarınız ersin diye, Allah size ayetlerini böylece açıklıyor.”
***
Ben İmam Hatip Lisesinde okudum ve bu arada çok defa da o tür cemaatlere gidip geldim. Adap ve usullerden haberdarım. Mürit olanların kendilerini bir kuru yaprak misali görmeleri ile jakobenizm arasında -itiraf edeyim- önemli bir fark göremedim, göremiyorum. Birinde tepe otoriterlerinin memleket insanını yönlendirmesidir, diğerinde dini liderlere kayıtsız şartsız itaattir. Her iki halde de özel akıl, özel yorum ve özel irade kullanımı söz konusu değildir.
Nitekim onlar memleket meselelerini konuşmazlar, tartışmazlar, gazete, televizyon takip etmezler… Kendilerine tahsis edilen yolda ve ruhta yaşamaya alıştırılmışlardır. Irak işgaliyle, Mısır’la, Kerkük’le, Kıbrıs’la, Doğu Türkistan, Kırım, Kafkaslarla alakasız olmaları bundandır.
Yani, jakoben anlayış esas itibariyle siyasetten ya da dergahtan, her nereden gelirse gelsin insanımızı aktif unsur olmaktan çıkarmaktadır. Bilmiyorum, bu anlamda sözü edilen haşhaşilikle jakobenizm arasında bir fark görebilmekte misiniz?